Ruşen Hakkı’nın kızı Nilgün Sezeralp: O her vagona duygusunu kattı

Ruşen Hakkı’nın kızı Nilgün Sezeralp: O her vagona duygusunu kattı

7 yıl önce bugün hayata gözlerini yuman Şair ve Gazeteci Ruşen Hakkı’yı adıyla özdeşleşen İzmit'te kızı Nilgün Sezeralp ile konuştuk.

Hasret Gültekin KOZAN
Kocaeli

“…
Kocaman bir yalnızlıktır İzmit
Gün gelir akar ince bir su gibi
Havalanır ak güvercin çatılardan
Konar Ruşen Hakkı’nın çınarına…”

Madımak Otelinde katledilen Behçet Aysan, ‘İzmit’ isimli şiirinde Ruşen Hakkı’dan böyle söz eder. Ankara Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Aysan’ın ilk mekanı İzmit olur. Burada göreve başlar başlamaz Ruşen Hakkı’yı sorar, bulur ve o meşhur ‘Adalı Restoran'da onunla birlikte çokça vakit geçirir. Şiirinde bahsetmemesi olanaksızdır elbette… Sonra, Ruşen Hakkı “Ne zaman Sivas dense / Genzimde yanık kokusu” der bir şiirinde… O da Aysan’ın da aralarında olduğu dostlarına öyle el eder…

Ruşen Hakkı deyince İzmit’ten, İzmit deyince Ruşen Hakkı’dan söz etmemek olmaz. 11 Nisan 2011’de kaybettiğimiz, Şair-Gazeteci Ruşen Hakkı’yı konuşmak için kızı Nilgün Sezeralp ile İzmit’te bir kafede buluştuk. Bize eşi Rıfat Sezeralp de eşlik etti. İkiliyle birlikte Hakkı’nın hayatına dair değerli bir sohbet gerçekleştirdik.

‘ŞEHİRDEN BİR HAFTA AYRILSA ÖZLERDİ’

İlk sorum İzmit’e nasıl geldiklerine dair oluyor kızı Nilgün Sezeralp’e. Çünkü Ruşen Hakkı, Kütahyalı ve tapu memuru göreviyle İzmit’e geliyor, ölümüne kadar da burada yaşıyor. Nilgün Sezeralp ise söze, “1964 yılında buraya trenle gelmişiz, babam İzmit’e gelirken o tepelerin ışıl ışıl oluşunu hep anlatırdı. İzmit için ‘Çenesuyu’nu içen ayrılamaz’ derler ama babam hep ‘Ben İzmit’in insanını, havasını sevdim’ derdi. İzmit’in o kirli havasını bile sevdi. Bir hafta dahi ayrılsa şehirden, özlerdi” diyerek başladı.

Ruşen Hakkı’nın İzmit’e ruhunu kattığını belirten Nilgün Sezeralp, “Ölümünden sonra ilk kez Yürüyüş Yolu’nda yürüyüşe çıktığımda o hep böyle çınarların altında kısa boylu ama yüreği kocaman bir adam olarak duruyordu. Yaşar Kemal der ya, ‘İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar’ diye. Babam da öyle bir insandı. Yürüyüş Yolu’nu bir puzzle gibi düşünürsek, babam onun bir parçası gibiydi. Ölümünden sonra o parça eksildi. İçinden trenler geçen bir kentte yaşadı. O her bir vagona duygusunu kattı. Kentin içinden trenler geçerken babamın içinden şiirler geçti. Her vagona bir dizesini ekleyip gönderdi uzaklara. Belki de bundandır babamın İzmit dışında da ses bulması. Babamın bu kente ruhunu kattığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘İŞÇİLERİN ÇADIRLARINDA ŞİİRLER OKURDU’

1982 yılında Ruşen Hakkı’nın emekli olduğunu belirten Nilgün Sezeralp, babasının emekliliğinin ardından Kocaeli’nin yerel gazetelerinde yazmaya devam ettiğini, daha fazla yoğunlaştığını belirtti. Bir dönem devrimci gençlerin ‘Ruşen abi, bulunduğun kentte bir romantik gibi yazmaya başladın’ eleştirisine ‘Beni silkelediler’ dediğini ama cevap da verdiğini ifade eden Nilgün Sezeralp, “Gençlerin sitemine ‘Devrimci olmak aykırı olmak mıdır? Peki, siz ne yaptınız, neyin ucundan tuttunuz?’ diye sert çıkmıştı. Hem sıradan, hem sıra dışı olan birisiydi. Kendini şiir ve yazılarıyla ifade etti” dedi. Bu anıya Rıfat Sezeralp araya girerek tamamlayıcı bir bilgide bulundu: “Ruşen Hakkı şehirde nerede bir grev, direniş varsa ziyaret eder, onların çadırlarında şiirler okurdu. İşçilere moral verirdi.”

