Yeni anayasada işçinin de sözü olmalı

Yeni anayasada işçinin de sözü olmalı

Yeni anayasa süreci en çok işçileri ilgilendiriyor. Çünkü sadece ekonomik ve sendikal haklar açısından değil, Kürt sorunundan mezhep çatışmalarına kadar Türkiye’nin yaşadığı ne kadar sorun varsa bunlar fabrikalarda karşılık buluyor. Ve her türlü bölünme, işçilerin haklarının daha da ger

Muzaffer Özkurt / Erdem Geyik

Fabrikalarda yaşanan bölünmeler, işçilerin büyük kısmının sendikasız olması ve işçilere öncülük yapması gereken sendikaların sessizliği işçilerin bir bütün olarak anayasa yazma sürecine müdahale etmesinin önündeki en büyük engel. Bu nedenle anayasayı işçiler bir bütün olarak değil, parça parça ele alıyor. Ya da anayasa talepleri, hükümet ve muhalefetin açıklamaları üzerinden konuşuluyor. Bu nedenle “İşçilerin anayasada yer almasını istediği talepler ne?” sorusu çoğu işçi tarafından sessizlikle karşılanıyor.  

İŞÇİLER SENDİKALARINI ZORLAMALI

Sendikalı bir işçi şunları söylüyor: “Sendikaların bu alana dair bir çabaları yok. Bu nedenle hükümetin ve Başbakanın söylemleri işçiler arasında kabul görüyor. Örgütsüz işçilerin durumunun daha da vahim olduğunu düşünüyorum. Buna karşı öncelikle sendikalı olan işçiler tabandan sendikalarını zorlamalılar.”
Kurultay çalışmasına katılan sendikalı işçiler, sendikalı ve sendikasız işçiler arasında birliğin sağlanmasının önemine dikkat çekiyor. Bunun için de kıdem tazminatını örnek gösteriyorlar. İşçiler sendikalı ve az çok kurallı çalışılan işyerlerinde kıdem tazminatının kaldırılması girişimlerine tepki olduğunu, sendikasız ve kuralsız çalışılan işyerlerinde ise işçilerin çoğunun, hükümetin propaganda ettiği gibi “AKP yeni bir hak veriyor” diye baktığını aktırıyorlar.

Kurultay çalışmasının önemine dikkat çeken bir işçi “Çok insana ulaşamadık ama daha geniş çevreye ulaşmalıyız. Anayasayla ilgili işçilerin her koldan aydınlatılmaya ihtiyaçları var” diyor.

İŞÇİ SİYASET YAPMALI

Kurultay komitesi, sanayideki yaşanan sorunların çözümü için işçilerin birliğini sağlamayı hedefliyor. Bunun için etki edebildiği, ulaşabildiği tüm fabrikalarda Türkiye’de yaşanan sorunları tartışmaya açıyor. Bu çalışmalar sonucu pek çok fabrikada sendikal örgütlenme başlamış. İşçilerin birliği konusunda az da olsa ilerleme kaydedildiği de belirtiliyor. Ancak komitede yer alan ileri işçiler, işçiler kendi siyasetlerini yapmadan bu birliğin yayılamayacağı görüşündeler. Ekonomik taleplerin gerçekleşmesi için de, verilen mücadelenin demokrasi mücadelesiyle birleşmesinin zorunlu olduğuna dikkat çekiyorlar. Komitede yer alan işçilerden biri şunları anlatıyor: “Fabrikalardan başlayarak tüm işçileri ortak taleplerimiz etrafında bir araya getirmeliyiz ama en önemlisi demokrasi sorununu mutlaka işçilerle tartışmalıyız. Bunu yapmadan ilerleyemeyiz çünkü iktidar bizi siyaseten yönetiyor ve haklarımızı de elimizden böyle alıyor.”

Kurultay çalışmalarına katılan başka bir işçinin anlattıkları oldukça dikkat çekici: “Bizim fabrikada her yöreden işçiler var. Patronun tüm söylemlerine karşı ortak tavır alıyoruz ama hükümetin politikalarına karşı aynı tutumu alamıyoruz. Hükümetin politikası işçiye zarar veriyor ama tüm işçiler bunu görmüyor. Din, mezhep, ırk ayrımları bizi sınıf birliğinden uzaklaştırıyor. Bu yüzden ortak talepleri öne çıkarıp ama Türkiye gerçeğini de görerek birleşmeye çalışmalıyız. Aslında şimdiye kadar bu yönde kurultay hariç hiç çalışma sürdürmedik. Bu çalışmayı devamlı kılarsak işçiler birleşir.”

