Sen misin 'Tamam' diyen, 'Sıkılan' ?

Fotoğraf: Cem Öksüz/AA

Sen misin 'Tamam' diyen, 'Sıkılan' ?

‘Sıkılan’, AKP ve tek adam rejimine ‘Tamam’ diyen milyonların, eşit ve özgür bir ülke için alanlara inmesinin olanakları her zamankinden fazladır.'

Tugay BEK
Avukat

AKP son olarak Doğan Medya grubuna da ‘El koymakla’ kendisinden önce hiç bir iktidara nasip olmamış bir medya gücüne sahip olmuş oldu. Birkaç gazete ve TV dışında tüm medya AKP’nin yalan makinesinin parçası haline getirildi. Ele geçirilen medya organlarında çalışanlara yönelik beklenen tasfiyelere hızla başlandı. Medyaya yönelik bu operasyonlar esasen seçim hazırlıklarının da bir adımı olarak kurgulandığından, bu alanı az çok takip eden hiç kimsenin kuşkusu yok. 

Cumhur ittifakının, gafil avlamayı düşündüğü muhalefet cephesinden gelen karşı hamlelerle rüzgar terse dönerken evdeki hesap çarşıya uymamış oldu. Erdoğan ve iktidar cephesi, eldeki devasa medya gücüne rağmen    gece gündüz yapılan onca propagandanın istenen etki ve heyecanı bir türlü uyandırmadığını miting alanlarında görüp, kamuoyu araştırmaları sonuçlarından takip ediyor. 

Geçtiğimiz hafta Erdoğan’dan gelen muz orta kıvamındaki ‘tamam’ ve ‘sıkıldık’ sözlerini AKP kalesine atılmış unutulmaz bir ‘gol’e çeviren sosyal medya kullanıcıları, AKP-MHP blokundaki paniği artırdı. Başta Erdoğan ve AKP kurmayları seçim kampanyalarındaki bu kötü gidişatın başlıca sebeplerinden birinin de sosyal medya alanındaki ‘başıbozukluk’ olduğuna inanıyor. 

SOYLU, İŞARET FİŞEĞİNİ ÇAKTI

Önceki gün Seçim Bölge Güvenlik Toplantısına katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Sosyal medyada terör örgütü propagandası veya başka türlü provokasyonların ortaya getirilmesi, dijital seçim çalışmalarını engellemeye yönelik siber suçların takibini yapmak maksadıyla da, ilgili birimlerimiz görevleri başında olacaktır” diye konuştu. Geçmişte benzerini sıklıkla gördüğümüz gibi Soylu’nun bu sözlerini emir telakki eden polis ve yargı, vakit kaybetmeksizin tüm illerde sosyal medya kullanıcılarına yönelik kitlesel gözaltı ve tutuklamalar  gerçekleştireceklerdir.

Emareleri beliren ve gerçekleşmesi  muhtemel bu operasyonlarla sosyal medya yoluyla iktidara muhalif paylaşımlarda bulunulmasının ve AKP-MHP bloku dışındaki parti ve adaylar lehine seçim propagandası yapılmasının önüne geçmek, toplum sindirilmek ve korkutulmak  istenmektedir.

Sosyal medyaya yönelik operasyonlar geçmişte olduğu gibi yine “Terör örgütü propagandası yapmak, cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek, devleti ve kurumlarını aşağılamak” gibi bahanelere dayandırılacaktır. 

Sosyal medyasının bu şekilde zapturapt altına alındığı bir ülkede özgür bir seçim ortamının varlığından bahsetmek mümkün değildir. 

SOSYAL MEDYAYA ÖZGÜRLÜK, ÜLKEYE ÖZGÜRLÜK

Sosyal medya alanında ifade ve paylaşımda bulunma özgürlüğü, seçim sattı mahalline girildiği bugünlerde aynı zamanda bir seçim  propagandası özgürlüğü sorunudur. Bu özgürlüğün tüm muhalefet cephesi tarafından titizlikle ve el birliği ile savunulması gerekmektedir. Yaygın medya alanında iktidar bloku ile mukayese edilemeyecek bir imkana sahip olan muhalefetin, bu alana yönelik kısıtlama ve baskılar karşısında göstereceği tepki seçimin sonuçları açısından son derece önemlidir.

İktidarı kaybetmekten korkanlar, çareyi toplumu korkutmakta aramaktadır. Ancak korkunun ecele faydası yok. Gerçekleşmesi muhtemel gözaltı ve tutuklamaların toplumun moralleri bozmasına asla izin verilmemelidir.

Gezi Parkı protestolarında açığa çıktığı gibi, artık korkmaktan ‘Sıkılan’, AKP ve tek adam rejimine ‘Tamam’ diyen milyonların, eşit ve özgür bir ülke için alanlara inmesinin olanakları her zamankinden fazladır. 

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Mayıs 2018 14:09
www.evrensel.net