Tadını çıkar

Fotoğraf: Pixabay

Tadını çıkar

Adnan Özyalçıner’den değinmeler: Acının defteri doldu. Boş sayfası yok. Acının son bulacağı yeni sayfalar eklemeli

Adnan ÖZYALÇINER

SİZ/BİZ/HEPİMİZ

Bir umut yola koyulduğunuzda, yolun sonunda sizi neyin beklediğini bilmiyordunuz. Yolda karşılaşacağınız yağmur, kar, fırtına baskınları ürkütmemeli sizi. Güneşin açtığı, gökyüzünün uçuşan bulutlara sarmaşabildiği kaçamak günlerde yol boyundaki kır çiçeklerini derlemeyi, sulu yemişlerden toplamayı unutmayın. Çiçeklerin kokularını içinize çekerek, yemişlerin öz suyundan tadarak yürümenizi sürdürün. İşte o zaman, yolun sonunda güneşli günlerin uçsuz kırlıkları, gökyüzüyle denizin sonsuz maviliği, bulutlara değen dağlardan kopup gelen ırmakların yaydığı ılık bir esinti karşılayacaktır sizi/bizi/hepimizi.

SIRADAN

Öykülerimde yaşadıklarımı yazdım. Bize yaşatılanları yani. Sıradan insanları. Sıradan insanların öykülerini yazdım/yazıyorum.

ACININ DEFTERİ

Acının defteri doldu. Boş sayfası yok. Acının son bulacağı yeni sayfalar eklemeli.

KALEİÇİ

Kaleiçi eski bir kent. Deniz mavisi içinde. Duvarları salkım saçak mor begonvillerle yenilenen. Her mevsim. Yeniden.

SIMSIKI

Uçurumun önündeyim. Dibinde denizin kayaları dövdüğü, üstünde gökyüzünün ışıdığı uçurumun önünde. Döne döne esen yelle sürüklendiğim uçurumun önünde. Issız. Ayağımı bastığım toprakta. Sımsıkı.

DENİZLE DAĞ

Denize baktığında dağları göreceksin. Bulutsu bir mavilik içinde yükselen. Şimdi deniz mi dağ, dağ mı deniz belirsiz.

TAM CÜMBÜŞ

Karanlığı ak bir bulut olup aydınlattı işçiler. Akasyaların açtığı, sapsarı mayıs papatyalarının rüzgarda salındığı, güllerin, mor sümbüllerin, yaseminlerin, manolyalarla mimozaların renk renk, koku koku uçuşarak yayıldığı baharın en cümbüşlü gününde.

AYDINLIKLA

Sürgit gitmez bu karanlık. Solar bir gün. Karşısında durdukça, tepindikçe üstünde, yürüdükçe üstüne üstüne aydınlanır.

TADINI ÇIKAR

Yaz geldi. İpinin ucunu bırakma. Sıkıca tut; sen de, o da. İkiniz. Kışa dönüşmesin diye. Hepimiz el ele. Tadını çıkarmak için.

BAHARLA

Kara kış boyunca akan/akıtılan kanın renginde boy veren gelincikler durduracak kanı. Baharla. Bahar rüzgarı acıların silinmesi için kızıla kesmiş bir deniz gibi dalgalandıracak onları. Gelinciklerin yüreğinin tam orta yerindeki kara tomurcukları uçurarak. Bir bir...

YAZ UMUDU

Papatyalarla gelinciklerin örttüğü yazla donandık/donanıyoruz. Kışın acılarına izin vermeyeceğini umduğumuz yozla.

GERÇEK ÖZGÜRLÜK

İnsan yalnızken, tek başınayken çokluğu ister. Bırakılmışlık korkusuyla. Kalabalığa karıştığındaysa bunalacaktır. Özgürlüğünün kısıtlandığını sanarak. Tekliğini özleyecektir kalabalıkta yalnız-laşarak. Kalabalıkla birlikte hareket etmeyi öğrendiğinde gerçek özgürlüğü tadacaktır. Kalabalıkla.

YALPALAMA

Kubbeler kentiydi bir zamanların İstanbul’u. Kubbelerin eğimine tepelerin eğiminin karıştığı. Kubbelerin yemyeşil tepeleri, tepelerin sis rengi kubbeleri yanısttığı görünümüyle. Parıltılı masmavi denizinin üstünde. Yüzercesine.

Şimdi kubbeleri de, tepeleri de üstle-rine bindirilen gökdelenleriyle delik deşik eden beton, demir karışımı ağır yüküyle yalpalıyor; batmadan önce.

BOZUK SAAT

Sarkmış bir zamanı yaşıyoruz. Sırasız, düzensiz. Yaz yerine kışı, sabah yerine akşamı, gündüz yerine geceyi yaşatan. Sürekli geri kalan eski bir saat sanki zaman. Acıya, korkuya, karanlığa ayarlı. Bozuk bir saat. Günahı saati düzeltmeyenlerin boynuna. Düzeltmeye kalkıp da beceremeyenlerin.

SONUNDA

Paslı, çürük, ıslak, pis bir sis bastırmıştı. Yarı karanlığının içinden kimi yağmur, kimi kan aktı. Dağılması zaman almış olsa da sızıntı bir aydınlıkla parıldayacaktır ortalık. Sonunda.

www.evrensel.net
ETİKETLER Değinmeler