Çay üreticisinin emeğinin karşılığı 10 kuruşluk seçim ayarı değildir

Fotoğraf: Fırat Turgut/EVRENSEL

Çay üreticisinin emeğinin karşılığı 10 kuruşluk seçim ayarı değildir

Tüm Köy Sen Genel Başkanı çay üreticilerini suyuna, toprağına, çayına ve ÇAYKUR’una sahip çıkmak için sendikaları Tüm Köy Sen’de örgütlenmeye çağırdı.

Sadık TURAN
Tüm Köy Sen Genel Başkanı

Baştan söylememiz gereken bir şey var, o da yaş çay alım fiyatı 2.45 değil 2.32 liradır. Çünkü 13 kuruşluk destekleme primi ayrıca tarım destekleri kapsamında ödenmektedir. Yaş çay alım fiyatının 2.32 lira olarak belirlenmesi demek, bu fiyattan yükseğe yaş çay alan olmayacak demek. Yani ÇAYKUR bu fiyattan alırken özel sektör daha ucuza çay alacak demektir. Budamasından, çaylıkların diken ve otlardan temizlenmesine, gübrelenmesine kadar yapılan tüm işler emek isterken, maliyeti de artıran faktörler arasındadır. Sürekli artan gübre fiyatları ve gübrenin çaylığa taşınması diğer bir masraftır. Budama için kullanılan motor ve yakıtı başka bir masraf. Tabii bir de yaş çayın toplanıp, çay alım yerlerine getirilmesi var ki; hem emek hem zaman hem de maliyeti artıran etkenler arasındadır. Çay üreticisi, ister kendisi toplasın isterse yevmiye ile toplatsın sonuçta verilen emek ve dökülen alın teri var ve bunun da maliyete etki eden bir parasal karşılığı var. 

Çay üreticisi de her vatandaş gibi akaryakıt ve doların bir gün durup, üç gün artışından etkilenmektedir. Bu nedenle açıklanacak yaş çay alım fiyatı hem çay üreticisinin emeğini karşılamalı hem de dolar ve akaryakıt artışına bağlı olarak maruz kaldığımız hayat pahalılığı karşısında ezdirilmemelidir. 

ÇAYKUR genel müdürü kampanya açılışında, ÇAYKUR’un günlük yaş çay alım kapasitesini yüzde 50 artırdıklarını söylerken; “Ucuza çay alan şirketlere çay vermeyin, randevulu sisteme uyun, piyasayı dengeleyecek kadar yaş çay alacağız” demektedir. Fakat gelin görün ki; ülke genelinde 1 milyon 300 bin ton yaş çay üretilmekte ama ÇAYKUR üretilen çayın yarısını bile almamaktadır. 2016 yılında 653 bin ton yaş çay alan ÇAYKUR 2017 yılında (genel müdürün açıklamasıyla) 525 bin ton yaş çay almıştır. En fazla üretilen yaş çayın yarısını alan ÇAYKUR hangi piyasayı dengelemektedir. Görünen o ki; ÇAYKUR çay almıyor, almış gibi yapıyor. Böylece de üretilen çayın en az yarısı zaten özel çay şirketlerine kalıyor. Onlar da açıklanan fiyatın altında istedikleri fiyatı dayatarak çay üreticisinin elinden çaylarını alıyorlar. 

Tarım Bakanlığı yaş çay alım fiyatı değil, yaş çay taban fiyatı açıklamalıdır. Açıklanacak fiyat taban fiyat olmadığı sürece (tavan fiyat işlevi görecek ve) çay üreticisi bu koşullarda her zaman çayını ucuza vermek zorunda kalacaktır. Bu nedenle Hükümet ve Tarım Bakanlığı çay şirketlerini değil çay üreticisini gözeten fiyat ve politikalar belirlemelidir.

Otomatiğe bağlanmış gibi her yıl ortalama 15-20 kuruş fiyat artışına bu yıl 10 kuruş da seçim rüşveti eklenerek belirlenen 2.32 TL, çay üreticisinin emeğinin ve yaptığı masrafın karşılığı değildir. Bu nedenle 2017 yılında 2.5 TL olması gerekir dediğimiz yaş çay alım fiyatının 2018 yılında 3 TL olması gerekir ki; çay üreticisi elektrikten, akaryakıta gelen zamlar karşısında yükselen enflasyon ve doların artışına yenik düşmesin.
Tüm bunlar göz önüne alındığında sayısı her yıl azalan çay alım yerleri tekrar artırılmalı ve randevu ile kota dayatması son bulmalıdır.

Temel gıda maddelerinden tutun da, tarım girdilerine kadar her şeye zam geliyor ama yaş çay için verilen prim desteği yerinde sayıyor. Gübrenin, akaryakıtın arttığı günümüz koşullarında 12-13 kuruş yaş çay prim desteği kabul edilemez. Prim destekleri artırılmalı ve en az yaş çayın fiyatının yüzde 10’u kadar (21 kuruş) olmalıdır. KOBİ’lere nefes kredisi, şirketlere vergi indirimi, patronlara “İşveren sigorta primi karşılama” gibi destekler sunan Hükümet, iş köylüye çay üreticisine gelince “Gözünüzü toprak doyursun” diyerek ülke kaynaklarını kimin için seferber ettiğini de açıkça göstermektedir. Sadaka değil üretime destek istiyoruz. 

Son söz: Şirketler örgütlü ve bir arada, çay üreticisi örgütsüz ve dağınık... Çay şirketleri, paketleme fabrikaları örgütlü ve bir aradalar. Konu çay olunca, çay üreticisi ya da çay işçileri olunca rekabeti de, siyaseti de bırakıp birleşiyorlar. Çay üreticisi de, işçisi de örgütsüz ve partisine, ilçesine, köyüne göre bölünmüş durumda. Üreticinin bölünmüşlüğü şirketlerin işine yarıyor. Çay üreticisi bu durumdan ancak Tüm Köy Sen’de örgütlenerek kurtulabilir. Çay üreticilerini suyuna, toprağına, çayına ve ÇAYKUR’una sahip çıkmak için sendikaları Tüm Köy Sen’de örgütlenmeye çağırıyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Mayıs 2018 12:39
www.evrensel.net