‘Grevimizi yasakladı artık hayatta oy vermem’
Fotoğraf: DHA

‘Grevimizi yasakladı artık hayatta oy vermem’

Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta OHAL ile grevleri engellemekle övünüyor. Peki, işçiler ne diyor?

Uğur ZENGİN
İstanbul

2017 yılında ‘greve tevessül eden’ ve grevleri OHAL’le engellenen ve grevden önce grev yasağıyla tanışan fabrikanın en genç işçisi, yasaktan sonra pek çok işçide hükümete bakışın değiştiğini anlatıyor. Çay molasında, serviste konuştuğu birçok işçinin grev yasağına olan tepkisini gözlemlemiş. Örneğin hayatı boyunca AKP’ye oy vermiş ‘Mehmet abi’sinin dediklerini şöyle aktarıyor: “Hayatta vermem. Biz burada grev yapacaktık, grevimiz yasaklandı. Niye vereyim!”

200 kişinin çalıştığı, işçinin dediğine göre “yüzde 65-70’i AK Parti’li. kalanı milliyetçi ve CHP’li” işçilerden oluşan bir fabrika burası.

“Koalisyon yapıldı, ittifak nasıl tartışılıyor?”, “Ekonomik duruma ne deniyor?” gibi sorularıma kısa cevaplar veriyor: “CHP’liler ittifakla dalga geçiyor. MHP’lilerin bazıları ‘Erdoğan’a oy vermeyiz’ diyor, bazıları ‘Erdoğan’a oy vereceğiz’ diyor. Oy vermeyecek MHP’liler şimdilik İyi Parti demiyor, bazı CHP’liler İyi Partiyi savunuyor... Kimi AKP’li işçiler ‘Bu seçimleri kazansın 2023’te düzelecek, şekeri de o yüzden satıyor, kendini garantiye alıyor’ diyor.”

BİZ BURADA GREV YAPACAKTIK...

Sonra soruyorum:

Daha önce AKP’ye oy verip de şimdi ‘vermem’ diyen yok mu?

Mehmet abi var, ‘Hayatta vermem’ diyor. ‘Biz burada grev yapacaktık. Bizim grevimiz yasaklandı. Ben niye vereyim?’ diyor.

Başka var mı?

Var. 15 dakika çay molasında konuştuk. Çok da değil yani. “Grevi yasakladı, referandumda sıkıntı oldu” diyor. Hayatı boyunca Erdoğan’a oy vermiş. “Benim evime giren ekmekle oynuyorlar niye oy vereyim!” diyor. Birol var. O AK Partililere laf atıyor. ‘Hükümetin yüzünden neler oluyor ülkede. Oy vermeseniz bunlar olmaz’ diyor. Başkası var, namazında niyazında. Servis beklerken konuştuk. “Annem, kardeşlerim, ben hep oy verdik ama grev yasağından sonra veremem diyor.” Ama AK Partililer bayağı bayağı savunuyor. Fabrikadaki AK Partililer CHP’lilere bile terörist gözüyle bakıyor. ‘Teröristleri desteklemeyin’ falan gibi. Şükrü abi var. İki seçim de vermiş AK Partiye, “Şimdi vermem” diyor. “Özelleştirdi, Türk Telekom’u PTT’yi sattı” diyor. Ama fabrikada genel olarak diyorlar ki ‘Siyaset ara bozar.’

1 Mayıs için ne diyorlar?

Sendika ne derse onu yaparız, işimiz yoksa gideriz diyorlar.

Yani gitmeyecek aslında...

Taş çatlasın gidecek en fazla 30 kişidir. Bir gün tatil yaparım niye gideceğim diye düşünüyor. Sendikaya üye olduğu halde iyi bakmıyor. Aidatları falan topluyor, yılda sendikaya şu kadar para veriyorum diyor.


ARTIK 'ALTIN GÜNÜ' DEĞİL 'ERZAK GÜNÜ' DÜZENLİYORLAR

Çoğu kadın 300 işçinin çalıştığı fabrikada sabah vardiyasıyla mesaiye başlayan, sonraki vardiyayla da 8 saati ‘deviren’ kadınlar var. Günde 16 saat fabrikada çalışmanın adı onlara göre ‘fedakarlık.’

