Seçimleri konuştuğumuz Çiğli'de öne çıkan gündem işsizlik ve yoksulluk

Fotoğraf: Dilek Omaklılar/EVRENSEL

Seçimleri konuştuğumuz Çiğli'de öne çıkan gündem işsizlik ve yoksulluk

Çiğli'de seçimleri konuştuğumuz gençler, pazardaki yurttaşlar ve tekstil işçisi kadınlar, kötü çalışma koşullarını, işsizliği ve yoksulluğu anlattı.

Dilek OMAKLILAR
Bulut FİLİK
İzmir

24 Haziran seçimlerine az bir süre kala ilçelerde halkın nabzını tutmaya devam ediyoruz. İzmir’in Çiğli ilçesi bu defaki adresimiz. Organize Sanayi Bölgesinin de bulunduğu Çiğli, işçilerin ve emekçilerin yoğun olduğu ilçelerden biri. Çalışma koşulları, ekonomik sıkıntılar bir de işsizlik en temel sorun. Kahvelerde görüştüğümüz gençlerin hemen hepsi işsizlikten ve  eğitim politikalarından şikayetçi. İktidardan yapılan ‘İş beğenmiyorlar’ açıklamalarına da tepkili gençler: “Mesaileri arttır, ücretleri düşür, sonra da ‘iş beğenmiyorlar’ de.”

Öğlen arasıda bir araya geldiğimiz kadın işçiler, saydığımız sorunlara bir de kreşi ekliyor.

“Çocuğumu güvenle bırakabileceğim ve daha ucuz bir kreş istiyorum” diyor kadın işçiler.

İşsizlik, hayat pahalılığı, çalışma koşullarının kötülüğü... Sorunlar arka arkaya sıralanıyor. Her konuşan kadın “Artık gitsin” diyor, ama kafalarında da sorular: “Herkes şikayetçi, asgari ücretten şikayetçi, hayat pahalı diyor da neden hala tepemizde, nasıl oluyor bu?”

‘7 BİN ÖĞRENCİ MAĞDUR EDİLDİK, BEN NASIL ERDOĞAN’A OY VEREYİM’

Bir kahvede, gençlerle konuşuyoruz. Burası Afyon ve Uşak’lıların yoğun olarak geldiği bir kahve. Gençler oylarını kime verecekleri konusunda netler ama partilerin politikalarına dair soru işaretleri çok. En büyük dertleri işsizlik. İşsizliğin sorumlusunun ise Suriyeli mülteciler olduğunu düşünüyorlar. 19 yaşındaki genç, “Suriyelilere hak verileceğine, önce bizlerin iş gücü arttırılabilir” diyor. ‘FETÖ’ ile ilişkisi oldukları gerekçesi ile kapatılan üniversitelerden biri Gediz Üniversitesi. Okul kapatılınca öğrenciler de farklı illere dağıtılmış. O öğrencilerden biri Cem. Ondan dinleyelim: “FETÖ’cü değildik, bir anlaşmazlık sırf bizim okuldaki 7 bin öğrencinin eğitim hayatına mal oldu. Beni İstanbul’a verdiler. Ama Dokuz Eylül’de misafir öğrenciyim. Bu sene tekrar sınava gireceğim.” Bir de soruyor: “Mağduriyete bakın. Ben nasıl Erdoğan için oy kullanayım ki” diyor.

Fotoğraf: Dilek Omaklılar/EVRENSEL

ÜCRETLERİ DÜŞÜR, ‘İŞ BEĞENMİYORLAR’ DE

Bir başka genç ile konuşuyoruz. Ailesinin CHP’li olduğunu ancak kendisinin İYİ Partiye oy vereceğini söylüyor: “Ülkenin başına Akşener gelmeli. Kadın politikacı görmek istiyorum.” CHP’ye oy vermemesini ise şöyle anlatıyor: “CHP artık eskisi gibi değil. HDP ile birleşmeyi düşünen bir parti bence artık Cumhuriyetçi değildir.” 22 yaşındaki Halil ise milliyetçi olduğunu ancak ırkçı olmadığını söylüyor. Halil HDP’nin barajı geçmesini istemediğini söyleyip ekliyor: “Demirtaş’ın adaylığını koyması espri gibi.  Mecliste istiklal marşı okumayanın orada işi olmamalı.”

