24 Haziran seçimleri ve gençliğin çıkar yolu

Fotoğraf: Unsplash

24 Haziran seçimleri ve gençliğin çıkar yolu

'15 yıldır halkın en ufak hak arayışı şiddetle söndürülmeye çalışıldı, toplumun yarısından çoğu defalarca 'hain' ilan edildi.'

Sinancem ALİKOÇ
ODTÜ

Seçim sürecinin fiilen başladığını anlamak için okullara, atölyelere, insanların buluştuğu alanlara göz gezdirmek yeterli. En çok konuşulan konulardan biri de seçim güvenliği. Özellikle 7 Haziran’dan bu yana Türkiye’de seçimlere güvenin bilhassa genç kuşak arasında azaldığını biliyorduk ancak 16 Nisan referandumundaki hileli seçim, şaibeli sayımlardan sonra ayyuka çıkmış ve azımsanmayacak bir kesimin tepkisini, AKP hükümeti ve YSK ile karşı karşıya bırakmıştı. Ayrıca CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, elinde belgelerle 16 Nisan referandumunun sayımlarındaki hileleri -3 ay sonra açıklamakla yetinerek- bir TV programında kamuoyu ile paylaştığını da eklemek gerekir. Tüm bunlar gözetildiğinde seçim güvenliği için kolları sıvamak gerektiği elbette hatırlanacaktır.

HİLELERİN ÇOK ERKEN BAŞLADIĞI BİR SEÇİM

Görünen o ki seçimlerdeki tek hile sandık başında gerçekleşmiyor. Bugün bir cumhurbaşkanı adayı hapishanede tutulmakta; İYİ Parti, CHP ve Saadet Partisi’nin seçim çalışmalarına fizikî saldırıların sayısı 10’u geçmektedir. Bu durumda 24 Haziran seçiminin güvenilirliğine gölge düşmüştür. Bu durumun en geniş kesimlerce bilinip kavranması için tabii ki çabalanmalıdır.

ADAYLARIN VADDİ: EN İYİ TEKÇİ REJİM BİZİMKİ!

Gelelim seçim vaatlerine. Erdoğan’ın yayımladığı manifesto şöyle özetleniyor: “Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük!” Ancak memleketin hâli ortada. 15 yıldır halkın en temel taleplerinin karşılanması bir yana en ufak hak arayışı şiddetle söndürülmeye çalışıldı, toplumun yarısından çoğu defalarca “hain” ilan edildi. Bunun üzerine “daha fazla özgürlük ve demokrasi iddiası” ancak 15 yıldır tekrar eden kasetin diğer yüzüdür. Erdoğan’ın seçim manifestosuna dair geniş tahlili A. Cihan Soylu’nun Evrensel gazetesindeki yazılarında bulmak mümkün.*

Adaylık açıklamalarına kadar her fırsatta parlamenter özellikli sistem vurgusu yapan İnce, Akşener ve Karamollaoğlu; adaylıkları açıklandıktan bu yana “tek adam rejimine hayır”dan ziyade “en iyi tek adam/kadın ben olacağım” demektedir. Kampanyaların ve vaatlerin çoğu, buna yansımaktadır. Selahattin Demirtaş dışındaki tüm adaylar, mevcut sistemin işleyişinden rahatsız görünmemektedirler. Gençliğin ihtiyacı, “çok iyi tek adam yönetimleri” ve “kararı başkalarının verdiği hayatlar” değil; bilimsel, demokratik ve gerçekten parasız bir eğitimin olduğu, iş ve gelecek sorununun olmadığı bir ülkedir. İhtiyacımız; bizleri tekçi rejimlerin yönetmesi değil, doğrudan yönetime katılmaktır.

KUANTUM KONUŞAN CUMHURBAŞKANI YETMEZ

CHP’nin adayı İnce’yi özel olarak birkaç cümle ile ele almak doğru olacaktır. Çünkü adaylığı, özellikle üniversite gençliği olmak üzere gençlikte sempati ve heyecan uyandırdı. İnce, en çok hangi kanallardan sempatisini büyütüyor? Mesela konuşmasında Erdoğan’a atfen “Cumhurbaşkanı ne konuşursa medya ve halk da onu konuşur. Ben kuantum konuşacağım, herkes de onu konuşacak. Uzun yıllar sonra ‘kuantum’ diyen cumhurbaşkanı olacak. O ‘çöp’ desin, ben ‘kuantum’ diyeceğim.” dedi. Bu ifadelere birçok kişinin heyecanlı bir şaşkınlıkla yaklaşacağını duyacağız ancak burada polemik biçimi sorunludur. İnce, toplumun ve geleceğin dönüşümünü “kendine” yani yine “iyi olan tek adam”a bağlı tutmuştur. Halbuki gençlerin bilim, kuantum tartışmaları; ancak özgür bırakıldığında değerli olacaktır. Kuantum konuşan cumhurbaşkanından ziyade kuantum konuşabileceğimiz olanakların arttırılması esas olandır. Özü itibarıyla İnce’nin gençliğe vaadi, Erdoğan’ın bir seksiyon farklı biçimi olduğunu ilan etmekten öteye gidememiştir.

BOYKOT, ERDOĞAN VE AKP’YE YARAR!

Bunlar düşünüldüğünde boykot bir çare, suça ortak olmamak iddiasıyla “bir seçenek” olarak görülebilir. Ancak boykotun yarayacağı tek yer, Cumhur İttifakı’dır. 24 Haziran’da, belki en belirleyici ancak en adaletsiz seçimlerden biri olacak gibi gözükürken geniş kesimlerin oy vermek için sandığa gideceği, azımsanmayacak bölümünün de sandık ve oyları korumak için hareket ettiği düşünüldüğünde boykot ya da oy vermeme bir seçenek değildir. Gençliğin hâlâ birleşebileceği adaylar ve partiler mevcutken hiç değildir.

SADECE SANDIKTA DEĞİL TALEPLER ETRAFINDA BİRLİKTELİK!

Seçim süreci bu şekilde yaklaşırken gençlik hâlâ eşit, parasız, bilimsel ve demokratik eğitim arayışı içindedir; memleketin ve kendisinin geleceğinden, işsizlikten kaygılanmakta, ekonomik olarak zaman zaman yaşamını idame ettiremez noktaya gelmektedir. Sonuç ne olursa olsun bunlar kolay çözülecek meseleler olmasa da 24 Haziran, kritik bir noktaya tekabül edecektir. Bizler, gençler olarak taleplerimizi her platformda, her fırsatta haykırmalıyız. Taleplerimizi en çok karşılayacak adayın ve partilerin etrafında “seçim kapsamında” birleşmeliyiz. Bununla yetinmemeli, sonuç ne olursa olsun sandık sonrasında da taleplerimiz karşılanana, geleceğimiz kurtulana kadar birleşerek mücadele etmekte ısrarcı olmalıyız.

* https://www.evrensel.net/yazi/81423/erdoganin-secim-manifestosu-uzerine-1 ve https://www.evrensel.net/yazi/81431/erdoganin-secim-manifestosu-uzerine-2 linklerinden ulaşabilirsiniz.

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Mayıs 2018 15:32
www.evrensel.net
ETİKETLER 24 Haziran