Futbol emekçilerinin örgütlenmesine adanmış bir yürek!

Futbol emekçilerinin örgütlenmesine adanmış bir yürek!

Öncelikle belirtmeliyim ki Metin Kurt 70’li yılların başında devrimci kişiliğiyle GS’li olmamızı sağlayan futbolcu ağabeylerimizden biri ve aktif futbol yaşamında ülkemizin bir numaralı "sol" açığıydı. Kayserispor da oynarken çıplak gözle seyretme bahtiyarlığına erenlerdenim.Türkiye Devrimci Futbol Emekçi Sen

Göksel Rıza Özkan

Türkiye Devrimci Futbol Emekçi Sendikasını kurması, genel başkanlığını yapması tüm yaşamında futbol emekçilerinin hakkını savunması onun gerçek bir "sol" açık olduğunun ispatıdır. Anısı sendikal hak ve özgürlük mücadelesinde, mücadelemizde yaşayacak.
Evet, Türkiye futbolunun efsane isimlerinden Metin Kurt'u kaybettik. Metin Kurt'un cenazesi 25 Ağustos Cumartesi günü Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde kılınan ikindi namazından sonra Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı'nda toprağa verildi. Hemen tüm haber metinlerinde GS, FB, BJK taraftar guruplarının Metin Kurt’un cenaze merasiminde bir arada bulunmaları öne çıkartılarak verilmiş, ancak “sol açık” Metin’le cenaze merasime katılan taraftar gruplarının ortak noktasının “emek ve özgürlükler” mücadelesi olduğu pas geçilerek servis edilmiş olması düşündürücüydü.
Ömrünü sporcuların örgütlenme mücadelesine adayan Metin Kurt son olarak Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nın başkanlığını yürütüyordu.
Kapitalist sistemde oynanan futbolu; "Düzenin spor ortamı, kitleleri yutan bir bataklıktan farksızdır. Şike, doping, siyaset, şiddet, küfür, kumar, mafya düzen sporunun gerçek açılımıdır. Kapitalist sistem sporu metalaştırmıştır, sporcuları da şovmenleştirmiştir" sözleriyle eleştiren Metin ağabey Türkiye futbol tarihinde ilk sporcu grevini yapan ve spor emekçileri sendikasını kuran, bu nedenle futbol sahalarından aforoz edilmiş olan bir futbol emekçisidir.
Futbolumuzdaki ilk grev olayı Galatasaray ve Milli Takım’da oynadığı 1976’da Galatasaray’ın Türkiye Kupası finalini oynamaya hak kazanması üzerine vaat edilen 10 bin lira primin ödenmemesi üzerine örgütlediği grevdir. ‘’Antrenmana katılmama’’ biçiminde uygulanan greve, ünlü futbolcular Yasin, Gökmen Özdenak kardeşler, Büyük Mehmet ve kendisi katılmış idi.
GS’de oynadığı 6 yıl boyunca hiç kırmızı kart görmeyen Metin sadece tek bir maçta sarı kart gördü. Bu dönemde Türkiye Milli Takımında da her daim yer buldu. 26 kez Türkiye A Milli Takımının formasını giydi. Ancak dürüst kişiliği, özlük haklarını araması, sendikal faaliyet girişimleri, sporda şovenizm ve şikeye karşı çıkması, futbolun emekçileri uyutmada kullanılmasına karşı çıkması yüzünden futbol sahalarından aforoz edildi.
Şunları söylemişti bir söyleşisinde: “Şike, futbolun içindeki rüşvettir. Bizim esas mücadelemiz sistemledir. Bugün sporda şike yoktur, doping yoktur, mafya yoktur, şiddet yoktur, ırkçılık yoktur diye iddia edebilir misiniz? Hepsi vardır. İşte bunlar sistemin sorunudur. Biz bu sistemde ezilen kesimi bir araya getirip onların özgürleşmesini sağlayacağız.”
Spor-Sen’in kurucusu olan Metin Kurt’un, “biz futbolun arsada oynananını sevdik, borsadakini değil” sözleri de sloganlaşmıştı: “futbol arsada oyun olarak güzel ve temizdir; borsada ise kirli ve çirkindir. Biz bu oyunun arsada oynananını sevdik borsadakini değil.”
Bu düşünceleri ile spor emekçilerinin ve endüstriyel kapitalist futbola karşı mücadele edenlerin kalbinde ayrı bir yeri olan Metin Kurt, son günlerinde bile spor emekçilerini yeniden bir araya getirme ve bir mücadele hattı oluşturma çabasını sürdürüyordu.
Tüm sevenlerinin ve yoldaşlarının acısını paylaşır baş sağlığı dileklerimi iletirim.

*Eğitim Emekçisi

www.evrensel.net