Uluslararası Af Örgütü'nden insan hakları raporu: Kapkara tablo
Fotoğraf: DHA

Uluslararası Af Örgütü'nden insan hakları raporu: Kapkara tablo

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'de daha önce benzeri görülmemiş tutuklama ve kovuşturma dalgalarının ortaya çıktığını söyledi.

Erdi TÜTMEZ
İstanbul

Af Örgütü, Türkiye’de insan haklarının durumuna dair çarpıcı bir rapor açıkladı. Raporda, OHAL’in Türkiye’de toplum üzerindeki baskının artmasını, daha önce benzeri görülmemiş tutuklama ve kovuşturma dalgalarının ortaya çıkmasını ve adil yargılanma hakkının aşındırılmasını mümkün kıldığının altı çiziliyor. 

Uluslararası Af Örgütü, ‘Fırtınaya göğüs germek, Türkiye’de korku ikliminde insan haklarını savunmak’ başlıklı bir rapor hazırladı. 15 Temmuz darbe girişimin ardından ilan edilen ve geçtiğimiz günlerde 7. kez uzatılan OHAL’e ilişkin tartışmalar sürerken, rapor OHAL döneminde Türkiye’de insan haklarına dönük saldırıların ne kadar arttığını bir kez daha ortaya koydu. Meclis ve yargısal denetimi es geçen 30’dan fazla kanun hükmünde kararname ile desteklenen olağanüstü hal uygulamasının toplum üzerine baskıyı arttırdığı belirtilen raporda döneme ait çarpıcı rakamlar da paylaşıldı:

" * Aralarında sendikacılar ve insan hakları savunucularının da yer aldığı kamu çalışanı, aktivizm yaptıkları ya da ifade özgürlüklerini kullandıkları için 107 binden fazla kişinin bir anda işlerinden ihraç edildi. 
* 100 binden fazla kişi hakkında açılan ceza soruşturmalarına ve muhtemel 
kovuşturmalara maruz kaldı. 
* 50 binden fazla kişi tutuklu yargılanıyor.
* 180’den medya organı kapatıldı ve birçoğunun varlıklarına el konuldu.
*  Temmuz 2016’dan bu yana, herhangi bir zaman diliminde sayıları 120’yi aşan gazeteci ve medya çalışanı gözaltına alındı ya da tutuklandı.
* 265’ten fazla akademisyen hakkında 1 Nisan 2018 itibariyle barış talep eden bir bildiri imzaladıkları için kovuşturma başlatıldı.
* 1300’den fazla dernek ve vakıf kapatıldı.”

'HUKUKU İSTİSMAR EDEN KOVUŞTURMALAR VAR'

Raporda, OHAL’in, Türkiye’deki bazı önemli hak ve özgürlüklerin askıya alınması, insan hakları savunucuları ve toplumdaki diğer eleştirel sesleri gözaltına almak ve bu kişiler hakkında kovuşturma başlatmak için bazı yasaların aşırı ve istismar edici bir şekilde kullanılmasının önünü açtığının da altı çiziliyor. Türkiye’deki terörle mücadele yasalarının muğlak bir biçimde kaleme alınmış olduğu belirtiliyor: “Örneğin, terör eylemleri, toplumun üyelerine yönelik ölümcül ve ciddi şiddet eylemleriyle sınırlandırılmamış durumda. Bireylerin neyin yasal neyin yasal olmadığını bilebilmeleri için yasada yer alan tanımın açık olması son derece önemli ve böylesi bir açıklığın bulunmaması da insan hakları savunucuları ve diğer eleştirel aktörlerin durumunda olduğu gibi siyasi saik taşıyan kovuşturmalara alan açıyor. Örneğin, 2016 yılının ocak ayında bir barış bildirgesine imza atan 1128 akademisyen, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesinin. 2. fıkrası uyarınca yargılanıyorlar. Bu kanunlar geçmişte de bu şekilde kullanılmış olsa da olağanüstü hal dönemi, tutuklanan kişilerin sayısının artmasına ve tutukluluk sürelerinin uzamasına neden oldu.”

