Bu toprakta kalır adın...

Bu toprakta kalır adın...

Metin Berk Süer, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Ülkü Tamer'e dair yazdı.

Metin Berk SÜER
İTÜ

Şiirin gücü, içinden çıktığı coğrafyadan evrensel bir tabana yaydığı değiştirici yapısından gelir. Çünkü her şey hareket halindedir ve hareketin doğrultusunda değişim kaçınılmazdır. Hareketi yakalamak ve başkalarını da harekete geçirmek gibi hedefleri olmayan bir toplulukta bunu yapabilmek ise maharet ister. İşte Ülkü Tamer bu mahareti, başından sonuna kadar yaptığı İkinci Yeni şiirinin temsiliyeti içinde toplumcu şiirin rolünü yadsımadan kullanmayı başararak göstermiş bir çoklu sanat ustasıdır. Çoklu sanat ustasıdır çünkü belki de İkinci Yeni şairlerinin tümü içerisinde sanata bu kadar bulaşmış başka biri yoktur. Özellikle sinema Ülkü Tamer’in en temel ilgi alanlarından biri olmuştur ve etkisi şiirine kadar yansımıştır.

SİNEMANIN EDEBİYATA YANSIMASI

Ülkü Tamer’in şiir evrenine biraz daha yaklaşmak için onun beslendiği en önemli kaynaklardan biri olan sinemaya ve sinemanın hayatındaki yerine odaklanmamız gerekiyor. Genel olarak İkinci Yeni’de görsellik ve biçim şiirde ön plana çıkmış olsa da bunu en iyi kavrayabilen, sinema ile kurduğu ilişkiden dolayı Ülkü Tamer olmuştur. İkinci Yeni Şiiri’nden halk şiirine görüntüler, “hüzün ve ironi”yi aynı kapta biriktirerek yansır onun şiirlerinde. İşte bu yansıma belki de Ülkü Tamer’in sinema sanatından öğrendiği en önemli taktiklerden biri olarak çıkar karşımıza. “Çocukluğumdan beri sinemacı olmak istedim” diyen ve bu doğrultuda Modern İtalyan sinemasının üretimini yakından takip eden Tamer, o dönemin önemli isimlerinden Federico Fellini’nin Oscar ödüllü filmi “Amarcord”u 1973’te Türkiye’de göstermek amacıyla getirir. “Amarcord”u farklı bir film olarak algılayan ve algısının niteliğini ölçmek adına 280 sanatçıdan onları en çok etkileyen filmleri göndermelerini* isteyen Ülkü Tamer’in düşünceleri beklediği gibi çıkar ve yaklaşık 100’ün üzerinde sanatçı, listesine “Amarcord”u ekleyerek gönderir.

FELLİNİ’DEN TAMER’E SANAT

Peki Ülkü Tamer’in şiiri ile Federico Fellini’nin “Amarcord”u arasında ne benzerlik var diye soracak olursak, Federico Fellini’nin yıllar önce yöneltilen “Sıradan eğlence filmiyle sanat yapıtını hangi ayrımla ayırıyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap her şeyi açıklıyor aslında: “Bir yazarın filmiyle tüketime yönelik olan film arasında ayırım yapmak istiyorum. Yazarın yaptığı film, insan doğasını ve düşüncelerini yansıtır. Öteki, hoş görüntüler içerir; gösterdiği hiçbir şey yoktur.”* Bu söz aslında Ülkü Tamer’in neden sadece İkinci Yeni kalıpları içinde kalmadığını, toplumcu bir çizgiye kayarak insan, toplum doğasına dair düşüncelerini şiirine yansıttığını ve sadece tüketilmeye yönelik bir hayat geçirmek yerine hareketi yakalamayı istediğini açıklıyor.

Hareketin içinde yer almak, dönüştürücü ve bilinçlendirici bir şekilde toplumu gelecekle buluşturmayı amaçlayan sanatın etkisi Ülkü Tamer’in bizlere bıraktığı büyük mirasın bir parçasıdır. Bugün sadece çalan telefon ahizelerini kaldırıp, “Tamam” diyerek belirli zümrelerin sanatçılığını yapmaya alışmış asalak bir sanatçı kitlesinin toplumu yönlendirmeye ve tek adama ve onun gericiliğine mahkum etmeye destek verdikleri dönemde, sanatın ne olduğu ve Ülkü Tamer’in neden bir çoklu sanat ustası olduğu herkes tarafından iyi bir şekilde anlaşılmalıdır çünkü toplumcu gerçek bir sanat anlayışına sahip olmak, toplumu çelişkilerinden arındırmak ve ileriye götürmek için çabalamaktır.

*http://www.mafm.boun.edu.tr/files/193_Ulku_Tamer
**Antonioni, Truffaut, Fellini, Bergman Sinemasını Anlatıyor/Charles Thomas Samuels

www.evrensel.net
ETİKETLER Ülkü Tamer