Çiğli’nin Merkezi Hergele Meydanına gidiyoruz. Burada bir çay ocağında oturan gençlerin çoğu işsiz, kimisi de sanayide bir fabrikada çalışıyor. Aralarında makine mühendisi olup işsiz olan da var, CMS jant ve makine sanayide çalışan da. Kitap satarak geçimini sağlayan da var, tekstil işçisi de. En büyük dertleri işsizlik. “Suriyelilerin gelmesiyle işsizlik arttı” diyor Ali Hasan ve ekliyor: “Bu onların suçu değil tabii ki.”

Sık sık iktidardan yapılan ‘iş beğenmiyorlar’ yönündeki açıklamalara da tepkili Ali Hasan: “Çok normal değil mi? Saatleri, mesaileri arttırıp ucuza çalıştıracaksın, ben o işi neden beğeneyim ki. Haklı olarak beğenmiyoruz.”

Emrah ise işsizliğin yanına bir de eğitimi ekliyor: “Bu ülkede 5 kişiden biri işsiz, ben de işsizim. Tekstil fabrikasında çalışmıştım iş güvenliği adına hiçbir şey yok. Boya işi yapıyordum, eldiven dahi yoktu, zaten maske taksan neye yarayacak. Bununla ilgili bir şey söylemek istesen en yakınındaki bile yanında durmuyor.” Adaylardan ise talepleri var Emrah’ın. Bir kere “seçilecek aday işçinin yanında olmalı” deyip ekliyor: “İş güvenliği konusunda adımlar atmalı. Üretimi artırmak için baskı kurmak çok kolay. Devlet politikası patrona vermiş yetkiyi, bizler ise köle gibi çalışıyoruz.”

‘KAŞIKLA VERİP KEPÇEYLE ALIYORLAR’

Oradan ayrılıp bir başka kahveye doğru yol alıyorz. Söz ekonomiden açılıyor. “Yaşam kalitesi arttı ama buna ulaşmak sıkıntı. Alım gücü düşüyor” diyen vatandaş, asgari ücretle geçimin zor olduğunu belirtiyor. “Herkes seçimlerle ilgili bir şey söylüyor ancak hepsi yalan. Kaşıkla verip kepçeyle alıyorlar” diyen vatandaş müjde diye açıkladıklarının rüşvetten başka bir şey olmadığı dile getiriyor. Bir başka vatandaş ile konuşuyoruz. Daha önce hiç CHP’ye oy vermemiş, ama şimdi Muharrem İnce’nin kazanmasını istediğini söylüyor: “Önceden CHP ye vermemiştim ama İnce, Kılıçdaroğlu’ya göre daha iyi bir lider. Sorunlara güzel değiniyor, en çok etkilendiğim söylemi ‘teknolojiyi gelistireceğim’ demesi. İlk kez vereceğim ama önceden de başka alternatifimiz yoktu, verdik gitti bir başkasına.”

‘BİR İKİ FABRİKA SATILIYOR, NE ÖNEMİ VAR BUNLARIN’

Yavuz AKP’li olduğunu söylüyor. AKP döneminde fabrika yapıldığını iddia ederek ekliyor: “Ben babalarımdan, dedelerimden duyduklarımı söylüyorum. AKP döneminde bir sürü şey yapıldı. Hastane yapıldı, herkesin ev almaya gücü var bugün. Kredi çekerek de olsa TOKİ’den ev alıyorlar. Bir yere gitmek istediğimizde herkesin altında bir araba var. Fabrikalar, AVM’ler yapılıyor. Bir iki fabrika satılıyor da ne önemi var ki bunların” diyor.

Kürt soruna söz geliyor, şunları söylüyor Yavuz: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devam etmesini istiyorum. 16 yıldır iktidarında çözülmeyen kürt sorunu var ama o giderse de çözülemez ki, başka biri gelirse yine AKP çizgisinde olmalı.”

'KREDİ KARTI PARA DÖNDÜRMÜYOR'

Bu kez Çiğli semt pazarındayız. Pazarcılara işler nasıl diye soruyoruz. Bir pazarcı anlatıyor:

“Para dönmüyor pazarda. Millet kredi kartı kullandığı için nakit dönmüyor. Seçimden de umutsuzum, zam yağmuru gelecek. Hangisi gelirse gelsin.” Fiyatların çok normal olduğunu belirten bir kadına ise seçime dair beklentisini sorduğumuzda, “Başımızdakini çok seviyorum. Kalsın. Daha ne yapsın. Hastanesini, okulunu her şeyi yapıyor. Bu adam daha ne yapsın devam etmeli” diyor. Asgari ücretten memnun olmayan bir başka kadın seçimlerde oy kullanmayı düşünmediğini belirterek “Sadece kandırılıyoruz” diye konuşuyor.

