‘Ne geldiyse başımıza bu Dicle Nehri’nden geldi!’
Fotoğraf: İnanç Yıldız / EVRENSEL

‘Ne geldiyse başımıza bu Dicle Nehri’nden geldi!’

İnsanlık tarihinin mirası Hasankeyf, 50 yıllık baraj için yok ediliyor.

İnanç YILDIZ
Batman

Ilısu Barajı’yla 12 bin yıllık tarihi kent Hasankeyf’in sular altında bırakılacak olmasına dair konuşan Hasankeyfliler, onca kamuoyu baskısına rağmen devletin bu barajı yapmakta ısrar ettiğini söylediler. Gelişmiş ülkelerin tarihi, doğayı tahrip eden barajlara karşı alternatif enerji politikaları geliştirdiğini söyleyen Hasankeyfliler, istemeye istemeye buradan gideceklerini dile getirdi. “Ne geldiyse başımıza bu Dicle nehrinden geldi” diyerek ironi yapan Hasankeyfliler, “Keşke bu güzellikler bizde olmasaydı. Şuan gördüğünüz manzara ölü bir beden gibi, yarı ölü bir insan gibi. Yakında o da kaybolacak” dedi.

1954 yılından bu yana Dicle nehri üzerinde yapımı tartışılan Ilısu Barajı bitmek üzere. Türkiye’nin yüzde 5’lik enerji ihtiyacı için her gelen iktidar tarafından gündeme getirilen Ilısu barajıyla 12 bin yıllık tarihi olan Hasankeyf sular altında bırakılacak. İnsan tarihi için önemli arkeolojik alanlar içerisinde yer alan Hasankeyf’in sular altında kalacak olması Dünya kamuoyunda ciddi yankı bulsa da, barajın yapımına da devam edildi. Son olarak Hasankeyf kalesi ve etrafındaki mağaraların insanların ziyaretine kapatılmasıyla, kentin tarihi yerleri şantiye görünümüne dönüştü. İş makineleriyle girilen alanda “Hasankeyf Antik Kentinin Güçlendirilmesi” adı altında doğal mağaralar dinamitlerle yıkılarak beton dolgu yapılıyor. Yaşananlar doğa ve çevre savunucuları tarafından tepkiyle karşılansa da, Raman Dağı eteklerinde her gün gerçekleştirilen patlamalarla getirilen kayalarla set oluşturulmaya çalışılıyor. Yapılmaya çalışılan set kireçli kayalardan oluştuğu için barajın su tutması halinde hem setin hem de tarihi kalenin çökme riskini beraberinde getiriyor. Öte yandan 28 Nisan’da Hasankeyf ve Sur için 20 ülkede Hasankeyf ve Sur Küresel Eylem Günü dolayısıyla yapılacak eylem öncesi Hasankeyflilerle konuştuk.

Fotoğraf: İnanç Yıldız / EVRENSEL

HASANKEYF TÜM DÜNYANIN ORTAK MİRASI

Hasankeyf sadece Hasankeyflerin değil tüm dünya halkların ortak mirası olduğunu dile getiren esnaf Murat Tekin, “Çünkü biliyorsunuz. İnsanların ilk yerleşik hayata geçtiği yer Mezopotamya ve bunun merkezi Hasankeyf ve bu bölgedir. Buralarda onlarca medeniyetin ayak izleri var. Hep şunu savunduk; Hasankeyf dünyanın ortak mirasıdır. Bu mücadelede de tüm dünyanın olması gerektiğine inandık. Ama onca kamuoyu baskısına rağmen devlet bu barajı yapmakta ısrar etti” dedi.

İNSANLAR İSTEMEYE İSTEMEYE GÖÇ EDİYOR

1954 yılından bu yana süren baraj projesiyle bölgenin insansızlaştırıldığını belirten Tekin, “90’lı yıllarda 9-10 bin iken bugün 2-3 bine düşmüş durumdayız. Çünkü insanların ekonomik alanları daralınca insanlar göç etmek zorunda kaldı. Kalan esnafta can çekişiyor. Bir de üstüne üstlük yeni yerleşik hayat hazır olmadan esnaf taşınmak isteniliyor. Kimse gitmek istemiyor ama bir gerçek var. Barajın yüzde 98’i bitmiş. İstemeye istemeye de olsa zorla gidecekler” dedi.

Fotoğraf: İnanç Yıldız / EVRENSEL

ALTERNATİF ÇÖZÜM VAR AMA...