TALEPLER BELİRLENDİ

Kurultay açısından bu birliğin sağlanması için önemli adımlarından biri yeni Anayasa süreci. Kurultay komitesi işçilerin Anayasa taleplerinin ortaklaşması ve bu taleplerin hayata geçmesini sağlayacak bir mücadeleyi hayata geçirmek için çalışmalarını hızlandırdı. Öncelikle fabrikalarda bu konuyu tartışmaya açan Kurultay Komitesi, yapılan görüşmelerin ardından temel ortak talepleri belirledi.
Bu talepler şöyle özetlenebilir:
*İş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınması, iş cinayetlerinin yaşanmaması için denetimin yapılması ve iş cinayetlerinden sorumlu patronların cezalandırılmasının anayasal güvenceye alınması.
*Kağıt üzerinde yer alan ancak işçiler tarafından özgürce kullanılamayan sendikalaşma hakkının güvence altına alınması.
*İnsanca yaşanacak ücret ve çalışma koşullarının sağlanması anayasada yer almalı.
*Eğitim, sağlık ve emeklilik hakkı, hak eşitliği, temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması.

İMZA KAMPANYASI BAŞLADI

Yapılacak çalışmalar ışığında bu talepleri daha da zenginleştirmeyi hedefleyen Kurultay Komitesi, taleplerin Meclis0e iletilmesi için ve tüm işçiler arasında duyurulması için imza kampanyası başlattı. Eylül ayı sonunda ise tüm partilerin milletvekillerine katılım çağrısı yapılacak bir anayasa forumu düzenlenmesi kararı alındı. Kurultay komitesinde yer alan işçiler bu çalışmalarla işçilerin kendi talepleri etrafında birleşmesi için bir adım daha atılacağını düşünüyor. Bunun için de imza kampanyasını örnek veriyorlar. İmza kampanyası sayesinde fabrikalarda AKP, CHP ve MHP’ye oy vermiş işçilerle oy verdikleri partilerin anayasa sürecindeki tutumu ve işçilerin taleplerini daha rahat tartışılabiliyormuş. Kampanyayı sürdüren işçilerden biri, kendi fabrikasından edindiği deneyimi şöyle aktarıyor: “İşçiler önce mesafeli duruyor. Ama anlatınca yaklaşıyorlar. AKP ya da başka bir partiye oy vermiş olan işçiler de imza atarak destek veriyor. Hatta imza topluyorlar. Benim çalıştığım işyerinde hemen herkes AKP’ye oy vermişti. Ama kampanyayı anlatınca biri hariç hepsi imza attı.”

MAHALLE TOPLANTILARI YAPILACAK

Kurultay komitesi, anayasa çalışması için imza kampanyası ve forumun yeterli olduğunu düşünmüyor. Daha fazla işçiye ulaşabilmek için bildiri ve afiş çıkarmayı, küçüklü büyüklü bilgilendirme toplantıları ve paneller yapmayı da hedefine koymuş.
Komite, daha fazla kişiye oluşmak için fabrikalarda sürdürülen çalışmaları, yine ağırlıklı olarak işçilerin oturduğu mahallelere de taşımaya başlamış. Şu an 5 mahallede imza kampanyası sürdürülüyor. Komite, bölgede bulunan sendikaları ve yöre derneklerini ziyaret ederek anayasa çalışmasına katılmaya çağıracak.

TEMEL BEKLENTİ ÜCRETLERİN YÜKSELTİLMESİ

Sendikalı bir metal fabrikasının işyeri temsilcisiyle konuşuyoruz. Seçimlerde AKP’ye oy vermiş. Anayasa sürecini konuştuğumuz temsilci, hükümetten işçi hakları konusunda memnun değil. Anayasa sürecini takip etmediklerini anlatan temsilci, “Siyasi gelişmelerle pek ilgilenmiyoruz. İşyerimizde 14 kişilik bir komite var. Bu komite sadece sendikal haklarımızla ilgileniyor. İşyerinde bir sorun varsa buna müdahale etmeye çalışıyor” diyor. Çoğu işçinin AKP’ye oy verdiğine dikkat çeken işçi, fabrikada hükümetin eleştirildiği tek konunun kıdem tazminatının kaldırılmasına ilişkin girişimleri olduğunu söylüyor. Sendikalı olduktan sonra belli haklar elde ettiklerini ancak ücretlerin hâlâ çok düşük olduğunu anlatan temsilci, işçilerin temel beklentisinin ücretlerin yükseltilmesi olduğunu dile getiriyor.


