Sekiz ayda 3 farklı cezaevine sevk
Fotoğraf: Pixabay

Sekiz ayda 3 farklı cezaevine sevk

Mahpus Emin Fidancı sekiz ay içerisinde, yeni açılan üç cezaevine sürgün edildi. Fidancı mektup göndererek hak gasplarını yazdı.

Eylem NAZLIER
İstanbul

Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinden mahpus Emin Fidancı sekiz ay içerisinde, yeni açılan üç cezaevine sürgün edildi. Fidancı tarafından  gönderilen mektupta, “Başka cezaevine gönderilmek demek eşyalarımızın büyük bir kısmına el konulması demek ve yeni açılan bir cezaeviyse uzun süre en zaruri ihtiyaçların karşılanmaması,  belli bir süre sıkıntılar, yokluklar yaşamak demektir” dedi. Konuyla ilgili konuştuğumuz Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)’nden Berivan Korkut ise, zorla sevklerin mahpuslar ve aileleri için ciddi ekonomik sonuçları doğurduğunu aktardı.

‘ŞARTLAR HİÇ BU KADAR KÖTÜLEŞMEMİŞTİ’ 

Fidancı yaşadıklarını mektupta şu şekilde aktardı: “Hiçbir sebep ya da ihtiyaç olmadığı halde Eylül 2016’da hepimizi Siverek’ten Urfa 2 No’lu T Tipi hapishanesine göndermişlerdi. Orada sadece dört ay kaldıktan sonra da bu sefer 31 Ocak 2017’de 14’ü kadın toplam 35 arkadaşı yeni açılan Elazığ T Tipi Kapalı cezaevine gönderdiler. Orada da kısa bir süre kaldıktan sonra bu sefer burası açıldı ve 20 Nisan 2017’de topluca buraya getirildik. Sadece sekiz ay içerisinde açılan üç yeni cezaevine gönderdiler.” Farklı cezaevlerine sevk edilmenin çeşitli sorunları beraberinde getirdiğini ifade eden Fidancı, “Başka cezaevine gönderilmek demek çıplak aramaya maruz kalmak demektir. Her bir başka cezaevine gönderilmek demek eşyalarımızın büyük bir kısmına el konulması demektir ve yeni açılan bir cezaeviyse uzun süre en zaruri ihtiyaçların karşılanmasından bize belli bir süre sıkıntılar, yokluklar yaşamak demektir. Çok değişik cezaevlerinde kaldım ama genel anlamda hapishane koşullarının bu kadar kötüleştirildiğini hiç bir dönemde görmedim” dedi.

‘CİDDİ EKONOMİK SONUÇLARI VAR’

Mahpusların zorla sevk edilmesinin birçok sorunu da beraberinde getirdiğini söyleyen CİSST’den Berivan Korkut, “Mahpuslar sıklıkla son dakikada, sevk kararının kendilerine bildirildiğini, eşyalarını bile toplamaya fırsat bulamadıklarını belirtmektedirler. Eşyalarını toplayabilen mahpuslara da sıklıkla ring aracında yer olmadığı için eşyalarının kendilerine sonradan gönderileceği söylenmektedir. Eşyalarının kendilerine gönderilmediği veya postayla gönderilen eşyalarının posta ücretinin kendilerinden istendiğini belirten mahpus başvuruları da azımsanmayacak sayıdadır” diye konuştu. Korkut, derneklerine yansıyan en ciddi sorunlardan birinin de sevk edilen mahpusların gönderildikleri hapishanelerin girişlerinde çıplak aramaya tabi tutulmaları olduğunu belirtti. Zorla sevklerin mahpuslar ve aileleri için ciddi ekonomik sonuçları doğurduğunu aktaran Korkut, “Örneğin mahpusların en temel ihtiyaçları olan kantinden satın aldıkları buzdolabı, televizyon, vantilatör ve semaver gibi malzemeleri sevk esnasında yanında götürme hakkına sahip değildirler. Bu nedenle mahpus gittiği her hapishanede bu eşyaları yeniden, ücretlerini ödeyerek almak zorundadır.” dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Haziran 2018 17:37
www.evrensel.net