Kocaeli'de 'yerlilik', 'millilik' ve 'antiemperyalizm' tartışıldı

Fotoğraf: Hasret Gültekin Kozan/EVRENSEL

Kocaeli'de 'yerlilik', 'millilik' ve 'antiemperyalizm' tartışıldı

Kocaeli’de Doç. Dr. Yücel Demirer, İskender Bayhan ve Aydın Çubukçu'nun katılımıyla 'yerlilik', 'millilik' ve 'antiemperyalizm' tartışışıldı.

Kocaeli’de Emek Partisi ve Emek Gençliği’nin düzenlediği “68’in 50. yılında ‘yerli’lik, ‘milli’lik ve antiemperyalizm” etkinliğinde 68 Hareketi üzerinden iktidarın yerli ve milli söylemleri tartışıldı. Etkinliğe Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) Üyesi Doç. Dr. Yücel Demirer, Emek Partisi (EMEP) MYK Üyesi İskender Bayhan ve Denizlerin mücadele arkadaşı Aydın Çubukçu konuşmacı olarak katıldı. Çubukçu, yurt dışında olduğu için etkinliğe görüntülü bağlandı.

İzmit’te Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği’nde gerçekleştirilen etkinlik, 68’den bu güne bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde hayatını kaybedenler adına yapılan saygı duruşuyla başladı. Etkinlikte ilk olarak Denizlerin mücadele arkadaşı Aydın Çubukçu konuştu.

‘HALK HALA DENİZLERİ ANIYOR’

Yurt dışında olduğu için etkinliğe video kaydı gönderen Çubukçu, “Mayıs 68, dünya açısından bir süreçtir. Geriye ne kaldı diye sorarsak, emperyalist metropollerde sönmüş gitmiş bir dönem, bir gençlik heyecanı anısı olarak karşımıza çıkacaktır. Türkiye’de öyle olmadı” dedi. 68’in Türkiye’de büyük bir kitlesel halk hareketi olarak yaşandığını vurgulayan Çubukçu, “Türkiye’de Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya gibi isimlerin simgelediği bir mücadele vardır. O dönemin yıldızı Deniz Gezmiştir, Deniz kendi başına bir şey değildir yalnız. O büyük işçi köylü hareketinin içinde ortaya çıkmış ve simge olmayı hak etmiş bir isimdir. Bir öğrenci lideridir ama bir halk kahramanı haline gelmiştir. 50 yıl da geçse, Türkiye 68’i unutulmaz. Onlar canlı bir mücadelenin bayrağı halinde hala önde yürümektedir” diye konuştu.

Deniz ve arkadaşlarının başka bir dünya vaadini temsil ettiğini sözlerine ekleyen Çubukçu, “O yüzden halk onları hala anar. Deniz bütün bu idealleri kendi kişiliğinde dile getiren bir insandır. Gençlik Deniz’in resimlerine bakınca bir şeylerden etkileniyor. O gözlerden çıkan ışığın kaynağını hissedebilirseniz; orada işte Marksizm ve Leninizm vardır. Deniz’in fotoğraflarına bir de bu gözle bakılsın” dedi.

‘68’LİLER GÖKTEN ZEMBİLLE İNMEDİ’

Fotoğraf: Hasret Gültekin Kozan/EVRENSEL

Çubukçu’nun video kaydının ardından salonda ilk sözü KODA Üyesi Doç. Dr. Yücel Demirer aldı. “Yerli ve millici söylem ha bire tetikleniyor” diyen Özdemir, “Özellikle daha yalın bir İslami söylemin karşılıksız kalması, devrimci demokrat insanlar tarafından karşı durulması neticesinde yerli ve milli söylemine sarıldılar. Onların bu söyle yerli de değil, milli de değil. AKP bu söylemle bir taşla iki kuş vurmaya çalıştı” diye konuştu.