Ülkelerin enerji ihtiyacının anlayışla karşılanabileceğini ancak gelişmiş ülkelerin tarihe, doğaya, insana tahribat veren barajların yapımından vazgeçtiğini söyleyen Tekin, “Şuan da ne yapıyorlar. Yenilebilir enerji üzerinde duruyorlar. Bizim bölgemiz yılın 9-10 ayı güneş görebilen yer. Tüm dünya, gelişmiş ülkeler tahribatlı barajlardan vazgeçerek yenilebilir enerji yapabiliyorsa neden bizimkiler yapamasın. Bizim bölgemiz güneş enerjisi için ideal bir yer” dedi.

SAMİMİYETSİZLİK VAR

Bugüne kadar iş makinelerin çalıştığı yerde insanların yürütülmediğini söyleyen Fahrettin Süzer ise, “Niye işte tarihi dokuya zarar verirler diye. Şimdi bunları görünce samimiyetsizliği görüyoruz. Bu çalışmaların kaleyi, köprüyü korumak için olduğuna inanmıyoruz. Buranın etrafı dinamitlerle tahrip edildi. Yanı başımızda dinamitler patlıyor. Dünya mirasına girmesi için on kriterin olması gerekirken dokuz kriterini taşıyor Hasankeyf ama UNESCO’ya girebilmesi devlet nezdinde bir talebin gitmesi lazım. Böyle bir talep gitmediği için UNESCO’ya giremiyor. Çalışmalar devam ediyor. Şuan gördüğünüz manzara ölü bir beden gibi, yarı ölü bir insan gibi. Yakında o da kaybolacak” dedi.

BİR CENNET YOK EDİLİYOR

Hasankeyf içinde gezerken hem açtığı çay ocağı ile gelenlere çay veren hem de gelen turistlere rehberlik eden bir Hasankeyfliye denk geliyoruz. İsmini vermeden konuşuyor Hasankeyfli. “50 yıllık bir proje için binlerce tarihi yok ediyorlar. Bir cenneti, bir geçmişi, bir kültürü, bir medeniyeti yok ediyor devlet maalesef” diyen Hasankeyfli, “650 yıllık minareyi nereye taşıyorsun? TOKİ evlerinin içinde 6750 yıllık bir tarih, kel bir dağ arkasında çirkin bir viyadük, kötü TOKİ evleri... oysa burada hepsi iç içe. Koç Camiisi,  Sultan Süleyman Camiisi’nin minaresi, El-Rızk Camiisi’nin minaresi, Tıbbah diye adlandırdığımız dağlar. Bunlar iç içeyken güzel ama sen kalkıp minareyi sök götür. Bir gülü kesip dut ağacına asmak gibi, gül dut ağacında ne kadar güzel görünür” diye konuştu.

Fotoğraf: İnanç Yıldız / EVRENSEL

HUZUR YOK, RAHAT YOK

Geçen sene insanların cirit attığı kanyona araçların girmesinin söz konusu olmadığını, ancak şimdi araçların cirit attığını söyleyen Hasankeyfli, “Kanyondaki kayaları dolgu için parçaladılar. Mağaraların içini betonlarla dolduruyorlar. Neymiş efendim 50 yıl sonra baraj bittiğinde yeniden gün yüzüne çıkarılsın. Neyi, çıkarıyorsun kocaman dağları eritiyorsun. Biz böyle iyiyiz. Alternatif mi yok? İspanya elektrik enerjisinin %50’sini güneş enerjisinden üretiyor. Mezopotamya sıcak bölge” diye konuştu.

‘KEŞKE BU GÜZELLİKLER BİZDE OLMASAYDI!’

Yaşananlardan sonra artık pek kimsenin gelmediğini söyleyen Hasankeyfli, “Modern bir göç yaşatılıyor. Bizde yaşamayacağız burada, gideceğiz büyük şehir de milletin başına bela olacağız. Çocuklarımız artık esrar mı satar hırsızlık mı yapar artık.. budur yani aç kalırsam ben her şeyi yaparım. Burada iyi kötü bir şeyler yapıyoruz. Ne geldiyse başımıza bu Dicle nehrinden geldi. Allah kurutsaydı belki kurtulurduk. Vermesiydi bu güzellikleri. Keşke bu güzellikler bizde olmasaydı. Mağaralar şehri, kayalar şehri hepsi patlatıldı. Bir Moğollar yıktı. Demirel mi Cevdet Sunay mı yıktı. Şimdi tümüyle bitiyor sular altında bırakılıyor. Hep yıkıntılar geçirmiş. İşin kötü tarafı Hasankeyf tek bizim değil tek bizim olsa olur. Hasankeyf dünya medeniyetidir. Dünyanıdır. Burada yaşayan 2-3 bin nüfusun değildir” dedi.

Fotoğraf: İnanç Yıldız / EVRENSEL

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Nisan 2018 20:53
www.evrensel.net
ETİKETLER Hasankeyf