Bunları anlatan kadın işçi “Ben artık dayanamadım” diyerek, devam ediyor: “Ne fedakarlığı? Senin zaten feda edecek bir şeyin kalmamış ki. Sen 8 saat çalışıyorsun, yetmiyor diye 8 saat daha çalışıyorsun neyini feda edeceksin? ‘Bir sorgula, düşün’ dedim. Ben babam dahi lüks içinde yaşasa geçer karşısına ‘Sen neden lüks içinde yaşıyorsun da ben niye böyle sefalet içinde yaşıyorum diye sorarım’ dedim...”

Kadınlar açısından ‘tasarruf yapmak’ da eskisinden daha zor artık. Eskiden düzenlenen ‘altın günü’ yerini ‘erzak günü’ne bırakmış. Kadın işçi şöyle anlatıyor:

Dayanışma için, para biriktirebilmek için bir şey yapıyor mu işçiler?

Güne giriyorlar. Bana da katıl dediler, “kaç parasına” dedim. ‘Parasına değil, erzak alacağız’ dediler. Toptancı araştırıyorlar, ucuz erzak almak için. Fiyat oluşturuyorlar, ona göre ayarlıyorlar. Ayda iki defa para toplanıyor. Ayın 25’inde avanslar yatınca toptancıdan erzak alınacak. Gidiyorlar en ucuz yerleri arıyorlar, buluyorlar...

Erzak mı? Gün denilen şey normalde para biriktirmek için yapılmıyor mu?

Bizim erzak ihtiyacımız var, diyorlar.

İŞÇİLER KADIN, USTALAR ERKEK

Çok uzun saatler çalışan kadınların, biraz olsun “Rahat çalışmanın yolunu aradığını” söylüyor sonra, “Bunu da ustalara yakınlık göstererek yapıyorlar” diyor. “Yakınlık derken?..” diye soruyorum, “Ustaların tacizine göz yumarak...” diye açıklıyor.

Fabrikada işçilerin ortalama ücreti 1850 lira, ikramiye de var. Ama hepsi erkek olan ustalar daha fazla alıyor. “Erkekler rahatça çıkıp çayını sigarasını içebiliyor, bize yok” diye yakınıyor.

Kadın işçilerin grev yasaklarına ilişkin görüşlerini ise “Erdoğan’ın bir bildiği vardır, diyorlar” şeklinde özetliyor. İşçilerin çoğunlukla atv, a haber gibi televizyon kanallarını izlediğini ve “Erdoğan giderse din elden gidecek”, “Yol yaptı, köprü yaptı...” gibi düşüncelerin sık sık ifade edildiğini, buna itiraz edenin ise “dinsizsin” diye suçlandığını aktarıyor.  

Fotoğraf: Pixabay

Ek iş yapan var mı?

Yüzde 99’u fazla mesai yapıyor. Sabah vardiyasıyla geliyor 8 saat çalışıyor, tekrar 8 saat de bizim vardiyayla çalışıyor. Bir de AK Parti’ye oy verip, halimizden memnunuz diyorlar. Biz ise samimi olmaya çalışıyoruz. Ama samimi olmaya çalışsak da kendilerinden olmayanı dışlıyorlar.

1 Mayıs da geliyor... Konuşuluyor mu?

1 Mayıs konuşulunca ‘Ne yani gidip sağa sola taş mı atacağız’ diyorlar. Bizim ne işimiz var öyle şeylerde. 1 Mayıs resmi tatil olmasın, biz çalışalım diyorlar.

Fabrikanızda Çimse-İş örgütlü, onların 1 Mayıs çalışması var mı?

Sendika yok gibi bir şey bizim orada. Sadece adı var. Bir de aidat alıyor bizden başka da bir şey yok.

Seçimler konuşuluyor mu?