Sunumunu “68 biz ne söylüyor?” sorusuyla devam ettiren Demirer, “Ben 68’li bir kuşağın küçük bir erkek kardeşiydim, abilerimin, ablalarımın, kuzenlerinim… 68’liler salt kitabi bir mesele değil, onlar zinde, enerjik ve cüretli bir çıkışın mekânıydı. 68’liler gökten zembille de inmedi. Sadece siyasal bir devrimci çıkış yaratmadılar, sosyal alanda da ciddi bir etkileri oldu. Mesela Mahir Çayan’ın, Hüseyin Cevahir’in şiir yazdığı pek bilinmez. Cihan Alptekin yaşasaydı belki de Türkiye’nin en önemli anayasa hukukçularından olacaktı. Bu insanlar aşık oluyor, futbol oynuyor, şiir okuyor. Deniz Gezmiş ODTÜ yurtları önünde sevdiği kadına serenat yapıyor mesela… Bunları neden anlatıyorum, yitirdiğimiz bu değerlerin yerli, milli ve insan olduğunu belirtmek için söylüyorum. Vietnam’da, Kamboçya’da, Paris’te, Filistin’de olanları yakinen izleyen bu kişilerin, aynı zamanda Anadolu’nun değişik yerlerinden üniversiteye geldiğini, memleketlerinin yemeklerini özlediklerini bilelim. Yerli ve milliliğin herkesten çok Türkiye devrimci hareketinin hakkı olduğunu söylemek istiyorum. 68’liler bir tarih kesiti değil, onlar 71’e bağlanıyor, 71, 75’e bağlanarak devam ediyor. Türkiye toplumsal tarihinin, bütün eksik ve gediklerine rağmen, en önemli devrimci dönüşüm günlerinin başlangıcıdır. Bize en büyük modeli sunan bir direnişten bahsediyoruz” diye konuştu.

‘24 HAZİRAN’DA MİLLİ VE YERLİ POLİTİKALARA KARŞI MÜCADELE ETMELİYİZ’

Demirer’in ardından konuşan EMEP MYK Üyesi İskender Bayhan, 68 Hareketi için “En çok konuştuğumuz, tartıştığımız, eleştirdiğimiz ve en önemlisi sonuç çıkarmaya çalıştığımız bir dönem” tanımlamasını yaptı. Denizlerin idam sehpasında söyledikleri sözlerin bir devri kaptığını belirten Bayhan, “Aslında 68 kuşağı TİP ve CHP'nin gençlik kollarından ortaya çıkıyor. Sonra radikal bir gençlik hareketine dönüşmüştür, halk ile buluşan bir Marksist-Leninist çizgi tartışması ortaya çıkmıştır.Güçlü kitle hareketleri olarak ortaya çıkmıştır. Ama hareket kitle karakterini yitirdikçe radikal silahlı politik grupların tartışması ortaya çıkmıştır. Bu tartışmalar uzunca bir süre sürmüştür. Tabi bütün bunlarla o tarihten güç alıyoruz, sorular soruyoruz. Onlar asla ulaşılmaz, erişilmez kahramanlar değillerdi, bu da dikkat edilmeli” dedi.

Son yıllarda dünya burjuvazisinin dilinden de yerli ve milli kelimelerinin düşmediğini vurgulayan Bayhan, “Trump, Merkel, Putin, hatta Podemos gibi Syriza gibi daha ilerici akımlarda bile böylesi kavramları görüyoruz” dedi. Nasıl antiemperyalist olunacağını açıklayan Bayhan, “Günümüz açısından millilik ve yerlilik konusunda iyi bir şey varsa, bu gerçekten burjuvazi ve emperyalizmden kopulduğunda olur. Bu bölgede bütün yabancı askeri üslerin çekilmesini savunmadan, bölgede yaşayan halkların kendi kaderini kendisinin tayin edeceği bir gelecek için mücadele etmeden antiemperyalist olunmaz. Burjuvazinin hep iki planı olur, biri halklara söyledikleridir. Diğeri de nereyi nasıl paylaşacaklar, kiminle nerede nasıl pazarlık yapacakları üzerine kendi gerçekleridir. Biz 24 Haziran’a doğru giderken milli ve yerli politikalara karşı dik durarak mücadele etmeliyiz” diye konuştu. (Kocaeli/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Mayıs 2018 21:55
www.evrensel.net