Haber kanalları ranta uzanan biat köprüsü

Fotoğraf: Aziz Akbıyık/Wikimedia Commons (CC-BY-SA 3.0)

Haber kanalları ranta uzanan biat köprüsü

Hem satılan gazete ve televizyon kanallarında, hem de Türkiye medyasında yaşanan dönüşümü Gazeteci Mustafa Hoş’la konuştuk.

Eren YILMAZ
İstanbul

Doğan Medya Holding’in Demirören grubu tarafından satın alınması ile birlikte hem satılan gazete ve televizyon kanallarında, hem de Türkiye medyasında yaşanan dönüşümü Gazeteci Mustafa Hoş’la konuştuk. Satışın ardından idarei görevlere getirilen isimlere dikkat çeken Hoş, bu isimlerin kaderini gazeteciliğin ilke ve etik değerleri yerine patronun çıkarlarına odaklandığını söylerken yaşanan süreci de “RTE/AKP kartel medyası” yaratılması şeklinde tanımlarken, “Haber kanalları onlar için ranta uzanan biat köprüsü” diyor.

Doğan Medya’nın Demirören Holding’e satışı tamamlandı. Sizce bu devir Türkiye medyasını nasıl etkiledi?

Meselenin daha net anlaşılması için bunu Ahmet Hakan üzerinden açıklayayım.Satış öncesi Ahmet Hakan RTE/AKP için tavşan atletlik yapıyordu. Şimdi direkt tetikçilik yapıyor.

Yani Ahmet’te vücud bulan şey net olarak şu; Doğan grubu tavşan atletlik yapıyordu Demirören grubu tetikçilik yapıyor. Doğan Medya’nın satışı ana akım oyununu da bitirdi. Herkes daha çok biat ve daha çok yaranma peşinde. Mesela iki tane Fatih Altaylı yazısı var. “Meral Akşener ortalıkta yok” yazısı ve “CHP Muharrem İnce’yi yalnız bıraktı.” iki yazı da manipülasyondur. Bir nevi “Alo Fatih” durumu yani. Merkez bu haldeyse ötesini tahmin etmek zor değil. Medya tarihinin en alçak dönemini yaşıyor.

İşten atmalar ve görev değişiklikleri yaşanıyor. Örneğin Hürriyet’te Fikret Bila’nın yerine Vahap Munyar getirildi. Bu değişiklikleri nasıl yorumluyorsunuz?

Sedat Ergin, Fikret Bila ve Vahap Munyar bu üçlüye baktığımda Kurbağa Teorisi’nin hayata nasıl geçirildiğinin canlı bir örneğini görüyorum. Kurbağa olmayı isteyip istemedikleri ayrı bir tartışma ama kaderini gazeteciliğin ilke ve etik değerleri yerine patronun çıkarlarına odaklarsan o da seni kendi çıkarı için kurbağa yapar. Vıraklayacak mecalin bile kalmaz.

Gruba ait gazete ve televizyon kanallarında da gözle görülür değişimler yaşandığı iddia ediliyor. Nasıl değişimlerden bahsedebiliriz?

Satılmanın ne olduğunu yaşayarak görüyorlar. Aydın Doğan, T24’den Doğan Akın’ın sorusuna şu yanıtı vermişti;“Demirören Grubu’na devredilen yayınlarınızda büyük bir tasfiye yapılacağı yolunda yorumlar, iddialar var...” Sanmıyorum. Zaten görüşmelerimiz sırasında “Ben sizin yerinizde olsam gazetenin politikasına dokunmam” dedim. Hükümet yanlısı gazeteler için de bu iyidir. Tabii bu söylediklerim şart olmaz ama bir tavsiyeydi. Ben çalışanlarımın hepsinden memnunum. Gerekirse de konuşurum.”  böyle demişti Aydın Doğan. Özellikle CNN Türk’te kıyım yaşanıyor. Bu görüşmeye gerek duymuyor Aydın Doğan. Satılmak böyle bir şeydir. Sanırım bir hayal kırıklığı yaşanıyordur. Sadece hayal değil gönül de kırılıyor. Merkez ya da ana akım medya ölüdür. Ölünün arkasından konuşmak da artık anlamsız.

Hürriyet ve Posta gibi gruba ait gazetelerin tirajlarında ve TV kanallarının özellikle haber saatlerindeki reytinglerinde gözle görülür bir düşüş var. Bunu okuyucunun değişime tepkisi olarak yorumlamak mümkün mü?

10 yıl öncenin izlenme, okunma ve dinlenme oranları ile şimdiki arasında çok fark var. Satış ile birlikte penguene tüp takıldı hepsi bu.

Demirören, zarar edeceği bir işe niçin girdi? Buradan neyi kazanmayı umuyor?

Sadece Demirören değil diğer tüm haber medya kuruluşları zarar ediyor. Havuz kamudan cebini dolduruyor diğerleri biatın karşılığını holdinglerin diğer kuruluşlarına avanta alarak hayatlarını sürdürüyor. Haber kanalları onlar için ranta uzanan biat köprüsü sadece.

‘TEKELLEŞME DEĞİL KARTELLEŞME’

Son günlerce çeşitli kesimler bu satışı “tekelleşme” olarak niteliyor ve eleştiriyor. Medyanın tekelleşmesi ne demek? Eğer yaşananlar bir tekelleşme süreci ise bu tekelleşme ne gibi bir soruna yol açabilir?

Bu bir tekelleşme değil kartelleşme. RTE/AKP kartel medyası var. Sorun şu, ülke hızla laik cumhuriyetten meçhule gidiyor bunun yancısı da medya. Ne büyük bir nankörlük bu. Medya her şeyini laik cumhuriyet sayesinde kazandı. Şimdi bunu bir adama sattı. Cumhuriyeti satan ilk medya pattonlarıdır. Laik Cumhuriyete ihanet ettiler.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Medyanın sahiplik yapısı ile ilgili düzenlemelere gideceğini bir seçim vaadi olarak dillendiriyor. Bu yapı nasıl değişir? Nasıl bir yapı medyanın sorunlarına çözüm olabilir?

Bu sistem kaybettiğinde medya da kaybetmiş olacak. Sanıyorlarki düzen değişir yeni düzene anında yamanır durumu kurtarırız. Şunu da söyleyeyim Erdoğan’ı da ilk yine medya satacak. Yeniden “muhtar bile olamaz” günlerine dönmeleri saniye sürmez. Anında satarlar. O yüzden hafıza gerçekten Neotürkiye’nin panzehiri. Herkes hafızasını diri tutsun. Bu gönüllü kurbağalara karşı fil hafızası gerekiyor. Muharrem İnce’nin medya patronlarının medya dışında bir iş yapmamaları kuralını hatırlatmasını önemli buluyorum. Bu sistem bittiğinde bu medya da bitecek. Yeni bir medya olacak ama ne kadar sağlıklı olur, o tartışmalı. Hasar çok büyük, bir anda düzelecek gibi değil. Bu ülkenin onurlu gazetecileri kendi yaralarını kendi onarmalı. En sağlıklı olan bu.

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Mayıs 2018 23:37
www.evrensel.net