‘SURİYELİLERE PARA VERİYORLAR’ HER YERDE

Mehmet ise AKP’li. “Şimdiye kadar bunlar gibi tek başına iktidar olan yok” deyip ekliyor:

“Yüzde 54 ile geliyor. Kesin gelecek. Ben ülkenin bu halinden çok memnunum. Geçmişi gördüm ben, eskiye nazaran çok daha iyi. Eskiden çok fakirdim, banane diğerlerinden.”

Ülkücüyüm diye söze giriyor diğer yurttaş. MHP’ye tepkili, “Başbuğ ama, Bahçeli gibi değil. Konuşuyoruz ama çözüm yok. Ben oy kullanmayacağım, boş kullanacağım. Kim gelirse gelsin bir şey olmuyor” diyor. Bir başkası ise yaşanan çoğu sorunun müsebbibi olarak Suriyeli mültecileri gösteriyor. Her gün çeşitli kaynaklardan yayılan ‘Suriyelilere para veriyorlar’ söylemini tekrarlayıp ekliyor: “Suriyelilere her ay 1.300 para veriliyor, emekliye ise daha yeni bin lira veriyor, harçlık verir gibi. Madem bu kadar gücünüz var. Sen Suriyelilere veriyorsun da neden diğerlerine vermiyorsun.”

TEKSTİL İŞÇİSİ KADINLAR: ‘ARTIK GİTSİN’

Fotoğraf: Dilek Omaklılar/EVRENSEL

Son durağımız ise, Çiğli Organize Sanayi Bölgesi. Tekstil işçisi kadınların yanına uğruyoruz başlarken konuşmaktan çekinen kadınlar, sohbet ilerledikçe açılıyorlar. Seçimden kimi umutsuz, kim gelirse gelsin işçilerden yana bir şeyin olmayacağını düşünüyorlar. Kimi Muharrem İnce’den yana, aileden gelen CHP’lilik dolayısıyla. Sorgulayıp anlatıyorlar; çalışma koşullarını, çalışma saatlerini, çocuğa bakımın ne kadar zor olduğunu... En çok da kreş ihtiyacını konuşuyorlar.

CHP’li olduğunu söyleyen kadın işçi alıyor sözü: “Çocuğumu güvenle bırakabileceğim daha ucuz bir kreş istiyorum. Devlet kreş hakkı veriyor ama 36 aydan sonra yararlanabiliyormuşuz, ama benim oğlum daha yaşına yeni girecek, beklemem gerekiyor.”

Diğer kadın işçi ise işsizlikten şikayetçi. Kötü çalışma koşullarına rağmen çalışmak zorunda olduklarını söylüyor: “Çoğumuzun eşi işsiz, işten bir şekilde çıkarılmış ya da iş bulamayan var. Biz de mecburen evimizi geçindirmek için buralardayız. AKP olmasın artık. İşsizlik bitmiyor.” Diğer işçi kadın biraz da sinirlenerek giriyor araya: “Taşeronum ben ve hiçbir parti bizi düşünmüyor. Hangisi gelirse gelsin hepsi kendi koltuğunu düşünüyor. Kullanmak için kullanacağım oyumu. Hiçbirine inancım yok.”

Suriyeli işçiler kadın işçilerin de dilinde, bir yandan kızmak istemiyorlar ancak “İşimizden oluyoruz onlar yüzünden” diyor biri diğeri ise arkasından, “Savaşın mağdurları onlar aslında suçları yok” diyor. İşsizlik, hayat pahalılığı, çalışma koşullarının kötülüğü... Sorunlar arka arkaya sıralanıyor. Her konuşan kadın “Artık gitsin” diyor, ama kafalarında da sorular: “Herkes şikayetçi, asgari ücretten şikayetçi, hayat pahalı diyor da neden hala tepemizde, nasıl oluyor bu?”

www.evrensel.net
ETİKETLER ÇiğliErken seçim