Zaten fazla siyasete girmek istemiyoruz, girdiğimiz zaman kavga, ortalıkta birbirlerine bağırma çağırma... Bizi dinsiz diye kışkırtmaya çalışıyorlar. CHP’li bir arkadaş direkt dinden dalıyor olaya, kızışıyor.


BUGÜN İŞÇİLERİN BİRLİĞİNE DAHA ÇOK İHTİYAÇ VAR

Söyleşileri, Tuzla Sanayi İşçileri 1 Mayıs Komitesinin çağrısıyla ve 100’e yakın işçinin katılımıyla gerçekleşen piknikte yaptık. 1 Mayıs kutlamalarına çağrı yapılan piknikte, 1 Mayıs’ın işçilerin birlik, mücadele ve dayanışmasını büyütmenin vesilesi olması gerektiği dile getirildi.

Piknikte 1 Mayıs Komitesi adına konuşan Liman-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Ali Doğan, şunları söyledi: “1 Mayıs dünyada bütün emekçilerin din, dil, ırk, mezhep ayırt etmeksizin kutladığı mücadele günü. İşçilerin bedeller ödeyerek kazandığı bir gün. Bugün de sendikasız, sigortasız, güvencesiz çalıştırma mevcut. Mesaiye kalmadığında işten atılıyorsunuz. Sendikaya üye olduğunda kapının önüne konuyorsun. İş kazaları örtbas ediliyor. Bu da yetmiyor sendikaların tutumu var. 1 Mayıs’a giderken bile ayrı ayrı yerleri tartışıyorlar. Biz işçilerin olduğu her yeri 1 Mayıs alanına çevirmek, 1 Mayıs’ı en yaygın şekilde kutlamak istiyoruz. Bu amaçla bir araya gelerek bir komite oluşturduk.”

“1 Mayıs artık Türkiye’de çok daha önemli” diyen Akademisyen Özgür Müftüoğlu, şöyle devam etti: “150 yıl zaman geçti, burjuvazinin ideolojisi işçileri ayrıştırdı. Bizi bölerek daha fazla sömürüyorlar. Türkiye nüfusunun yüzde 80’i emekçidir. Seçimlerde bunlardan söz edilmez, başka etkenler ortaya çıkar. Sınıf olmanın bilincinin kırılması ve birbirine düşman edilmesi ortaya çıkar. Suriyelidir, Afgan’dır, şudur budur... Dünyanın bambaşka yerlerinde işçilerin ortak mücadeleleriyle ortaya çıktı 1 Mayıs. 150 yıl öncekinden çok daha fazla beraber hareket etmeye ihtiyaç var.”

Türkiye’nin iki ay sonra bir seçime gideceğini, iktidarın ‘tek adam rejimi’nin önündeki tüm engelleri kaldırmak istediğini söyleyen Müftüoğlu,“OHAL’in ne anlama geldiğini Sayın Cumhurbaşkanı anlatıyor. OHAL süreci içinde Türkiye işçi sınıfının büyük hakları ortadan kaldırıldı” dedi. Hem kazanılmış hakların hem de yaşam alanlarının emekçilerin ellerinden alındığını, eğitim ve sağlık sisteminin giderek daha kötüleştiğini anlatan Müftüoğlu, “Önümüzde 60 gün var. Geçen yıl referandumdaki ‘hayır’ çalışmasından daha ısrarlı çalışmak gerekiyor. 24 Haziran’da sadece bir cumhurbaşkanı seçmekten ziyade, Türkiye’de rejimin kimin lehine işleyeceğine oy verilecek. Bu nedenle seçim çalışmasını sınıf mücadelesinden ayırmamak lazım” diye konuştu.  

Emek Partisi Tuzla İlçe Başkanı Orhan Atan da 1 Mayıs’ın işçilerin daha güçlü ve yaygın örgütlenmeler kurmasına vesile olması gerektiğini dile getirdi: “İşçiler kendi fabrikalarında birlikler kurup ilerletemezse iş zor. Bu böylesi bir birliğin ilk adımı, bu adımları sıklaştırmalıyız. 1 Mayıs’ın bunun vesilesi olması gerektiğini düşünüyorum.”

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Nisan 2018 14:23
www.evrensel.net