KURULTAYI DEVAM ETTİRMELİ VE SONUÇLARINI BİRİKTİRMELİYİZ

Binali Tay*

DERİ-İŞ’in mücadele geleneği Kazlıçeşme’den bu yana süre geliyor. Kölelik koşullarının yaşandığı o dönemlerde örgütlenmeye başlayan ve giderek Türkiye’de ki sorunlara eğilen bir gelenek yakaladı. Deri fabrikaları Tuzla sanayi bölgesine taşındığında da aynı geleneği sürdürdü. Sendikamız, örgütlülüğünü sadece ekonomi talepler üzerinden yürütmüyor. Türkiye’deki gelişmeleri demokratik tüm talepleri içerisine alan bir örgütlenme içerisinde. Özelikle günümüzde sadece ekonomik taleplerle örgütlenmek çok zor. Bu nedenle Türkiye’deki tüm gelişmeleri işçilerle mutlaka paylaşarak örgütlenme ve birleşme çalışmaları sürdürüyoruz.
3 dönemdir AKP iktidarda. Baskı, zulüm ve hak gasplarının çokça yaşandığı bir dönem oldu. Bir yandan Kürt sorunu çözülmek bir yana daha da derinleşti. Ülke savaş süreci yaşıyor. Neredeyse tüm komşu ülkelerle savaşa gireceğiz. Bir yandan da linç girişimleri, tutuklamalar, işten atmalar, sendikasızlığın dayatılması gibi saldırılar yaşanıyor.
Bu sürece sendikalar ve işçiler gerektiği gibi müdahil olmadı. Gerek sendikalardaki bürokrasi, gerekse siyasi partilerin etkisinden kurtulamayan sendikalar bu duruma seyirci kaldılar.
Böyle bir ortamda AKP yeni anayasayla ülkeyi demokratikleştireceğini söyleyerek politika yapıyor. Türkiye’nin gerçek muhalif gücü olan sendikalar ise bugün sesiz durumda. İşçiler sendikalarına gerekli baskıyı uygulamaz, ya da oy verdikleri partilere kendi taleplerini dayatmazlarsa işçilerin taleplerinin anayasa-da yer alması zorlaşacak. Bugün işçilerin de kazandığı mevziler vardır ve bunlar mutlaka kullanılmalı.
Örneğin, Cumhuriyet tarihinde ilk kez işçiler Mecliste kendi
sorunlarını tartışma, basın açıklaması yapma şansını buldular**. Bu da işçilerin, ezilen halkların seçtikleri milletvekilleri sayesinde oldu.
Tuzla’da örgütleme yapmak ve işçilerin birliğini sağlamak için Deri-İş Sendikası elinden geleni yapıyor. Örgütlü örgütsüz işçilerin birleşmesi ve sendikalaşması için hangi iş kolundan olursa olsun çaba harcıyor. Kurultay bunun bir örneğidir. Sorunların ortaklaşmasını sağladı. Bunu devam ettirmek ve sonuçlarını biriktirmek durmadayız.

İŞÇİLER MUTLAKA SİYASET YAPMALI

Biz Deri-İş olarak bu doğrultuda hükümetin baskıcı politikalarını işyeri temsilciler toplantısında tartışıyoruz ve bir genelge hazırlayarak bunu işyerlerinde tartışmaya açıyoruz. Fabrikalarda bu tartışmaları sürdürerek işçilere dönük tüm saldırılara karşı birleşme ve mücadele çağrısı yapıyoruz. Suriye meselesinden tutun da Kürt sorununa kadar bir çok meseleyi işçilerle konuşuyoruz. Hükümetin her bölme parçalama ve baskı politikalarını işyerlerinde işçilerin gözüyle ve çıkarları doğrultusunda tartışıyoruz. Bu yeterli midir? Değildir elbette. Ama işçilerin mutlaka politika yapmalarını sağlamalıyız. İşçilerin emekten yana siyaset yapan partilere yönelmeleri, birliği sağlamak bakımından çok önemlidir.

HÜKÜMETİN ANAYASASINDA İŞÇİ YOK

Sendikalar sadece toplusözleşmelerdeki bir iki tartışmayla gündeme geliyor. Bu, ülkedeki demokrasi için yeterli bir çalışma olamaz. Sivil demokratik bir anayasa için tüm işçileri talepleri etrafında birleştirmeliyiz. Bu çalışmaya meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini katmamız gerekir. Özellikle işyerlerinde işçilerin Türkiye’deki demokrasi sorunundan kıdem tazminatına, iş güvenliğine kadar hem fikir olarak hareket etmesi gerekir. Bunun sağlanması için kurultaylar, aydınlatma çalışmaları, eylemler, basın açıklamaları, paneller yapmalı ve verdiğimiz mücadeleyle taleplerimizi anayasa maddesi haline getirmeliyiz. Yoksa AKP Hükümetinin yeni anayasasında işçilerin olmadığı çok açık görünüyor.

(*) Deri-İş Tuzla Şube Başkanı

(**) Deri ve pek çok iş kolundan işçiler İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel’le birlikte Mecliste sorunlarını dile getirdikleri basın toplantıları düzenlediler.

BİTTİ

www.evrensel.net