Antakya

Antakya'da barış çığlığı

Suriye’de süren iç savaş karşısında müdahale seçeneği tartışılırken barış çığlığı Antakya’dan yükseldi. Antakya Merkeze bağlı 4 bin nüfuslu Yeşilpınar Beldesi, sekiz yıldır düzenlediği Defne Kültür ve Sanat Festivali’nin içeriğini değiştirdi ve tüm etkinlikleri panellerle, foruma ayı

Fatih Demirel / Özkan Azazi

“Barışa bir çığlık” üst başlığı ile yapılan bu yıl ki etkinliğe iki gün boyunca 5 binin üzerinde katılım oldu. Çok sayıda şair, yazar, sinemacı, gazeteci, sendikacı, siyasetçi ve milletkevilinin katıldığı etkinlikte, “Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır, içerde ve dışarıda barış” talebi dile getirildi.

Bu yıl gerçekleşen festival geçmiş yıllardan farklı olarak foruma şeklinde yapıldı. Komşu Suriye’de yaşanan iç savaş ve çatışmalardan dolayı, müzik etkinliklere yapılmazken, aydın, yazar, sendikacı ve siyasi parti temsilcilerinin konuştuğu iki günlük forum şeklinde geçekleşti.

AKP’nin Suriye politikası ve onun Hatay ve Türkiye’ye olumsuz etkilerinin dile getirildiği festivalin birinci günü Belediye Başkanı Malik Kılıç’ın açılış konuşması ile başladı.

Yeşilpınar Belediye Başkanı Malik Kılıç, her gün ölüm haberlerinin geldiği bir ülkenin tek gündemi barış olmalıdır diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü. “Ülkemiz öyle bir hale geldi ki hızla kaos ortamına sürükleniyoruz. Sava koşullarının yönetiliyoruz. 30 yıldır akan kan dinmek bilmiyor. Türkiye emperyalistler tarafında bölgesel ve etnik bir savaşa sürükleniyor. İlimizde rahat dolaşamaz hale geldik. Esnafımız kan ağlıyor. Ekonomimiz çökmüş durumda. Türkiye tehlikenin eşiğindedir. Emperyalistler, başta AKP hükümeti ve diğer hizmetkârlarıyla birlikte Suriye ‘ ye sözde demokrasi ve özgürlük getirme peşindeler. Suriye’ ye demokrasi getirmek isteyen, Suudi Arabistan ve Katar gibi demokrasinin kırıntıları bile olmayan ülkeler ne kadar özgürlükçü hepimiz biliyoruz. İlimizde eli kanlı El Kaide militanlarının beslenmesini istemiyoruz. Kampların dağıtılmasını burada ki militanların sınır dışı edilmesini istiyoruz. Bu militanların huzurumuzu, barışımızı ve kardeşliğimizi bozacağından endişeliyiz. Hükümeti savaş politikasından vazgeçmeye, kardeş Suriye halkına karşı başlatılan katliamların parçası olmamaya çağırıyoruz”

CHP milletvekili Süleyman Çelebi, AKP’nin izlediği savaş politikalarının durdurulmasının yegâne yolunun halkın eylemi olduğunu söyledi. Halkın sokağa dökülmesi gerektiğini söyleyen Çelebi, “Yoksa mecliste yapılacak görüşmelerle bu işi çözemeyiz.  Şimdi inadına barış ve mücadele zamanıdır” dedi

DİSK Genel Başkanı Erol Ekici de “Irak’ta, Libya’da ne olmuşsa şimdi Suriye’de de o oluyor” dedi. Ekici, emperyalizmin Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesi için bir eş başkan ortaya çıkardığını bu görevi de Başbakan Tayyip Erdoğan verdiklerini söyledi. Gazeteci Fehim Taştekin ise Suriye’de ilk ayaklanmalar başladığında İstanbul’daki toplantılarında bulunduğunu söyledi. Taştekin o toplantılarda söylediklerini şöyle sıraladı “1. Bu işe silah karışırsa, 2. Mezhepçilik karışırsa, 3. Din ve ırk ayrımı karışırsa ve 4. Dış müdahale çağrıları yapılırsa bu devrim dediğiniz süreç yok olur ve emperyalist güçlerin piyonu haline gelirsiniz”  Söylediği 4 maddendin bildiriye alındığını hatırlatan Taştekin, aylar sonra  bu maddelerin ihlal edildiğini hatırlattı. Muhalifler tekrar toplandıklarında daha önceki maddeleri hatırlattığını belirten Taştekin, “Siz bu dört maddeye de ihanet ettiniz. Silahlandınız, etnik milliyetçilik ve mezhepçilik yaptınız, dış müdahale çağrısında bulundunuz. Artık bu sizin devriminiz olamaz. Devrim de olamaz. Evet, Suriye’de bir rejim sorunu var. Ancak bu rejim kardeş kanı akıtılarak değiştirilemez” dedi.

AKP’nin yalan ve takıyye üzerine politika yaptığını belirten sanatçı Sadık Gürbüz, ABD ve AKP’nin sağlığa zararlı olduğuna dikkat çekti. Dünya üzerindeki parçalanan bütün devletlerin temelinde etnik ve ulusal çatışmalar olduğunu vurgulayan Gürbüz, “Biz emperyalistlerin oyununa gelmeyecek insanlar topluluğuyuz. Bizim gibi düşünen tüm insanların artık sokağa çıkmasının ve bunlara dur demesinin zamanı gelmiştir” dedi.

BARIŞ İÇİN HER ŞEYİ YAPMALIYIZ

Tiyatro sanatçısı Orhan Alkaya da, bir ay içinde ikinci kez Antakya’ya geldiğini ve ilkinde ruhsal bir kırgınlık olduğunu ikinci gelişinde ise derin bir kaygı ile karşılaştığını ifade etti. Antakya halkının kaygısının kendisini çok etkilediğini aktaran Alkaya, “Ülke toprakları, Suriye’ de silahlı eylem yapan grupların geçiş kapısı haline geldi. Türkiye 30 yıldır kendi topraklarındaki problemi çözme yerine vatandaşlarıyla savaşıyor. 30 yıllık silahlanma bütçesi Türkiye’nin dış borcunu sıfırlar. 1 Mart 2003’te Türkiye ABD’ye söz vermişti. Irak tezkeresini geçirmek için her türlü hazırlık tamamlanmıştı. Ancak halkın mücadelesi ve sokak hareketleri bunu engelledi. Şimdi de aynı şeyi yapmak zorundayız. Kardeşliği, dostluğu, barışı kaybetmemek için bugün elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız” dedi. (Antakya/EVRENSEL)


www.evrensel.net