Sinyor Terim, medya ve samimiyet

Sinyor Terim, medya ve samimiyet

Bölgede aylardır şiddetlenerek devam eden çatışmalar toplumun çeşitli kesimlerinden de farklı tepkileri beraberinde getiriyor. Çatışmalarda hayatını kaybeden asker sayısıyla direkt bağlantılı olarak batıda BDP il binalarına ve Kürtlere yönelik gerçekleşen ve artık rutine dönüşmüş ‘organize’ saldırıları

Faruk Ayyıldız

Bölgede aylardır şiddetlenerek devam eden çatışmalar toplumun çeşitli kesimlerinden de farklı tepkileri beraberinde getiriyor. Çatışmalarda hayatını kaybeden asker sayısıyla direkt bağlantılı olarak batıda BDP il binalarına ve Kürtlere yönelik gerçekleşen ve artık rutine dönüşmüş ‘organize’ saldırıların dışında da gündem olabilecek çıkışlara şahit oluyoruz. Bu çıkışların sonuncusu Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’den geldi.
Yaklaşık bir aydır Şemdinli’de süren çatışmalar ve cenazelerin üzerine ligin ilk haftası oynanan Galatasaray–Kasımpaşa maçının olduğu gün Gaziantep’te patlayan bomba sonucu 8 kişinin hayatını kaybetmesi Fatih Terim’i fazlasıyla sinirlendirmiş ve üzmüş olacak ki takımının kazandığı maçın değerlendirmesini dahi yapmayarak, yaşananlara tepki gösterdi.
Yıllardır milliyetçi kimliği ve söylemleri ile tanınan Terim, belirli bir kesim tarafından ‘faşist’, ‘gerici’ olarak nitelendirilse de Galatasaraylıların geneli açısından sevilen birisi olmuştur. Özellikle Galatasaray’ın geçirdiği üç kötü sezonun ardından geçen yıl takımı şampiyonluğa taşımasıyla bu sevginin daha da arttığını söyleyebilmek mümkün. Böyle bir ortamda Terim’in, medyaya göre ‘Teröre büyük ders’ niteliğindeki çıkışı milliyetçi çevrelerce de alkış topladı. Savaş çığırtkanlığında sınır tanımayan medyanın teröre(!) karşı kahraman yaratma hevesine geçici süreyle karşılık vermiş Terim, bilindik milliyetçi söylemler ile başladığı konuşmasını, din kardeşliği ile bitirdi.
Terim’in söyledikleri ne ilk defa duyduğumuz şeylerdi, ne de şaşılacak bir tarafı vardı. O yüzden uzun uzadıya hepsini buraya yazmaya gerek yok. Buradaki asıl durum bu sıralar en ufak fırsatı dahi kaçırmayıp, her türlü milliyetçi söylemi büyük toplumsal tepkiymiş gibi anlatan savaş medyası Terim’i fazlasıyla gündeminde tuttu. Terim’in konuşması medyanın ikiyüzlülüğü ile birlikte kendisinin de çelişkilerini ortaya koydu.
Savaş medyasının ikiyüzlülüğünü geçen yıldan hatırlayalım; Arda Turan’ın yine asker ölümleri sonrası yaptığı ‘Kan dökülsün istemiyorum artık’ açıklamaları sonrası linç kampanyası başlatan, Arda Turan’ı neredeyse PKK’li ilan eden medya ile bugün Terim’i söylediği klişe üç beş cümle sonrası kahraman(!) ilan eden medya birebir aynı. Yine futbolu yöneten egemenlere ve yahut iktidarlara yönelik muhalif bir ses karşısında ‘Futbolu siyasete alet etmeyelim’ safsatasını savunan medyanın, gayet politik söylemlerde bulunan bir spor adamını göklere çıkaran ile aynı olduğunu söylemekte fayda var.
Onlar için spor siyasete sadece egemenlere yönelik herhangi bir tepki sırasında alet edilmiş oluyor! Yoksa tribünlerde bozkurt işaretleri eşliğinde ırkçı sloganlar atmak, bölge illeri takımlarıyla oynanan maçlarda stadyumun dört bir tarafını Türk bayraklarıyla donatmak, ya da bir teknik direktör olarak milliyetçi söylemlerde bulunarak sporu siyasete alet etmemiş olabiliyorsunuz. Yani Kürt sorunu konusunda iktidarların savaş borazanlığını canı gönülden yapan medya sorunun çözümsüzlüğüne dair her türlü milliyetçi söylemi ve sahibini kucaklayacak bir pozisyona düşmüş durumda. Peki ya Fatih Terim? Mehmet Ağar ziyaretine kadar siyasi söylemlerine, eylemlerine ara vermiş Sinyor Terim, Ağar ziyaretiyle birlikte tekrardan tartışma konusu oldu. 12 Eylül sonrası Türkiye’de tribünlerin ülkücü çetelere teslim edildiğini, Ağar gibi ‘90’lı yılların faili meçhul katliamcılarının da tuttukları takımların şeref tribünlerinde maçlar izlediğini bilmeyenimiz yok. Terim, yüzlerce gencin katili ve anaların gözyaşlarının sorumlusu Ağar’ı ziyaret etmesini “Galatasaraylı bir dostumu görmeye gittim” şeklinde basitleştirse de bu ziyaret, Terim’in milliyetçi çıkışlarından daha az politik değil. “Bu savaşta hayatını kaybedenlerin anası, babası yok mu? Bunlar vatan evladı değil mi?” ajitasyonunu çektikten sonra gazetelerin sadece spor sayfalarını okumadığını ve ülke gündemini takip ettiğini de belirten Terim’e yıllardır o ülke gündeminde yerini koruyan Cumartesi Anneleri’ni hatırlatmak istiyorum.
Hani evlatları Ağar’ın sorumluluğunda faili meçhullere kurban giden ve yıllardır sadece evlatlarının mezarı olsun diye mücadele eden gözü yaşlı anaları. Din kardeşliğinden, vatan evlatlığından bahseden Terim, cezaevinde yalnız bırakmadığı katil Ağar’ın sorumlusu olduğu faili meçhul yüzlerce genç için de üzülüyor mu acaba? Ya da Ağar’ın ortadan kaybettiği bu gençlerin hangi vatanın evlatları olduğunu düşünüyor mesela? Ya da bu gençlerin analarının, babalarının olup olmadığını biliyor mudur? Evlat katili Ağar’ı ziyaret ettikten sonra patlayan bir bombanın ardından bu konuşmaları yapmak ne kadar samimi, düşünmüş müdür kendisi?
Şoven medyanın omuzlara aldığı Terim belki bu durumdan gurur bile duyuyordur ama gazetelerin sadece arka sayfalarını okumayan ve ülke gündemini takip eden kendisi unutmamalı ki katliamcıları yenecek o anaların öfkesinden elbet katil dostları da kendi paylarına düşeni alacaktır.

www.evrensel.net