Taşeron skandalı: Takipsizlikle sonuçlanan gözaltı işten atma nedeni
Fotoğraf: Metehan UD/EVRENSEL

Taşeron skandalı: Takipsizlikle sonuçlanan gözaltı işten atma nedeni

15 yıldır çalıştığı hastanede işten atılan taşeron işçiye, 1997’de takipsizlikle sonuçlanan gözaltı işlemi işten atma gerekçesi olarak sunuldu.

Halil POLAT
Mersin

Taşerona kadro vaadiyle yapılan düzenlemede “güvenlik ve arşiv” araştırması gerekçesiyle yaşanan işten atmalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bu işçilerden biri de 15 yıldır Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde çalışan, son dönemde de Göğüs Hastalıkları servisinde destek personel (hasta bakıcı) olarak görev yapan Burhan Kırılmaz. 1997 yılında gözaltına alınan ve hakkındaki soruşturma takipsizlikle sonuçlanan Kırılmaz, işten atma nedeni sorduğunda “1997 yılındaki davaları sen daha iyi bilirsin” yanıtını aldığını söyledi.

Yıllardır özlemini çektikleri kadroya kavuşmayı beklerken işten atıldığını anlatan Kırılmaz, yüzlerce işçinin yaşadığı bu sorunun Türkiye’nin kanayan yarası haline geldiğini dile getirdi.

‘ÇALIŞMA KOŞULLARI DAHA DA AĞIRLAŞTI’

Arşiv ve güvenlik soruşturmasının bahane olduğunu, özellikle sendikal çalışma içinde olanların sindirilmek istendiğini söyleyen Kırılmaz, işçilerin taşerondan daha ağır koşullarda çalıştırılmak istendiğini söyledi. Taşeronda günde 8 saat çalışan işçilerin, kadroya geçtiklerinde 12 saat çalıştırılmaya başlandığına aktaran Kırılmaz, şöyle devam etti: “Sağlık sektöründe 12 saat çalışmak büyük riskler doğurur. Çalışan sağlıklı, bilinçli, hem ruhsal açıdan hem de fiziki açıdan zinde olmalıdır. Hastanın nefes alışverişinden, göz rengine kadar her şeyini iyi gözlemlemeniz gerekiyor.” Uzun çalışma sürelerinin işçilerin sosyal yaşamını da etkilediğini anlatan Kırılmaz,  “Kadro bekleyen çalışanlar keşke kadroya geçmeseydik, verilecek kadro bu muydu diye soruyor. Önceden hiç yoktan bir ev hayatımız vardı şimdi saat kaçta işe gittiğimizi biliyoruz ama kaçta çıktığımızı bilmiyoruz diyorlar. Özellikle kadınlar, 20.00’da mesai bittiğinde ancak 22.00 gibi evlerinde oluyor. Bundan dolayı aile hayatlarının etkilendiğini ifade eden arkadaşlarım var” diye konuştu.

TEK ÇIKAR YOL BİRLİK VE MÜCADELE

İşçilerin açlık ve yoksullukla terbiye edilmek istendiğini anlatan Kırılmaz, işten atmalara ve kadroya geçen işçilerin, kadrolu işçilerle aynı haklardan yararlandırılmamasına karşı mücadelenin hukuk boyutunda kalmaması gerektiğini dile getirdi.

Bu politikanın sadece işçilerin ve emekçilerin mücadelesiyle püskürtülebileceğini ifade eden Kırılmaz, “Bir araya gelip, ortak bir irade ile karşı gelmemiz lazım. Yeter ki birliktelik ve kararlılık olsun. Bu şekilde olursa eğer bir şeyler değişebilir” dedi. Kırılmaz, 1 Mayıs’a güçlü bir şekilde katılım sağlanması ve taleplerin yüksek sesle dile getirilmesi gerektiğini ifade etti.

TEDAVİ GÖRÜYOR

Evlilik arifesinde, düğün hazırlığı yaparken işten atıldığını dile getiren Kırılmaz, yaşadığı bunalım nedeniyle psikiyatri tedavisi gördüğünü söyledi.

DAVA AÇILACAK AMA...

Konuyla ilgili görüştüğümüz Avukat Ramazan Bakır, önümüzdeki günlerde ya idare mahkemesine ya da iş mahkemesine başvuru yapacaklarını belirtti. Daha önce emsali yaşanmamış bir durum olduğunu dile getiren Bakır, “Benim kendi kanaatim idare mahkemesinde iptal davası açmak. İdarenin yaptığı işlem olduğu için biz avukat ve hukukçularda,  hukukta daha çok bu karara karşı idare mahkemesinde dava açılması görüşü hakim durumda. Ama dediğim gibi emsali olan bir durum olmadığı için net bir şey yok önümüzde. Bildiğim kadarıyla henüz açılmış bir dava yok daha yeni olan bir durum, bekleyip göreceğiz” diye konuştu.

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Nisan 2018 22:43
www.evrensel.net