Apaydın kampında ne oldu?

Apaydın kampında ne oldu?

25-26 Ağustos tarihinde Antakya Yeşilpınar Belediyesinin düzenlediği “Barışa Çığlık” forumunda konuşmacı olarak gittiğim Hatay’da üç gün çeşitli gözlemlerde bulunma ve bazı önemli olaylara tanıklık etme şansım oldu.Bu tanıklıklardan birisi kamuoyunda oldukça geniş yer buldu ve bulmaya da devam ediyo

Ali Kenanoğlu

Bu tanıklıklardan birisi kamuoyunda oldukça geniş yer buldu ve bulmaya da devam ediyor. Reyhanlı’daki Apaydın kampı. Tabeladaki ismiyle ise “Apaydın Konaklama Tesisi.”

25 Ağustos tarihinde saat 14.00’de bir kamp ziyareti yapılacağı söylendi. Bu ziyarete CHP Milletvekilleri Hurşit Güneş ve Süleyman Çelebi ile CHP il yönetiminden bazı kişiler ve basın mensuplarının katılacağı belirtildi. Ben de gitmek istediğimi söyleyerek heyete dahil oldum. Ben heyetteki tek STK yöneticisiydim.
Gitmeden CHP vekilleri gerekli iznin alındığını, istedikleri yerin ziyaret edilebileceğini söylediler. Bölgede yaşayanlar birkaç farklı kampın olduğunu, bazılarına kesinlikle yaklaşmanın bile imkansız olduğunu, sadece gariban halkın toplandığı iki adet göstermelik kampın bulunduğunu ve gelen heyete bu kampların gösterildiğini söylediler. Biz ve heyetteki diğer arkadaşların da talebiyle madem izin var göstermelik kamplara değil, başka kamplara gidelim önerisi oldu. Kabul gördü ve yola çıkıldı.

Ben, Haldun Açıksözlü ve bir haber ajansı muhabirini taşıyan araç diğerlerinden 15 dakika önce kampa geldi. Ancak ne olur ne olmaz diye kampa girmeyi denemeyip kampın 50 metre ilerisinde diğer araçları beklemeye başladık. Sonra ben, Haldun arkadaşa ‘Yürüyelim şöyle kampın önüne’ dedim ve birlikte yürümeye başladık.

KAMPIN KARŞISINDA SURİYELİ MİLİTANLAR

Kampın karşısında, tabelasında ‘TIR Garajı’ diye yazan sıvasından yeni yapılmış olduğu anlaşılan iki katlı bir yapı ve yapının etrafını çeviren duvar ile büyükçe bir sürgülü demir kapı vardı. Kapının önünde iri kıyım bir kişi duruyordu. Biz kampın önüne doğru yürürken bu kişi bakışlarıyla bizi izliyordu. Biz de selam verdik. Türkçe bilmiyordu, boynumuzda takılı fotoğraf makineleri ve Haldun arkadaşın elinde ise kamera vardı. Fotoğraf makinesi ve kamerayı eliyle işaret ederek bir şeyler söyledi. Sonra içeriye seslendi. Kapı açıldı içerde gördüğümüz yine iri kıyım üç kişiden birisi yanımıza geldi. Türkçeyi yarım yamalak biliyordu. Niye geldiğimizi, orada ne yaptığımızı sordu. Biz de ‘Milletvekilleri gelecek kampı ziyaret edeceğiz’ dedik. Fotoğraf ve kamera yasak diyerek el ve kol hareketleriyle katı bir tavır sergiledi. Hatay sokaklarında duyduğumuz haberlerin de etkisiyle sesimizi çıkartmadan geri döndük. Birkaç dakika sonra vekiller ve diğer heyet geldi.

Gördük ki sadece Apaydın Kampı değil, Suriye sınır bölgesi de yönetime karşı savaşan militanlara teslim edilmiş durumda.

CHP’Lİ VEKİLLERİN PASİF TAVRI

Kampın önüne geldik, kamp yüksekçe beton duvarla çevrili bir çadır kent.  Sürgülü kapı da bir insan boyundan yüksek ve büyük araç girişine uygun genişlikte. En üstte de “Başbakanlık, AFAD - Apaydın Dinlenme Tesisleri” yazıyor. Biz kapıya doğru yürürken CHP’li vekiller kapıya üç metre kala durdular. Hurşit Güneş, “Arkadaşlar bir açıklamamız olacak” dedi. Sırtını kampa döndü, etrafına CHP il yöneticileri sıralandı ve kameralar açıldı.

Hurşit Güneş, ”Yolda gelirken AFAD yetkilileriyle görüştük, önce bize istediğiniz kampa gidebilirsiniz dedikleri halde bu kampa giremeyeceğimizi söylediler. Bu kampa girmemize izin yok. O yüzden geri dönüyoruz” dedi . Açıklamasında bu kampa yönelik iddiaları gündeme getirip, “Bu kampın militan yetiştirip savaşa gönderilen bir ‘Askeri Kamp’  olduğu iddiaları var, bizi buraya almayarak bu şaibeyi ispatlamış oluyorsunuz” tarzında tepkilerini de ortaya koyan açıklamalarda bulundu. Sonra da arabalarına binip gittiler. Ben ve gazeteci arkadaşlar şaşkınlıkla bakıştık.

