'Mücadele edilmezse her şey daha da kötü olur'
İllüstrasyon: Orhan Taylan

'Mücadele edilmezse her şey daha da kötü olur'

Balıkesir'den Yakup Umur, 1 Mayıs'a az bir süre kala işçi sınıfına dönük saldırıları sıralayarak, herkesi mücadele için alanlara çağırdı.

Yakup UMUR
Balıkesir

İşçi Sınıfının Uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’a az bir zaman kaldı. Bu 1 Mayıs başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçiler ve Türkiye halkları için önemlidir. Önemlidir çünkü işçi sınıfının kazanılmış tüm haklarının yok edildiği bir süreçte karşılayacağız.

Saldırıları şöyle sıralayabiliriz: 

  1. OHAL’le birlikte grev hakkı tamamen ortadan kaldırıldı, işçilerin grevleri art arda yasaklandı.
  2. Sendikalaşan işçiler ya işten atılmakta ya da zorla istifa ettirilmekte ya da işveren güdümündeki sendikalara yönlendirmekte. 
  3. Çalışma süresi ve koşulları tamamıyla esnekleştirildi, koşullar ağırlaştırıldı, iş güvenliği ve güvencesi ortadan kaldırıldı. İşçiler adete yarış atına döndürüldü ve sosyal yaşamları yok edildi. 
  4. Yoksulluk ve işsizlik aldı başını gitti, işçilerden kesilen paralarla oluşturulan işsizlik fonu ise işverenlere teşvik olarak hibe edildi. 
  5. Sağlık ve eğitim tamamı ile paralı hale getirildi. Okullar bilimsellikten uzaklaştırıldı, sınav sistemleri değiştirilerek gelecek belirsizliği daha da artırıldı. 
  6. Taşeron kadro vaat edildi, müjdesi verildi ama gerçek kadro verilmedi. İşçilerin çoğunluğu ise kapsam dışı bırakıldı. 
  7. OHAL yönetimi ile demokrasinin kırıntıları dahi askıya alındı. Meclis askıya alındı, yargı tamamen saraya bağlandı, ülke savaş hali ile yönetilmeye başlandı. Seçilmiş yöneticiler cezaevine atıldı, belediyelere kayyım atandı. Akademisyenler üniversitelerden uzaklaştırıldı, bilimle ilgisi olmayan, AKP’ye yakın kişilerin önü açıldı. Barış isteyen akademisyenler ve öğrenciler tutuklandı. Bu uygulamalara karşı çıkanlar terörist ve vatan haini olarak suçlandı.
  8. Muhalif gazete ve televizyonlar kapatıldı, gazeteciler cezaevine atıldı... 

Bu sorunlara bir bu kadarı daha eklenebilir. Kısacası ülkemiz bugünleri bile aratacak şekilde uçuruma doğru yuvarlanıyor. İşten bütün bu yaşadığımız sıkıntı ve baskılardan kurtulmamız için bu 1 Mayıs’ın önemi daha da öne çıkmıştır. 1 Mayıs özüne uygun olarak BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA günü olarak kutlanmalıdır. Bunun için asıl görev işçi sınıfına ve onu temsil ettiğini söyleyen siyasi partilere, oluşumlara ve işçi önderlerine düşmektedir.

İşçi sınıfı ve doğal işçi önderleri yok edilen hakların yeniden kazanılması hatta daha yeni hakların elde edilmesi için inisiyatifi, sendika ağalarından kendi ellerine almalıdır. Çünkü tüm baskı ve sömürüden kurtulması yine  işçi sınıfının kendi ellerindedir.

Bu bilinçle tüm işçiler geciktirmeden hemen iş yerlerinde ortak talepler etrafında 1 Mayıs komiteleri örgütlemeli ve çalışmalara başlamalıdır. Önce kendi işyerlerinden başlamak üzere.yakın işyerlerine ziyaretler düzenlemek, ev ev, işyeri işyeri dolaşarak komiteleri örgütlemeli, birbirleriyle bağ kurmalı ve nasıl mücadeleler örgütleyeceklerini belirlemeliler. Sendika bürokrasisinin tuzaklarını boşa çıkarmak için kendi özgül koşularına uygun bir şekilde her yeri 1 Mayıs alanına ve mücadele meydanına çevirecek çalışmalar örgütlemelidirler. 

Başta işçilerin acil talepleri olmak üzere demokratik bir ortamın sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin hayata geçirilmesi, OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin iptal edilmesi için önce işyerlerinde sonra tüm sokak ve alanlarda güçlü bir mücadeleyi hayata geçirmek gerekiyor. Şairin dediği gibi: Hey içiler birleşiniz yoksa kurtuluş olmaz, işçi köylü savaşınız yoksa dünya mahvolur.

www.evrensel.net