Yalan Haber 'Yerseniz' başlıyor!

Görsel: Evrensel

Yalan Haber 'Yerseniz' başlıyor!

Türkiye'deki basının durumunu mizah ile göstermeye çalışan 'Yerseniz' Satılmış Tv ile ekranlara geliyor.

Yusuf İSLAM
Mükerrem YOLLU
Denizli

Youtube üzerinden yayınına 6 Mayıs’ta başlayan Satılmış Haber Merkezi(*)’nin hazırladığı Yalan Haber Bülteni 2. bölümünü yayınladı. Türkiye’de basın özgürlüğünün sıfır noktasına gelmesini, gazetecilerin tutuklanmasını, televizyon ve radyo kanallarının OHAL döneminde çıkarılan KHK’ler ile kapatılmasını ve iktidarın medya üzerinde tek sesliliği kendine görev edinmesini mizahla harmanlayarak sunuyor. Yalan Haber Bülteni’nin her bölümü kolektif bir çalışmayla yapılsa da Er Kankan  ve Rasim Uzman Rizeli rolleriyle kameralar karşısına geçen Burak ve Hilmi’yle Satılmış TV projesi üzerine sohbet ediyoruz. 

VER MEHTERİ!

Fikrin nasıl ortaya atıldığı konusunu “Bizim mizah malzemesi olarak düşündüğümüz şey onlar gibi olup komik olmaktı, onların yaptığının üstüne bir şeyler koyarak komik olmak değildi” diyerek anlatmaya başlıyor Burak. Haber bültenin ortasında haber spikerinin “ver mehteri”  demesiyle komik bir durumun ortaya çıktığını ama aslında televizyonları açtığımızda ya da Youtube’a direkt “Erkan Tan Ver Mehteri” yazdığımızda çok daha komiklerinin görüldüğünü, Yalan Haber’de az bile yaptıklarını söylüyor. Böyle bir durumda Satılmış TV projesinin ortaya çıktığını söyleyerek “İktidarın gazete, televizyon, yayın araçlarına hakim olma sevdası var. Son dönem bu durumun en öne çıkanı, az çok muhalif diyebileceğimiz tek medya organı Doğan Medya Grubu’nun  Demirören’e satılması üzerine, bu durumu vurgulayan Satılmış Tv ismini koyduk” diyor. Hilmi ise, “İzleyenler Er Kankan’ı gördüklerinde sadece ATV’yi eleştiren bir durum olduğunu sanabilirler, ancak biz aynı çizgideki bütün kanalları eleştiriyoruz” diyor. Erkan Tan ve Rasim Ozan Kütahyalı bu absürt durumların öne çıkanları oldukları için Yalan Haber’de bu iki ismin yer aldığını söylüyorlar.

'UZMAN'LAŞTIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Sohbetimize bu projenin amacı ile devam ediyoruz. Bu projenin amacının medyadaki tek sesliliğe karşı bir farkındalık yaratmak olduğunu ve işin mizah, gülüp güldürmek olsa da farkındalık yaratmak noktasında ciddiyet gerektirdiğini de söylüyorlar. Spordan sanata, siyasetten ekonomiye birçok başlığa değinebilmek için bölümler çekilmeden önce, gündem maddelerini araştırdıklarını belirtiyorlar.  

Yalan Haber Bülteni’nin karakterlerine değinmek istiyoruz biraz da. Hilmi’ye Rasim Uzman Rizeli karakterini nasıl benimsediğini soruyoruz. Ana akım medyadaki sözde tartışma programlarını eleştirerek başlıyor sözlerine “Mesela herhangi bir muhalif parti ile ilgili bir şey  tartışma konusu ediliyor ama konuşanlar AKP’li vekil, AKP’li yazar, AKP’li hukukçu ya da AKP’li herhangi bir şeyin uzmanı gibi sıfatlarla çıkıyorlar karşımıza. Tartıştıkları konuyla ilgili kimse yok programlarında. Bu konu belirleyici oldu benim için. Gündeme göre hemen bir uzman çıkarıyorlar. Örneğin medya, emekli subayları bile ‘uzman’ sıfatını yapıştırarak halka sunabiliyor. İzleyenler de o kişinin uzman olduğunu düşünerek söylediklerine kanıyor” diyerek bitiriyor sözlerini. Medyanın tek sesli olmasının halkı etkilemekte önemli bir rol oynadığını ifade ediyor ancak her zaman da bu taktiğin tutmadığını da ekliyor.

PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILMIYOR Kİ

Satılmış TV’de bu durumu işlediklerini belirterek Burak, “Satılmış TV’de de işlediğimiz sözünden dönme olgusu var.  Mesela biri bir açıklama yapıyor, ardından Erdoğan’ın bir cümlesiyle o açıklamalar geri alınıyor. Bu gibi durumlar sıkça yaşanıyor,  yani bu kadar çok medyayı kuşatsa bile, çelişkiler her zaman görülüyor” diyor. Bu duruma, Erkan Tan’ın Fethullah Gülen’i zamanında övdüğü ancak 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra Fethullah Gülen’i vatan haini ilan ettiğini örnek veriyorlar. Zaman zaman ana akım medyayı, tartışma programlarını takip ettiğini, “Yalan söylüyorlar” diyerek işin bitmediğini, bu gibi gerçekleri gün yüzüne çıkarmak gerektiğini belirtiyor Hilmi.

DANE DANE DEĞİL, BİRLİK OLALIM

Son olarak seçimden önce ortaya atılan yalanları konu ediniyoruz. Burak başlıyor sözlerine  “Geçtiğimiz günlerde İbrahim Tatlıses’in bir İdo yalanı vardı, Yalan Haber Bülteni’ne de konu etmiştik bunu. İktidar da aynı aslında bu durumla. Açıklanan seçim paketinde herkesin isteyebileceği şeyler var. Ancak gençlerle röportaj yaptığımızda gençlerin artık bu yalanlara kanmadığını da görüyoruz (İdo yalanına kanmadıkları gibi). ‘16 senedir yapmadılar şimdi mi yapacaklar’ diyor genç arkadaşlarımız. Üniversiteliler iktidardakilerin, köpeğin önüne atılmış iki üç kemik parçası gibi vaatler vermesini değil, bu vaatlerin gerçekleştirilmesini istiyor.  Seçimden önce hazırlanmış olan rüşvet paketinde ne kadın sorununa dair bir vaat var ne de grevlerini yasakladıkları işçilere dair. Artık bu iki konuda vaat bile veremiyorlar.” diyor. Burak’ın ardından hemen Hilmi söze başlıyor. “İsmimizin neden Satılmış Tv olduğunu daha önceden belirtmiştik, bi yandan komik olabilir bu durum ancak bir yandan da trajik. Artık medyada özgürlük, çok seslilik diye bir şey kalmamaya başladı. Ancak her ne kadar kanalları satın alsalar da, kendi sesimizi duyuracağımız kanallar da var olacaktır. Çabalarımızı merkezîleştirmek önemli. Biz Satılmış TV’yi hazırlayarak kendi alanımızdan bir katkı sağlamak istedik. Herkes kendi zihninin çalıştığı, yeteneklerinin keskinleştiği yerde bir şeyler katmalı. Bu çabalar Genç Hayat gibi kürsülerde birleştirilmeli. Satılmış TV’nin ilk bölümünde de değimiz gibi ‘dane dane’ değil, birlik olalım.” diyerek noktalıyor sözlerini. Satılmış Tv ekibine çabaları, emekleri için teşekkür ediyor, gelecek bölümleri beklemeye devam ediyoruz.

(*)youtube/ Satılmış TV
Facebook/ @satilmistv

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Mayıs 2018 13:46
www.evrensel.net