CHP’li Hurşit Güneş ve Süleyman Çelebi kapıya hiç yönelmediler, “Açın bakalım kapıyı. Biz bu ülkenin vekiliyiz, TBMM üyesiyiz” demediler. Şüphesiz ki bu kampa gelmeleri, girmek için AFAD yetkililerinden izin istemeleri, en azından bu kampa dikkat çekmek için kapısına kadar gelmeleri son derece önemliydi ve kamuoyunda da gerekli şekilde yer aldı. Ancak biz vekillerin orada tavır koymalarını da bekledik. Fakat vekiller kendilerine izin verilmediğini söyleyip çekip gittiler.

Orada kalan bazı basın mensupları ile bizim karşımıza kampın içinden gelen 5-6 kişi çıktı. Birisi kapıda duran ve kendisinin doktor olduğunu söyleyen ve tercümanlık da yapan birisi idi. Bize kampın komutanı ve savaşan bazı birliklerin komutanı diye askeri üniformalı, sakallı birisini tanıttı. Biz sorular sorduk, komutan cevapladı. Komutan ilk etapta oldukça tedirgindi. ‘Bu iş nasıl oldu, biz nasıl geldik oraya bu da nerden çıktı’ havasında bir tedirginliği, yüzünden, gözünden ve el hareketlerinden okumak mümkündü. Zaten ismini sorduğumuzda da önce durakladı sonra da “Ebu Naim” dedi. Verdiği ismin kendi ismi olmadığı belliydi.

SINIRI ‘ÜNİFORMASIZ GEÇİN’ UYARISI  

Savaşan güçlerini anlatıyor, gündüz bu kampta dinlendiklerini ve gece kampın hemen karşısındaki sınırı geçerek savaşmaya gittiklerini rahatça anlatıyordu. ‘Silahlarınız nerede’ diye sorduğumuzda sınırın Suriye tarafında olduğunu ve T.C. yetkililerinin kendilerini sınırın bu tarafına geçerken üniformalı geçmemelerini şeklinde uyardığını rahatlıkla anlatıyordu.

Bizim araç hareket edeceği için ben de kampın önünden ayrılmak zorunda kaldım. Ben ayrıldıktan birkaç dakika sonra Hatay plakalı bir otomobille sivil bir vatandaş gelmiş ve kendisinin bu kamptakilerin diplomatik temsilcisi olduğunu söylemiş.

HATAY VALİSİNİN VE BAZI BASININ AKLAMA ÇALIŞMASI

Apaydın Kampı basında çokça yer alıp ana muhalefet partisinin konunun üzerine gitmesi üzerine aklama heyeti devreye girmiş ve Hatay Valisi dün kampı ziyaret ederek açıklamalarda bulunmuş. Vali “Kampta üniformalı kimse yok” derken galiba bizim çektiğimiz fotoğraf ve kamera kayıtlarından haberi yoktu. Dahası sadece kampta değil, Reyhanlı ilçe sokaklarında da ‘üniformalı, sakallı’ların dolaştığını oraya giden herkes görüyor.

Valinin kamp ziyareti ve ziyarete ilişkin birkaç fotoğrafı Hürriyet gazetesinde gördüm. Şöyle dikkatlice bakan, kamptakilere yeni jelatinden çıkartılmış beyaz tişörtlerin giydirilip, görüşe hazır hale getirildiklerini rahatlıkla anlayabilmektedir.

Antakya yollarında gördüğüm ambulans, duyduğum siren sesini megakent İstanbul’da bile göremez, duyamazsınız. Reyhanlı hastanesinde görevli birisi “Başka bir yere gitmenize gerek yok. Hastaneye gelip iki saat kalmanız yeterlidir” sözleriyle aslında durumu da özetledi. (Hatay/EVRENSEL)


‘BAKAN GİRMEZ, VALİ GİRER’ KAMPI

Suriye ordusundan firar eden asker ve ailelerinin kaldığı Hatay’daki Apaydın kampına CHP’li milletvekillerinin de olduğu heyetin alınmaması üzerine tartışmalar devam ediyor.
Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Apaydın kampına sadece kendisinin girdiğini belirterek, “Can güvenliği korkusuyla buraya kimsenin girmesini istemiyorlar. Adalet Bakanımız dahil kimse girmedi. Sadece ben giriyorum” dedi.

ARINÇ: HEYETİN KAMPA ALINMAMASI DOĞRU

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç da, CHP’li vekillerin de içinde olduğu heyetin kampa sokulmamasını şu sözlerle savundu: “Bunların içinde general de var albay da var.  Yanlarında getirebildikleri aile fertleri dışında ailelerini orada bırakmış insanlardır. Kendileriyle görüşülmesi, kimliklerinin tespit edilmesi halinde hem kendilerinin hem de oradaki yakınlarının zarar görmesi ihtimali vardır.”

GÜNEŞ: O KAMP HÂLÂ KAPKARANLIKTIR

CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş, CHP heyetinin Hatay’da Suriyelilerin bulunduğu kampa alınmamasına ilişkin “O kamp hâlâ kapkaranlıktır” vurgusu yaparak, “Bu hükümetin Suriye ve Ortadoğu’da izlediği dış politikayı acilen değiştirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin dış politikada ana düsturu olan ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi yerle yeksan olacaktır” dedi. Güneş, AFAD’ın halkın kamplarla ilgili haber alma hakkını engellediğini söyledi.

www.evrensel.net