ÇHD’li avukatlar hakim karşısında

Fotoğraf: DHA

ÇHD’li avukatlar hakim karşısında

KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği’ne açılan davada 19 avukatın yargılanmasına devam edildi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

KHK ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği’ne (ÇHD) 2013’te yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınarak haklarında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “Görevi yaptırmamak için direnme”, “Silahlı terör örgütüne üye olma”, “Tasarlayarak öldürme”, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamalarıyla dava açılan 19 avukatın yargılanmasına devam edildi.

Çağlayanla İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 10. duruşmasında başka suçtan tutuklu Avukat Selçuk Kozağaçlı, Barkın Timtik, Ebru Timtik, Özgür Yılmaz, Naciye Demir ile tutuksuz yargılanan bir kısım avukat hazır bulundu. Duruşmayı Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) ve ÇHD üyesi avukatlar ile Fransa, İngiltere, Avusturya Barolarına kayıtlı hukukçular da izledi. Sanık avukatları müvekkillerini görebilmek için jandarmanın oturmasını talep etti. Mahkeme başkanı bu talebe, “Duruşmayı biz yönetiyoruz. Güvenliğimiz için buradalar, salonu germeyin” diye tepki gösterdi.

GİZLİ TANIĞIN DİNLENMESİ TALEP EDİLDİ

Duruşma, dosyaya gelen evrakların okunmasıyla başladı. Tutuksuz yargılanan avukat Serhan Arıkanoğlu dosyaya gelecek olan evrakların tamamlanmasının ardından savunmasını yapacağını ifade etti. İddianamedeki gizli tanık, Arıkanoğlu’nun DHKP-C’ye özgeçmiş sunduğunu iddia etmişti. Mahkeme başkanı Arıkanoğlu’na bu iddiaları sordu. Gizli tanığın beyanlarının asılsız ve gerçek dışı olduğunu, bu nedenle Emniyet’ten gelecek belgelerin tamamlanmasını beklediğini söyleyen Arıkanoğlu, gizli tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etti.

‘12 EYLÜL DÖNEMİ HAFIZALARDA YER ALSIN DİYE’

Mahkeme başkanı iddianamede deliller kısmında yer alan bir belgesel olduğunu hatırlatarak Arıkanoğlu’na belgeselin hazırlanmasında ne tür rolü olduğunu sordu. Arıkanoğlu ise 12 Eylül döneminde DEV-Sol ana davasından yargılandığını, dava kapsamında 5 yıl tutuklu kaldığını anlatarak şöyle devam etti: “Avukat Oya Aslan belgesel hazırlamıştı. Ben de cezaevindeki uygulamaları anlattım ve büromda görsel olarak açıklamalarda bulundum. Belgeselin içeriği ve görsel olarak verdiğim röportajda 12 Eylül hukuku ve yargılamaları ile cezaevindeki kötü koşullara ve baskılara dair ayrıntıları paylaştım. Döneminin hafızalarda yer alması için.” Mahkeme başkanı Arıkanoğlu’nun ofis aramasında bulunan Yürüyüş dergisini de sordu. Arıkanoğlu ise bürosunda haftalık ve aylık olmak üzere çok sayıda dergi bulundurduğunu belirterek, “30 yıllık avukatım büromda Sızıntı’dan Yürüyüş’e çok sayıda dergi var. Yürüyüş dergisinin hangi sayısının yasaklı olduğunu bilecek durumda değilim.

‘SUÇLAMALAR YAPTIĞIM GÖREVE İLİŞKİN’

Mahkeme başkanı Arıkanoğlu’na ölen örgüt mensuplarının cenazesine gitmek ve ölüm orucundaki kişileri ziyaret etmek yönündeki suçlamaları sordu. Arıkanoğlu iddiaların gerçek olduğunu, cenazesine ya da ziyaretine gittiği kişilerin müvekkilleri olduğunu belirti. Arıkanoğlu, “Müvekkilerim haricinde kimseyi ziyaret etmedim. 2007-2009 ÇHD İstanbul Şube Başkanlığı yapmıştım. Suçlamalar yaptığım görev amacı doğrultusundadır. Bundan dolayı da Güler Zere’nin Adli Tıp’ta kaldığı dönem açıklama yaptım. Ölüm orucuna başlamadan önce de vekaleten davalarını takip ediyor, cezaevlerine ziyaretlerine gidiyordum. Ölüm orucunun başlamasında katkım yoktur örgütle bağlantım yoktur.” dedi.

