Diyarbakır'da yoksulluk ölüm getirdi

Fotoğraf: Cumhur Daş/EVRENSEL

Diyarbakır'da yoksulluk ölüm getirdi

Diyarbakır'da 47 yaşındaki Zümrete Işık evinin bahçesinde bulunan duvara çivi çakmak isterken duvarın üzerine devrilmesi sonucu hayatını kaybetti.

Fırat TOPAL
Diyarbakır

Diyarbakır'ın Ben u Sen Mahallesi’nde derme çatma bir evde oturan Işık ailesi zor günler geçiriyor. Ailenin yıllardır yaşadığı yoksulluğa geçtiğimiz günlerde ölüm acısı eklendi. 47 yaşındaki Zümrete Işık evinin bahçesinde bulunan duvara çivi çakmak isterken duvarın üzerine devrilmesi sonucu hayatını kaybetti. Evrensel'e konuşan Zümrete Işık’ın eşi Hacı Işık, yaşadıkları durum karşısında isyan ederken, “Yıllardır yokluk içinde yaşıyoruz. İş yok, para yok, geçim yok. Param olsaydı eşim bu duvarın altında kalır mıydı” diye soruyor. 

Olay 10 Mayıs Perşembe günü Diyarbakır’ın yoksul mahallerinden Ben u Sen’de yaşanıyor. 7 çocuk annesi Zümrete Işık, yaşadığı evin avlusun duvarına çamaşır ipi asmak için çivi çakmasıyla beraber duvar üzerine yıkılıyor. Çağırılan ambulans ile hastaneye kaldırılan Işık hastanede hayatını kaybediyor. 

Haber için gittiğimiz evin kapısından içeri girdiğimizde avlunun ortasında bir moloz yığını bizi karşılıyor. Evin kapısından duvarına kadar her yer yıkılmaya yüz tutmuş. İki odalı evin içindeki birkaç parça eşyayı ailenin çocukları toparlıyor. Olayın yaşandığı günden bu yana ise polis olay yeri incelemesi dışında yaşadıklarını soran da olmamış. 

‘FAKİRE KİM BAKIYOR?’

Hamallık yaparak geçimini sağlamaya çalışan Zümrete Işık’ın eşi Hacı Işık, yaşadıkları evin babasından kendisine kaldığını fakat ekonomik gücü olmadığı için bir türlü onaramadığını belirtiyor. Işık, “Sebze halinde haftada üç gün çalışabiliyorum, mal yüklüyorum. 4 çocuğum okuyor, 35 yıldır bu evde yaşıyorum. Gücümün yettiği kadar çalışabiliyorum. İş yok, para yok, geçim yok. Gücüm yok ki, nasıl tadilat yapayım? Param olsaydı, eşime bunlar olur muydu? Eşim bu duvarın altında kalır mıydı? Fakire kim bakıyor ki? Param olsaydı eşim ölmezdi. Halimize bak. Bir yağmur yağıyor, evi su basıyor” diyor. 

TAMİR İÇİN BAŞVURMUŞ AMA...

Fotoğraf: Cumhur Daş/EVRENSEL

Evinin tamiri için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına başvurduğunu söyleyen Işık, kendisine yapım için söz verdiklerini ancak evi boşaltarak kiraya çıkmasının istendiğini söyleyerek şunları anlatıyor: “Gelip yapacaktılar sözde? Evden çıkıp bir süre kirada kalmam gerektiğini söylediler. ‘Ben kira ödeyemem, gücüm yok’ dedim. Yapmadılar. Olan bize oldu. Şimdi çocuklarım annelerinin öldüğü bu evde kalamıyor. Yan tarafa bir eve taşınıyorum. Ayda 150 TL kira vereceğim. Aldığım parayla geçinemiyorum. Halimizi görüyorsunuz. Çocuklarıma bana yardım edilmesini istiyorum. Yoksulluk bizim kaderimiz mi” diye soruyor. 

‘İNSAN HAKLARI YOK’

Hacı Işık’ın kız kardeşi Adalet Işık da yaşananlara tepki göstererek, “Fakirlikten böyle oldu, yiyecek bir şeyleri yok. Bir gün toklar bir gün aç. Komşular yemek getiriyorlar. Hiçbir şeyleri yok. Hani insan hakları var diyorlar. Bu ülkede insan hakları yok, olsaydı böyle olmazdı. Hani devlet nerede? Yengem fakirlikten öldü. Bunlara yardım eden olsaydı, böyle olur muydu? Hani kim sahip çıktı? Hiç kimse” diyor. 

‘BİZE HAYAT YOK’

Daha sonra avluya gelen Hacı Işık’ın komşusu Zarif Garbul konuşuyor. Garbul, 11 nüfuslu ailesiyle Sur’un Alipaşa Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm kapsamında zorla çıkarıldıktan sonra kiralar biraz daha uygun olduğu için Ben u Sen’e taşınmış. Mahallede yaşayan herkesin Hacı Işık ile aynı durumda olduğunu dile getiren Garbul, “Sur’dan zorla çıkarıldık. Bize hayat yok, perişan olduk. Burada da harabede yaşıyoruz. Durumumuza çare bulan yok. İnsanların elinden bir şey gelmiyor. Yarın başkası da duvarın altında kalıp ölebilir. Yoksulun başına geliyor bunlar” diyor. 

Son Düzenlenme Tarihi: 19 Mayıs 2018 18:40
www.evrensel.net