‘AYDINLAR DİLEKÇESİ İMZACILARINDANDI’

Babasının zor dönemler de yaşadığını söyleyen Nilgün Sezeralp, “Ama duruşu hiç değişmedi, yazılarından ödün vermedi. Popüler yazarlara çok kızardı. Popüler kültür yazarları için ‘Piyasanın şiir gülleri’ derdi, Bu durumu kapitalizme bağlardı, ‘Medyanın şişirmesi’ derdi onlar için. Arkadaşları babamın sofrası için ‘Ruşen Hakkı’nın sofrasına oturduğunuz zaman oturduğunuz kişi olarak kalkmazsınız’ derdi. Her sene kimi insanlar çıkıyorlar, babamı yalnızca rakı içen bir insan olarak gösteriyorlar. Bu sadece böyle değil, buna çok kızıyorum. 12 Eylül döneminde ‘Aydınlar Dilekçesi’nde imzacılardan biri, o dönem yargılanan aydınlardan. İnsan Hakları Derneğinin İzmit’te kurucularından birisi. Böyle biri sadece rakı masasıyla yansıtılmamalı” dedi.

‘GAZETEDEN PARA GETİRİRLERSE ALMAYIN’

Babasının üretmeyi sevdiğini belirten Nilgün Sezeralp, Ruşen Hakkı’nın insan sevgisine de değinerek, “Saygı ve sevginin hakim olduğu bir evlilikte büyüdük. Bize insan olabilmeyi, insan kalabilmeyi öğretti. ‘Size iyi davranan birine zaten iyi davranırsınız, önemli olan size kötü olana iyi davranın’ derdi hep” diye konuştu. Ruşen Hakkı’nın yoğun bakımda yatarken bile gazeteden gelecek parayı kabul etmeyen birisi olduğunu duygulanarak anlatan Nilgün Sezeralp, “Ona refakat ediyordum. Görevli geldi gece üçte. ‘Babanız sizi çağırıyor’ dedi. Zar zor konuşmaya çalıştı ve ‘Gazeteden paramı getirirlerse sakın almayın, iki aydır yazmıyorum’ dedi. Böyle bir insandı, ölümle pençeleşirken bile böyle şeyler düşünüyordu. Bu kadar kirlenmiş, yozlaşmış bir ülkede böyle temiz durmaya çalıştı” dedi.

‘İZMİT’E ÇOK ŞEY BORÇLUYUM’

Sohbetin sonunda laf İzmit’te Ruşen Hakkı’nın isminin verildiği sokağa geldi. İhsan Topçu öncülüğünde Ruşen Hakkı yaşarken bir imza kampanyası başlatıldığını belirten Rıfat Sezeralp, yaşadığı sokağa adının verildiğini aktardı. Babasının 68 yaşında Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü aldığını aktaran Nilgün Sezeralp, “Babam ödülü alırken ‘İzmit size çok şey borçlu’ demişlerdi. Ama o, ‘Hayır, ben İzmit’e çok şey borçluyum’ cevabını vermişti. Çok severdi doğayı, baharı. Yine bir bahar günü gitti aramızdan. Ülke babamın ölümünden sonra gittikçe daha da kötüleşti. ‘Çok gençler öldü’ derdi ama o gittikten sonra çok daha gençlerimiz öldü, yaşananları görse çok daha üzülecekti. Aslında bu günleri iyi ki görmemiş diyorum bazen” diye konuştu.

‘CİKLET HAKKI’

Ruşen Hakkı’nın hayatında pek kimsenin bilmediği bir detayı ise Rıfat Sezeralp sohbetimizde açıkladı. Kütahya’da bir dönem Ruşen Hakkı’nın boks ile uğraştığını gülümseyerek anlatan Rıfat Sezeralp, “Boksörlük yapıyor ama tüysıklet, 60 kilo çünkü. Ama rakiplerini sinirlendirmek ve onları alt etmek için ringe ağzında ciklet ile çıkıyor. Ondan sonra bir dönem lakabı ‘Ciklet Hakkı’ olarak anılıyor” dedi. Nilgün Sezeralp da babasının boksu sevmesini şöyle anlattı: “Biz küçükken sabahın üçünde, dördünde bizi kaldırır, Muhammed Ali’nin maçlarını onunla birlikte izlememizi isterdi.”

- Ruşen Hakkı için 12 Nisan Perşembe günü saat 18.00’de Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneğinde (KYÖD) anma programı gerçekleştirilecek. Ailesi, Ruşen Hakkı’nın bütün dost ve sevenlerini bu etkinliğe davet ediyor.-

Son Düzenlenme Tarihi: 11 Nisan 2018 01:44
www.evrensel.net