‘İĞNE İLE SUÇ ÇIKARILIYOR’

Mahkeme başkanının Arıkanoğlu’na en ilginç sorusu ise dosya kapsamında yargılanan diğer avukatları nereden tanıdığı oldu. Arıkanoğlu, hepsini meslektaşı olmaları sebebiyle tanıdığını ifade etti. Arıkanoğlu şöyle devam etti: “12 Eylül’ün üstünden 35 yıl geçti hala iğne ile kuyu kazılıp suç çıkarılıyor. Mesleki faaliyetimiz ve muhalif kişiliğimizden dolayı böyle bir davaya muhatap kaldık. Mesleki kimliğimizden dolayı muhalifiz. Derhal beraat istiyoruz.”

‘İTHAM EDEN İSPAT ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR’

Tutuksuz yargılanan avukat Efkan Bolaç, eksik materyallerin gelmesinin ardından savunmasını yapacağını beyan etti.

Örgüt arşivinin yer aldığı ileri sürülen Hollanda ve Belçika dökümanlarının 2013 yılından beri istendiğini fakat 6 yıldır mahkemeye gelmediğini hatırlatan Bolaç, “30 sene önceki üniversite zamanımla ilgili mevzuları getirmiş dedikodu olarak sunuyorlar. 26 senedir avukatım. Bu konudaki bilgi belgelerin tamamı sahtedir. Bu belgelerin ne olduğunu bana gösterin, anlatın ona göre savunmamı yapayım. Belge olduğunu kanıtlayın ben de savunmamı yapayım. Sorgulamadan ya da yargılamadan kaçmıyorum beraat edeceğimden zerrece şüphem yok. Adil yargılanma için şu uyduruk belge denilen şey dosyaya gelsin. Ne şekilde elde edilmiş 6 yıldır istenip gönderilmeyen belgeler?Engizisyon sisteminde olsaydık ben suçsuzluğumu ispat etmekle yükümlüydüm ancak itham sistemindeyiz ve beni itham eden suçluluğumu ispat etmekle yükümlüdür. İddia makamı itham edendir. İspat etsin o zaman.” dedi.

MAHKEME BAŞKANI SAVUNMAYA SESİNİ YÜKSELTİNCE SALON GERİLDİ

Bolaç’ın beyanlarının ardından avukatları da beyanda bulunarak, eksik belgelerin tamamlanmasını aksi taktirde yöneltilen suçlamaların ispat edilemeyeceğini, söylentilerin ya da sahte iddiaların yargılamaya konu yapılamayacağını ifade etti. Mahkeme başkanı savunma ekibinde bulunan 20’yi aşkın avukata tek tek bir diyecekleri olup olmadığını sordu. Söz alan avukatlar, böyle bir uygulamaya gerek olmadığını, beyanları olduğu taktirde söz alacaklarını, bu şekilde yargılamanın uzadığını söyleseler de mahkeme başkanı tek tek sormaya devam edeceğini ifade etti. Avukat Muhittin Köylüoğlu, eksik belgelerin tamamlanması hususunu tekrar dile getirdi. Köylüoğlu, “Kanun açık. Mahkemeler delil toplamaz, iddia makamı toplar. İddia makamının topladığı deliller yeterli değilse de mahkemeler iddianameyi geri iade eder” dedi. Mahkeme başkanı da sesini yükselterek, “Eğer istemiyorsanız reddi hakim talebinde bulunabilirsiniz. Teori üzerinden gitmeyin” diye bağırdı. Mahkeme başkanı Köyoğlu’na bağırınca tutuklu avukatlardan Selçuk Kozağaçlı, “Sayın hakim bağırmayın” diye tepki gösterdi. Köyoğlu da, “Bağırmayın! Biz sizin çocuğunuz değiliz. Dalga mı geçiyorsunuz?” diye karşılık verdi. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Duruşma verilen aranın ardından Köyoğlu’nun beyanlarıyla devam etti. Köyoğlu, “Hakim benim gözümde kutsaldır ve saygımı korumaya çalışıyorum. Ama sonuç itibariyle ben evde çocuğuma bu şekilde bağırmıyorum siz de bana burada böyle bağıramazsınız. Sanırım oruçtan kaynaklı” dedi.