KAVALA ÖRNEĞİ VE İKTİDARDAN AÇIK MESAJ

İnsan hakları savunucuları ve hükümeti eleştiren herkesin adeta kıskaç altına alındığı belirtilen raporda ekim 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunan hak savunucusu Osman Kavala örmeği veriliyor. Kavala’ya dönük darbe suçlaması yapıldığı ancak aylar geçmesine rağmen hakkında bir iddianame hazırlanmadığı belirtilen raporda Kavala’nın da dosyasındaki gizlilik kararı nedeniyle kendisi hakkında yürütülen soruşturmanın detaylarını bilmediği vurgulanıyor. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı olan Taner Kılıç’ın telefonunda ByLock olduğu gerekçesiyle tutuklandığı ancak daha sonra yapılan bilirkişi incelemesinde böyle bir kanıt bulunamadığını belirten Af Örgütü buna rağmen Kılıç’ın da tutukluluğunun devam ettiğini vurguluyor. Büyükada’da yapılan bir toplantının basılıp hak savunucularının gözaltına alınmasını da hatırlatan Af Örgütü, “Devlet, insan hakları savunucularına, hak ihlallerinin eleştirilmesine müsamaha gösterilmeyeceği şeklinde açık bir mesaj verme niyeti olduğunu gösteriyor.” yorumunu yapıyor. Kapatılan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptıkları için haklarında dava açılan isimler hakkında da raporda vurgular var. Gazeteci ve İnsan Hakları Savunucusu Murat Çelikkan ile İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in çeşitli suçlamalarla karşılaştığı vurgulanıyor. Yine İnsan hakları avukatı ve İnsan Hakları Gündemi Derneğinin kurucusu Orhan Kemal Cengiz ile Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun da bu baskıdan nasibini aldığı ve keyfi soruşturmalara maruz kaldığı vurgulanıyor. Raporun sonuç bölümünde de şu ifadelere yer veriliyor: “Türkiye, bu raporda yer verildiği üzere, muhalif görüşleri susturarak ve sivil toplumu hedef alarak uluslararası insan hakları hukuku çerçevesindeki yükümlülüklerini hiçe sayıyor. Türkiye’deki sivil toplumun, hayatta kalma mücadelesinde yalnız olmadığını, dünyadaki diğer hükümetlerin onların yaptıkları hayati işlere önem verdiklerini ve haksız yargılamalara, gözaltılara ve saldırılara karşı korunacaklarını bilmeye ihtiyacı var”

BARIŞ TALEBİNE SALDIRILAR VE BÖLGEDE ARTAN BASKILAR 

Raporda yer alan önemli bölümlerden biri de Afrin operasyonunu eleştirenlere dönük baskılar. Raporda, operasyonu eleştirenlere dönük yetkililerin yaptığı açıklamalar, anonim tehditler ve gözdağı ile birlikte yüzlerce kişi hakkında, sosyal medya paylaşımları ve kamusal beyanları nedeniyle cezai soruşturmaların başlatıldığı belirtiliyor. Muhalefete yönelik bu hoşgörüsüzlüğün en bariz örneğinin de, 83 bin doktorun yani Türkiye’deki doktorların yüzde 80’inin üyesi olduğu bir meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) operasyonu eleştiren açıklamasının ardından Merkez Konsey üyelerinin gözaltında alınması gösteriliyor. Yine raporda geçtiğimiz son beş yılda, toplanma özgürlüğü üzerindeki haksız kısıtlamalar ve protestoların bastırılması için aşırı güç kullanımının da rutin bir hal aldığının altı çiziliyor. Olağanüstü hal uygulamaları ve sivil toplum üzerindeki ağır baskı göz önünde bulundurulduğunda, bölge illerinde az sayıda kalan ve insan haklarını savunan bağımsız seslerin de artık çok daha ciddi ve sürekli olarak devam eden gözaltı ve kovuşturma tehdidi altında yaşadığı belirtiliyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 26 Nisan 2018 01:43
www.evrensel.net
ETİKETLER Erdi Tütmez