Silivri'nin yazında değil, Fatih'in ayazında sevdik seni

Silivri'nin yazında değil, Fatih'in ayazında sevdik seni

Her gün bir araya gelip üniversitenin bölünmesine geçit vermeyeceğimizi haykırıyor,  daha farklı neler yapılabileceğini tartışıyoruz.

Öyküm SARIKAYA
İstanbul Üniversitesi

Geçtiğimiz hafta hükümet, üniversitelerin bölünmesine ilişkin bir kanun tasarısını meclise sundu. Bu tasarının kapsamında olan üniversitelerden birisi de İstanbul Üniversitesi. Üniversitenin bileşenlerine sorulmadan, mantıklı hiçbir gerekçe gösterilmeden yapılan bu dayatmayla üniversitenin köklerinden koparılması, kimliksizleştirilmesi, İÜ'nün araştırma üniversitesi olma özelliğini kaybetmesi söz konusu. Bizler de İstanbul Üniversitesi öğrencileri olarak tasarının meclise sunulduğu günün cuma günü olması ve sonraki günlerde okulun olmaması sebebi ile ilk elden sosyal medyada örgütlendik ve tepkimizi dile getirdik. Salı gününden beriyse Beyazıt merkez bina ana kapı önünde "Bakteri değiliz bölünerek çoğalamayız", "İbn-i Sina hoşdır ama bena na", "Aç kapıyı Veysel Efendi, okulu kurtarmaya geliyoruz" gibi renkli dövizlerimizle; sloganlarımızla, şarkılarımızla kararı protesto ediyoruz. Her gün kendi fakültelerimizde forumlar düzenleyip sonrasında ana kapının önünde bir araya gelip üniversitenin bölünmesine geçit vermeyeceğimizi haykırıyoruz. Günlerdir okulda bu dayanışmayı örerken aynı zamanda sürekli bu konuyla ilgili daha farklı neler yapılabileceği tartışıyoruz. 

FAKÜLTELERİMİZ BİR ARADA GÜZEL

Edebiyat Fakültesi’nde arkadaşlarımıza konuyla ilgili ne düşündüklerini sorduğumuzda karara ne kadar tepkili olduklarını görüyoruz. "Söz konusu yasa tasarısının geçmesi halinde okulumuzun yüzlerce yıllık tarihi ve kültürel dokusunun zarar göreceğini düşünüyorum" diyor Ebru. Bunun sadece tasarıda adı geçen fakülteleri değil tüm üniversiteyi ilgilendirdiğini ve etkilediğini vurgulayıp "İstanbul Üniversitesi bugün dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında sayılıyorsa bu hepimizin, bütün fakültelerin başarısıdır. Siz bir parçayı alırsanız bu başarı ve birliktelik zarar görür. Fakültelerimiz birbiriyle etkileşim halindedir." diye ekliyor. Betül ise nice bilim insanının yetiştiği ve daha birçoğunun yetişeceği bir okula gelirken herkesin belli umut ve hayallere sahip olduğunu ve böyle bir kararla okulumuzun elimizden alınmasının üzücü olduğunu dile getirirken okulun bir bütün olarak daha güzel olduğunu ve bu karardan vazgeçilmesini umduklarını söylüyor.

HAYEF BİZİM YAŞAM DESTEK ÜNİTEMİZDİR

Edebiyat Fakültesi’nin ismi tasarıda geçmese de Ebru buraya da dokunan bir noktaya değiniyor. "Fen-Edebiyat fakülteleri formasyonunu HAYEF'ten alıyor. Siz HAYEF'i başka bir okula naklederseniz buradaki binlerce öğrenciyi de etkileyecek bu durum." diyerek formasyon hakkını savunacağını belirtiyor. Hakan ise "Bugün İstanbul Üniversitesi’nde ve daha birçok üniversitede iktidar tarafından, kendi keyiflerince değersizleştirme yapılmaya çalışılıyor. Sözde gerekçe bölgeyi kalkındırmak ancak gerçekte rant amacıyla birçok fakültemiz çeşitli yerlere taşınmak isteniyor." diyerek bunun asıl amacına dikkat çekiyor ve "Bizler haklı bir şekilde tepkimizi ortaya koyarak buna izin vermemeliyiz. Bana ne demeden, benim fakültem taşınmıyor ya da benim üniversitem değil ki demeden herkes bu duruma karşı örgütlenmeli, bu durumu engellemeliyiz." diye devam ederek mücadelede kararlı olmamız gerektiğini söylüyor.

Üniversitenin eğitimine herhangi bir yarar sağlamayan bu değişiklikten kimse memnun değil. Bugün üniversitenin gerçek öznelerine sorulmadan önümüze koyulan bu tasarı yüzünden üniversitenin kökleriyle ilişkileri kopacak, bilimsel hizmetler ve eğitim hakkı aksayacak, hem öğrenciler hem çalışanlar için birçok sorun doğacak. Üniversiteye vurulacak bu darbe kabul edilemez. Üniversitenin gerçek bileşenleri olarak buna karşı çıkıyoruz. Tasarı geri çekilene kadar mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmekte kararlıyız. Tüm arkadaşlarımızı da üniversitemize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

ÖĞRENCİLERİN İŞİ ZORLAŞACAK

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi Bekir, "İstanbul Üniversitesi geçmişten geleceğe bilim köprüsüdür ve bütün disiplinleri birbiriyle bağlantılıdır. İstanbul Üniversitesi birçok farklı alanın birbiriyle harmanlandığı yerdir. Merkez Kampüs ve Edebiyat Fakültesi’ni taşımıyorlar ama bu fakülteler diğerleri olmadan eksik kalacaktır çünkü bunların gelişkin yerler olmasını sağlayan birbirleriyle olan dayanışmalarıdır." diyerek üniversitenin bölünmesi halinde okulun da niteliksizleşeceğini ifade ettikten sonra bu tasarının öğrenciler açısından barınma ve ulaşım sorunu çıkaracağına dikkat çekiyor: "Buna coğrafi açıdan da bakmak lazım. Burası İstanbul'un gayet merkezi bir yeri. Öğrencilerin buraya ulaşımı kolay. Birçok ulaşım olanağı var. Üniversitenin Hadımköy'e ya da Silivri'ye taşınması ekstra bir mesafe ve aynı zamanda maddi açıdan da bir külfet olacaktır. Bu aynı zamanda eğitim verimini düşürecektir."

www.evrensel.net