'10 Ekim davası kamu sorumluluğu ortaya çıkarılmadan bitirilemez'

'10 Ekim davası kamu sorumluluğu ortaya çıkarılmadan bitirilemez'

Avukat İlke Işık, 10 Ekim Katliamı davasında savcının “Esas hakkında mütalaa verebilirim” sözüne tepki gösterdi.

Burcu YILDIRIM
Ankara

10 Ekim davasında gelinen noktayı değerlendiren Avukat İlke Işık, savcının “Esas hakkında mütalaa verebilirim” sözüne dikkat çekerek, “Dosyadaki bu kadar eksiğe rağmen ‘Esas hakkında mütalaa vereceğim’ diyemezsiniz. Biz hâlâ kamu sorumluluğuna dair yeni şeyler bulabiliyorsak, bu dava böylece bitemez”dedi. Işık, “Bu katliamda ‘Devletin sorumluluğu yok’ demek, insanların aklıyla dalga geçmektir” diye konuştu.

10 Ekim Ankara Katliamı’nın üzerinden iki buçuk yıl geçti. Katliamdan bir yıl sonra hazırlanan iddianame ile başlayan mahkeme sürecinde ise bir buçuk yıl geride kaldı. 4-5 Nisan 2018 tarihinde davanın 8. tur duruşması geride kalırken, son duruşmaya IŞİD sanıklarının dava dosyasına giren tapeleri damga vurdu. Davanın seyri hakkında konuştuğumuz 10 Ekim davası avukatlarından İlke Işık, “10 Ekim Katliamı’nda mızrak çuvala sığmıyor” dedi. Mahkeme heyetinin sadece yargılanan sanıklara ağır cezalar verip 10 Ekim dosyasını kapatmak istediğini ve bu konuda direnç gösterdiğini söyleyen Işık, “Bu aslında bir devlet geleneği, bunun farkındayız. Ama 10 Ekim Katliamı’nda mızrak çuvala sığmıyor. En baştan beri aslında bu katliamda kamu görevlilerinin de parmağı olduğunu söylüyoruz ve bu konuda çok sayıda kanıtımız var. Bu katliamda ‘Devletin sorumluluğu yok’ demek, insanların aklıyla dalga geçmektir” diye konuştu.

DEVLET SANIKLARIN SORUMLULUĞUNU ALMIYOR

2012 yılından başlayan ve 2015’in ekim ayına kadar polisin yaptığı fiziki ve teknik takipler, tapeler, telefon dinlemeleri olduğunu vurgulayan Işık, “Neredeyse dosyanın tüm firari sanıkları ve katliamın bir numaralı örgütleyicilerinden güvenlik güçlerinin haberi varmış. IŞİD’li olarak emniyet tarafından bilinen ve izlenen insanlar neden yakalanmadı? Bunlar sorumluluk mu, evet sorumluluk. Bunların hepsini yan yana koyduğumuzda bir kabul edilebilir bir şey değil, iki açıklanabilir bir şey değil. Biz doğal olarak bu sanıkları yakalamayan Antep emniyetini, bu sanıklarla ilgili hiçbir işlem yapmayan Antep savcılıklarını,  tahliye eden hakimlerin yargıçların, savcıların sorumluluğundan bahsetmek durumundayız” dedi.

‘DAHA AÇIK VE NET BİR SORUMLULUK OLAMAZ’

IŞİD Emiri İlhami Balı’nın sınırdaki askerlerle görüşmelerinin dava dosyasına giren tapelerle ortaya çıktığını hatırlatan Işık, “Her türlü sınır geçişlerini İlhami Balı’nın kontrol ettiğine ilişkin çok net ifadeler var. Askerler, İlhami Balı’dan özür diliyor ve ‘Şıhım’ diye hitap ediyor. Yakılan Sefer isimli asker üzerinden yapılan pazarlıklar var. Bütün bunlar 2015 yılının eylül ayında olmuş ve muhtemelen o tarihlerde canlı bombacılar da o sınırdan geçtiler. Ancak konuşmalardaki suç unsurlarına rağmen hiçbir şey yapılmıyor ve neredeyse 15 gün sonra Ankara Katliamı gerçekleşiyor. Bundan daha açık ve net bir sorumluluk olamaz.” dedi. “Elimizde bulunan bu sanıklara binlerce yıl ceza da verseler, rekor cezalara ulaştık da deseler, toplam bahsettiğimiz sorumluluklar üzerine gidilmediği sürece gerçek bir adalet asla olmayacak” diyen Işık, bu katliama izin veren, engel olmayan, yardımcı olan, iş birliği yapan, her türlü mevki ve makamda olan bütün kamu görevlilerine cesaretle gidebilecek bir yargı pratiği beklediklerini söyledi.

‘EKSİKLİKLER VARKEN MÜTALAA VERİLMEMELİ’

Savcının “Esas hakkında mütalaa verebilirim” sözüne de dikkat çeken Işık, “Türkiye’nin en büyük katliamlarından birinin davasına bakıyorsanız, maddi gerçeğe de ulaşmak savcı olarak sizin göreviniz.

Dosyadaki bu kadar eksiğe rağmen ‘Esas hakkında mütalaa vereceğim’ diyemezsiniz. Biz hâlâ kamu sorumluluğuna dair yeni şeyler bulabiliyorsak, bu dava böylece bitemez.”dedi. Sadece mahkemeye kanıt sunarak yürümediklerini ifade eden Işık, “Ayrıca suç duyuruları yapmaya başladık. Her kim görevini yapmamış ve bu katliama yol vermişse bu kişi ve kurumlarla ilgili tek tek suç duyurularında bulunacağız. Suç duyurularının gidişatına göre  Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi taşıyabileceğimiz her mecraya bu dosyayı taşıyacağız”diye konuştu.. Işık, “Bu katliamı aydınlatmak hepimizin boynunun borcu” ifadelerini kullandı.

KANUNDA YER ALAN SUÇ, MAHKEMEDE TANIMLANMIYOR

IŞİD’in yaptığı katliamların ‘İnsanlığa Karşı Suç’ olarak kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Işık, “Üstelik bizim Ceza Kanunumuzun 77. maddesinde, insanlığa karşı suç, yasada tanımlanmış. Ama bu ısrarla uygulanmıyor, yokmuş gibi davranılıyor. ‘İnsanlığa Karşı Suç’, IŞİD’e uygulanmayacaksa hangi örgüte karşı uygulanacak? Hangi katliam insanlığa karşı suç tarifine giriyor?” diye konuştu. İddianamede silahlı örgüt üyeliğinden, yöneticiliğinden bahsedildiğini ve IŞİD’in gerçekleştirdiği bu katliamın anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs olarak değerlendirildiğini dile getiren Işık, “Bunların hepsi olabilir. Ama IŞİD’in gerçekleştirdiği bu katliamın, yaşam hakkına, özgürlüğüne yönelik, barış isteyen insanlara yönelik olduğunu görüyoruz. Bu suçun sadece anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs olarak açıklanamayacağı ortada. IŞİD’e dair dünyanın pek çok yerinde yargılamalar devam ediyor. Bunları da değerlendiriyoruz. Bunlara ilişkin örnekleri de iki celsedir mahkemeye sunuyoruz. Irak’ta, Suriye’de, Avrupa’nın çeşitli yerlerinde süren yargılamalar var ve bunların pek çoğunda IŞİD üyelerinin gerçekleştirdiği eylemler, savaş ve insanlığa karşı suç olarak değerlendiriliyor” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Nisan 2018 22:38
www.evrensel.net
ETİKETLER 10 Ekim