Sendikalar ölü toprağından silkinmeli

Sendikalar ölü toprağından silkinmeli

Türkiye’de çalışma koşulları malum. Peki, emekçiler ve onların örgütleri sendikalar, bu koşulları değiştirmek için neler yapmalı? Bu soruyu Küresel Sanayi İşçileri Sendikası Genel Sekreter Yardımcısı Kemal Özkan şu sözlerle yanıtlıyor: “Artık gün emekçiler ve sendikalar için mücadel

Eda Yıldırım

21 gündür devam eden Teksim direnişinde katıldığı bir eylem sonrasında sohbet ettiğimiz Özkan, toplu pazarlık hakkının fiili olarak askıya alındığını, Toplu İş İlişkileri Yasası, Özel İstihdam Büroları ve kıdem tazminatına yönelik saldırıların gündeme geldiğini söylüyor. Sendikaların da üzerine örtülü ölü toprağından silkinmesi gerektiğini ifade ediyor. “Sendikal hareketin uzunca bir süredir kan kaybetmekte olduğunu hepimiz görüyoruz. Bu yüzden sendikaların Teksim direnişinde olduğu gibi kararlı duruşa ihtiyaç var” diyen Özkan, ancak bu  kararlılığın işçilerin çalışma ve sosyal hayatına ilişkin kazanım sağlayacağını belirtti.

ÇÖZÜM ILO’DA DEĞİL

Türkiye’de tekstil sektörü başta olmak üzere pek çok sektörde işçilerin insani olmayan koşullarda çalıştırıldığını kaydeden Özkan, buna karşın örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin de yasal olarak sürdürüldüğüne dikkat çekti. Özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının toplu iş sözleşmelerinde sendikalara yetki vermemesi nedeniyle binlerce işçinin mağdur olduğunu ifade eden Özkan, bu yüzden Küresel Sanayi İşçileri Sendikası olarak Bakanlığı Uluslararası Çalışma Örgütüne(ILO) şikayet ettiklerini söyledi. Yakın zamanda ILO’nun Bakanlıktan savunma isteyeceğini anlatan Özkan, ILO’nun tek başına bir yaptırım gücü olmadığı konusunda da uyarıda bulunarak şöyle devam etti: “Uluslararası sendikal hareket tek bir parametre değil aynı zamanda birden çok parametrenin hayata geçirilmesiyle mümkün olabilir. Öncelikle gerçek bir taban hareketinin olması gerekir. Sendikaların bir birlik içerisinde beraber bir mücadele hattı örmesi gerekir. Daha sonra buna uluslararası sendikal hareketin değişik platformlarda vereceği desteğin eklenmesi gerekir. Ancak böyle bir mücadeleyle olumlu bir netice elde edilebilir.”

SALDIRI HER YERDE

Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde emeğe yönelik ciddi saldırıların mevcut olduğunu ifade eden Özkan, “Bu saldırıların altında tamamen  sömürüye dayalı genel bir ekonomik ve politik sistem olduğunu tespit etmeliyiz. En son krizle beraber utanarak da olsa tüm dünyadaki finans kuruluşları bunun altını çizdiler” diye konuştu. İşçilerin ağır ve esnek çalışma koşullarının yanı sıra iş güvencesinden de yoksun olarak çalıştırıldığını vurgulayan Özkan, “Özellikle tekstil sektöründe ciddi boyutlara ulaşan bir yangın problemi var. Maalesef bu yıl çok fazla işçi kardeşimizi bu yangınlarda kaybettik. Bu çerçevede sendika olarak diğer bir çalışma alanımız gerek markalarla gerek çok taraflı girişimlerle birlikte bu yangın standardına karşı işçinin yaşam hakkını savunmaktır” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)


TEKSİM DİRENİŞİ ÖNEMLİ BİR ÖRNEK

Teksim direnişinin tüm triko işçileri için önemli bir yerde durduğunu ifade eden Özkan, “Burada direnen 36 arkadaşımız kendilerine önemli tazminatlar, artı paralar ve kazanımlar teklif edildiği halde hepsini reddetti. Bu da hem onların hem de  sendikalarının kararlığını gösteriyor” yorumunu yaptı.  Üretim, enerji ve maden iş kollarında toplam 55 milyon işçiyi temsil ettiklerini söyleyen Özkan, “Biz de aynı kararlılık ve sabırla bu mücadelenin arkasında duruyoruz” diye konuştu. Dünyanın birçok ülkesinde benzer mücadelelerin sürdüğünü de sözlerine ekleyen Özkan, “Özellikle üretimin merkezi dediğimiz Kamboçya, Hindistan, Pakistan, Bangladeş gibi pek çok yerde devam eden mücadeleler var. Özellikle 3 milyonun üzerinde çalışanıyla önemli bir tekstil üreticisi olan Bangladeş’te sendikal haklar konusunda çok ciddi problemler var” dedi.

www.evrensel.net