Savunma baskı altında: Avukat da müvekkiliyle birlikte yargılanıyor!

Fotoğraf: Evrensel

Savunma baskı altında: Avukat da müvekkiliyle birlikte yargılanıyor!

İnsan Hakları Derneği, hak savunucuları ve avukatlara yönelik baskıları raporlaştırdı.

Birkan BULUT
Ankara

Türkiye’de giderek artan baskı ortamı düşünce ve ifade özgürlüğü ile birlikte savunmayı da baskı altına alıyor. İnsan Hakları Derneğinin hazırladığı insan hakları savunucuları ve avukatlara yönelik baskılara ilişkin raporlar, iktidarın politikalarına karşı çıkanlarla birlikte müvekkillerinin kimliği ve eylemleriyle yargılanan avukatların sayısının da Türkiye’de oldukça fazla olduğunu ortaya koyuyor.

İHD Genel Merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, son yıllarda insan haklarına ve yargıya yönelik baskılara ilişkin hazırladıkları iki raporu kamuoyuyla paylaştı. İlk olarak “İnsan Hakları Savunucularına, İHD ve İHD Yöneticilerine Yönelik Baskılar Raporu”nu paylaşan Türkdoğan, insan hakları savunucuları başta olmak üzere toplumsal muhalefete, düşünce, ifade ve örgütlenme hakkına yönelik  birçok soruşturma ve davanın olduğunu söyledi. İnsan hakları savunucularına yönelik yargı yoluyla baskı politikasının OHAL’in ilanından sonra daha da arttığını belirten Türkdoğan, insan hakları alanının bir bütün olarak daraltılmak istendiğini söyledi. İstanbul Büyükada’da toplantı yapan insan hakları savunucularının tutuklanması ve serbest bırakılması, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın hâlâ tutuklu olması, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ın tutuklanmasını örnek veren Türkdoğan, insan haklarının korunması konusunda hükümet ile diyaloğun da söz konusu olamadığını ifade etti.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARINA 226 SORUŞTURMA VE DAVA

İHD’ye yönelik baskıları da paylaşan Türkdoğan, Genelkurmay Başkanlığının şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı kararı ile İHD Genel Merkezinin 27 Haziran 2016’da denetime tabi tutulduğunu aktardı. Denetimin 21 Eylül 2016’da sonra ermesine karşın raporunun bir yıldan fazla sürede hazırlandığını ifade eden Türkdoğan, bu rapor uyarınca; 2014 yılı Genel Kurulda alınan kararların usule aykırı olduğu belirtilip iptali için dava açılması istendiğini söyledi. Tüzükte yer alan Ermeni Soykırımı, ulusların kendi kaderini tayin hakkı vb. ifadeleri gerekçesiyle haklarında soruşturmanın açıldığını belirten Türkdoğan, müfettişin derneğin kapatılmasını istediğini dile getirdi. İHD yönetici ve üyelerine sosyal medya paylaşımı, basın açıklaması, avukatlık faaliyeti dernek çalışmaları kapsamındaki dava ve soruşturmaları paylaşan Türkdoğan, süren soruşturma  ve yargılamalar, ceza alma, tutukluluk ve  beraatleri de içinde bulunduran 226 olaydan bahsetti. İHD Genel Sekreteri Osman İşçi’nin de bulunduğu 10 yöneticinin de kamudan ihraç edildiğini belirten Türkdoğan, çok sayıda üyelerinin de ihraç edilenler arasında olduğunu kaydetti.

RAPORDA 300’E YAKIN AVUKAT VAR

Türkdoğan’ın ikinci olarak paylaştığı “Yargı Baskısı Altındaki Avukatlar” raporu ise toplumsal davalarda görev alan avukatlar içerisinde bugüne kadar hakkında dava veya soruşturma açılmamış neredeyse avukat kalmadığını gösterdi. 79 soruşturma ve davada 300’e yakın avukatın yer aldığını kaydeden Türkdoğan, rapordaki verilerin artacağını çünkü özellikle ‘FETÖ’ davalarındaki avukatların yaşadıklarına ilişkin yeterli veri elde edemediklerini söyledi.

AVUKAT DA MÜVEKİLLE BİRLİKTE YARGILANIYOR

Avukatlığın, yargının üç kurucu unsurundan biri olduğu iddia edilmesine rağmen, mesleki faaliyetleri ve müvekkillerinin kimliği ve eylemleriyle yargılanan avukatların sayısının Türkiye’de oldukça fazla olduğunu vurgulayan Türkdoğan, toplumsal muhalefetin ve halkın avukatlığını yapmak, cezaevinde açlık grevi yapan mahpusların hukuki ve tıbbi durumlarını tespit amacıyla ziyarette bulunmak, örgüt mensubu olduğu iddia edilen müvekkillerinin cenaze ve otopsi işlemlerine katılmak, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak, ifade özgürlüğü hakkını kullanmak, devletin yasa dışı silahlı örgütlerin bombalı saldırılarla gerçekleştirdiği katliamlardaki sorumluluğunu hatırlatmak, kolluk görevlileri tarafından işkence ve kötü muameleye maruz kalan müvekkillerinin haklarını savunmak ve durumlarını kamuoyu ile paylaşmak, gözaltında bulunan müvekkiline kanunda belirtilen susma hakkını hatırlatmak, insan hakları savunuculuğu yapmak ve en önemlisi de cezasızlıkla mücadele etmek gibi pek çok mesleki faaliyetin suç sayıldığını söyledi.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Haziran 2018 14:35
www.evrensel.net
ETİKETLER İHD