'50 Kuşağı Yazarlarından Adnan Özyalçıner' söyleşisi düzenlendi

'50 Kuşağı Yazarlarından Adnan Özyalçıner' söyleşisi düzenlendi

Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde düzenlenen '50 Kuşağı Yazarlarından Adnan Özyalçıner' söyleşisinde Özyalçıner öykücülüğüne mercek tutuldu.

Tarih Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi’nde “50 Kuşağı Yazarlarından Adnan Özyalçıner” söyleşisi düzenlendi. Dün gerçekleşen etkinlik, Adnan Özyalçıner’in kendi yaşamını ve edebiyatını anlattığı video gösterimiyle başladı. C. Hakkı Zariç’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide, 60 kuşağı şairlerinden Eray Canberk ve “Türk öykücülüğünde 1950 kuşağı” kitabının yazarı Jale Özata Dirlikyapan; Adnan Özyalçıner öykücülüğü üzerine sunumlar yaptı. Söyleşiden sonra Özyalçıner, okurları için kitaplarını imzaladı.

‘ÖYKÜLERİNDE BİLİNÇLİ BİR MİZAH VARDIR’

60 kuşağı şairlerinden Eray Canberk, Adnan Özyalçıner’in ilk önce bir okuru olduğunu, sonra da arkadaşlık kurduklarını dile getirdi. Canberk, “a dergisi” yazarları içinde kendi kuşaklarıyla en fazla ilişkisi olan yazarların Kemal Özer ve Adnan Özyalçıner’in olduğunu belirterek “60 kuşağına göre a dergisi apolitik bir dergiydi. Bizim zamanımızda her kuşak kendinden öncekilere tepki gösterirdi. Bizde onlara tepkiliydik. İktidarla günlük bir mücadele içinde değillerdi ama edebiyatta dair köklü eleştirileri vardı. Zamanla apolitik olmadıklarını gördük” dedi. “a dergisi” kuşağının kendi kuşaklarına yaptığı katkılara dikkat çeken Canberk Türkçe’nin olanaklarını, önemini; sanat ve toplumsal meselelerin nasıl birleştirileceğini a dergisi yazarlarından öğrendiklerini aktardı.

Adnan Özyalçıner’in öykülerine dair düşüncelerini paylaşan Canberk, Özyalçıner’in bir İstanbul öykücüsü olduğunu söyledi. Özyalçıner’in öykülerinde İstanbul sızısının öne çıktığını dikkat çeken Canberk, Özyalçıner’in bunu mizahla yaptığını söyledi ve  “İlk iki kitabındaki doğal mizahtır. Daha sonra bilinçli mizaha yönelmiştir. Çünkü İstanbul’u anlatırken bilinçli bir mizaha ihtiyaç var. Bu yaşananlardan eleyerek ve seçilerek yapılan bir mizahtır”  dedi.

FOTOĞRAF GERÇEKÇİLİĞİNE KARŞI ÇIKTILAR

Araştırmacı Yazar Jale Özata Dirlikyapan ise konuşmasında 50 kuşağı üzerine değerlendirmelerde bulundu. 50 kuşağının insanı çok yönlü yazmak için ortaya çıktığını aktaran Dirlikyapan “50 kuşağı fotoğraf gerçekçiliğini eleştirerek insanın daha derinlerine inmek istemiştir. Bu nedenle insanın iç çatışmalarına odaklamıştırlar. Bilinç akışı sık kullanılmış, öykülerde anlatmayı değil göstermeyi çalışmıştırlar” dedi.  

Varoluşçuluk ve gerçeküstücülüğün 50 kuşağı yazarlarını çok etkilediğini belirten Dirlikyapan, bu sebeple öykülerde huzursuz insan, nerden geldiği belli olmayan sesler,  intihar, saldırganlık ve suç temalarının öne çıktığını dile getirdi. Dirlikyapan 50 kuşağındaki değişim arzusuna dikkat çekerek dönem öykücülerinin kendilerini sıkıştırılmış hissettiklerini vurgulayarak “Bu dönemde özgürleşmek isteyen öykücülerle karşılaşırız.” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Nisan 2018 13:50
www.evrensel.net