‘CEMAATE TESLİM OLMADIK AKP’YE DE OLMAYIZ’

Tutuksuz avukatlar Alper Tunga Saral ile Güray Dağ da daha önce beyanda bulunduklarını, gelinen aşamada eksik belgeler tamamlanmadığı için ekleyecek bir şey olmadığını beyan ettiler. Tutuklu avukat Selçuk Kozağaçlı söz alarak, “5 bin sayfalık evrak var diye 60 mahkemeye değişik formatlarla sunuldu Hollanda ve Belçika belgeleri. Basılmış üzerinden parmak izi bulunabilen fiziksel evrak yakaladık demediler hiç. Tamamını polis uydurduğunu düşünüyoruz, siyasi polisin. Bu dijital malzeme nerde diyerek polis soruyoruz. Bunun cevabı gelmez. Üzerinde oynanmış olsa da olmasa da DHKP-C’nin olabilir ama muhtemelen cemaat aldı götürdü. Aranızda tanıyanlar varsa rica etsin bunlardan desinlerki ‘giderken DHKP-C belgelerini götürmüşsünüz avukatlar da sıkıştırıyor bizi bu belgeleri gönderin’. Bu ilk ihtimal. İkinci ihtimal, 45 kolluk görevlisinin sicil ve imzası var. Bunlar kayıp insanlar değil. Benim yargılandığım bu davada raporu hazırlayan istihbarat görevlisi ihraç edildi ve şu an Amerika’da Hakan Atila davasında tanıklık yaptı Türkiye aleyhine. Belgeleri Belçika’dan gidip aldım diyen polis var çağıralım dinleyelim ama dinleyemeyiz çünkü 17/25 Aralık’ta şube amiriydi Erdoğan’ın oğlunun fezlekesinde imzası var. Bu siyasi bir davadır. Hükümetin çıkarını korumak için açılmış tüm davalar politiktir. Bu dosyadaki denge siz ve biz değil biz ve birileriydi onlar da gitti. Eğer siyaseten kendinizi bu dosyanın tarafı gibi görüyorsanız biz tutumumuzu değiştirelim. Biz cemaate teslim olmadık AKP’ye de teslim olmayız.” dedi.

‘DOSYADAKİ TANIK NÜFUSTA ÖLÜ GÖRÜNÜYOR’

Tutuklu avukat Özgür Yılmaz savunmasında Filistin halkına yapılan zulümden bahsetti ancak mahkeme başkanı, “Burası bunun konuşulacağı platform değil. Filistin’in yargılama ile alaması yok. Suçlamalara ilişkin savunma yapın” dedi. Bunun üzerine Yılmaz savunmasını yazılı olarak mahkemeye sundu. Tutuklu avukat Ebru Timtik de savunmasında, “Rıza Zarraf’ın tanık olduğu Hakan Atilla davasında benzer bir şey oldu. Bu belgeleri gittim aldım geldim diyen polis örgüt üyeliğinden yargılanıyor. Bu belgelerin kağıt değeri olabilir ama belge değeri yok. Bu ve buna benzer birkaç belge ile tam 1 yıldır tutukluluğumuz devam ediyor. Dosyamızda tanık olan kişi nüfusta ölü görünüyor. Hakkımızda ifade veren diğer iki tanık yaşıyor ve mahkemeye getirilip dinlenmelerini talep ediyorum.” diye konuştu.

HHB 8 AYDA 3 KEZ BASILDI

Tutuklu avukatlardan Barkın Timtik, siyasi iktidarın bize olan yönelimini, hukuku biliyoruz ve haliyle başımıza ne gelebileceğini biliyoruz. Halkın Hukuk Bürosu 8 ay içerisinde 3. kez basıldı. Sebep ne istihbarat var. 8 ay içinde 3 kez basmaktan hukuki bir çıkar var mı? İş yapamaz duruma gelsin diye böyle yapıyorlar. Zulüm her yerde zulüm o yüzden bu yargılamanın Filistin ile alakası yok sözünüze katılmıyorum. Bu dava siyasi bir dava. Türkiye ya da dünyaya ilişkin söylediğimiz her söz bu davaya ilişkindir.” dedi. Tutuklu avukat Naciye Demir de, “Devrimci muhalif avukatlık yaptığımız için yargılanıyoruz.” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Mayıs 2018 17:11
www.evrensel.net
ETİKETLER ÇHD