İstanbul Barosu avukatlarından 'savunmaya özgürlük' çağrısı

İstanbul Barosu avukatlarından 'savunmaya özgürlük' çağrısı

İstanbul Barosu avukatları, 'Savunmaya Özgürlük' şiarıyla tutuklu avukatlarla dayanışma toplantısı düzenledi.

İstanbul Barosu’nda “Savunmaya Özgürlük” şiarıyla tutuku avukatlarla dayanışma toplantısı düzenlendi.

Moderatörlüğünü Kemal Aytaç’ın üstlendiği toplantıda, İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve CHP Eski Milletvekili Melda Onur, Sanatçı Suavi, Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden ihraç edilen araştırma görevlisi Aslı Aydemir ve HDP Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar konuşmacı olarak yer aldı.

Toplantıya CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile KHK ile ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

22 AVUKAT TUTUKLU

Toplantı 5 dakikalık video gösterimiyle başladı. Gösteriminin ardından Avukat Ezgi Çakır tutuklu avukatlar adına konuştu. Türkiye cezaevlerinde şu 2’si stajyer 22 avukatın tutuklu olduğunu anımsatan Çakır, “Tutuklamalar yetmiyor tutukladıktan sonra da işkence devam ediyor. Avukat Yaprak Türkmen ve Avukat Selçuk Kozağaçlı tutuklandıklarından beri tecritteler. Sohbet hakkı dahi tanınmıyor” dedi.

Çakır, “Avukatlar faşizm karşısında ilk adım oluyor. Sadece tutuklamalarla değil adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında hem biz, hem müvekkillerimiz üzerinden ağır saldırı altındayız. ÇHD 45 yılda ikinci kez kapatıldı. İktidar saldırıları barolara da yöneldi. Kapatma ve kayyım atama gibi tehditler söz konusu. Stajyer arkadaşlarımıza soruşturmaları var denilerek ruhsat verilmiyor” sözleriyle avukatların yaşadığı hak ihlallerini anlattı.

‘OHAL İLE SAVUNMA HAKKI BALTALANDI’

İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu sözlerine, “Türkiye bugün hak arama konusunda ciddi bir hukuk labirenti içindedir. Bu labirentte savunma hakkına getirilen pay bu hukuksuzluktan alınan pay” diye başladı. Darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile savunma hakkının baltalandığını ifade eden Durakoğlu, “Daha ilk KHK ile savunma hakkına sınırlama ve kısıtlama getirildi. UYAP’tan dosyaları göremez olduk bir süre sonra. Avukat tutuklamaları da böyle gelişmeye başladı ve başka bir pay olarak ortaya çıktı. KHK ile savcı bulundurulması zorunlu olmaktan çıkarıldı avukat gözaltısında. 110 avukat için avukatlıktan yasaklama gibi kararlar çıkmaya başladı. Tutuklanmaya engel hali olmamak gibi ilginç bir kavramla karşılaştık. Hukuksuzluğun hukuki kılıfa bürünmüş halini OHAL boyunca yaşayacağız ama biz avukatız ve hak arama mücadelemize devam edeceğiz. Bizi müvekkillerimiz üzerinden tanımlamayın salt avukatlığını yaptığımız için bu insanlar üzerinden kriminalize edilemeyeceğimizi söyleyeceğiz. Tarihi avukatlar yazacak ve yazıldığında da görecekler” diye konuştu.

‘SANATIN SUSTUĞU YERDE KARANLIK KAÇINILMAZDIR’

Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve CHP Eski Milletvekili Melda Onur avukatların savundukları kişiler üzerinden kriminalize edildiğini belirterek şöyle konuştu: “Bir avukat herkesi savunabilmelidir, bir gazeteci herkesle röportaj yapabilmelidir, doktor herkesi muayene etmek zorundadır fakat savaşı değil barışı savundukları için gözaltına alındılar.”

Onur’un ardından söz alan sanatçı Suavi, geçtiğimiz günlerde sınırdaki askerleri ziyaret eden sanatçıları eleştirerek “Kendi çıkarları için iktidarın yanında yer alan insanlar başka ideolojik yapılanma içinde de yer aldılar, varlıklarını küçük bir videoya dönüştürüp kamuoyu oluşturdular. Sanatın egemenle kol kola gezme lüksü yoktur. Sanatçı yaşamı estetize etmekle yükümlü olduğundan şiddetten ve savaştan kaçınması gerekir. Meslek odalarından tutun, müzisyenlere, öğrencilere, ev kadınlarına, emeklilere kadar toplumun tüm kesimleri antidemokratik sarmal içerisinde hukuka ihtiyaç duyacak şekilde error veriyor. Sanatın toplumsal yaşamdan dışlanması karanlığın davetidir. Sanatın sustuğu yerde karanlık kaçınılmazdır. Örselenmiş bu toplum yine sanatla rehabilite edilebilecek” diye konuştu.

‘MEŞRU VE HAKLI OLDUĞUMUZU ANLATACAĞIZ’

Toplumda artık herkesin “terörist” olarak tanımlanma ihtimali olduğu gerçeğini hatırlatan Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, “Ya örgüt üyesi olmadan yardım eden, ya doğrudan doğruya örgütlü ya da doğrudan doğruya propaganda yapmak için kendimizi yırtıyoruz egemenler gözünde. Öksürsek bile bunu örgüte indirgemeye çok mahir devlet çünkü. Bu terör kavramı öyle bir kavram haline geldi ki herkes bu kalıbın içinde girmeye aday, meyyal. Başına bir şey geldiğinde en son sorulacak soruyu ilk sormaktan vazgeçelim, ‘ne yapmış?’ Neden diye sorunca haklı makul gerekçeler buluyor ve bu gerekçe faşizmin kurumsallaştığının netleşmesi oluyor. Neden diye sormayacağız. İfade özgürlüğünü kullanmak isteyen herkese elimizi uzatmalı haklı olduğumuz her konuda haklılığımızı sonuna kadar savunmalıyız. Temas kurmuyoruz. Kapı kapı gezip meşru ve haklı olduğumuzu anlatacağız. İradi davranıp inat edecek bu çerçevede örgütlenip mücadele edeceğiz” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden ihraç edilen araştırma görevlisi Aslı Aydemir.

‘KORKU GİBİ CESARET DE BULAŞICIDIR’

Toplantıda son olarak HDP Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar konuştu. Sancar’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Hukukun olmadığı bir yerde hukukçu ne yapar? Cevabı basit. Hukukun olmadığı yerde hukukçuya ihtiyaç vardır. Çünkü hukuk işliyorsa avukatlar daha iyi kazanmak peşinde olacaktır. İşlemiyorsa işlemesi için mücadele edecektir. Avukatları özel olarak hedef alır baskı rejimleri. Mücadeleci avukatların varlığı egemenler için kabus oluyor çünkü. 7 Haziran öncesi Mardin’de geniş bir hukuk ekibi oluşturmuştuk hileleri takip etmek için. 1 Kasım seçimlerine giderken 55 olan sayı 12’ye inmişti. Referandumda ise 4 kişiyle çalıştık tüm Mardin’de. Demek ki sadece mahkemelerdeki savunmaları aksatmak için değil başka derin sebepleri de var baskının. Seçim manipülasyonlarını daha iyi yapabilmeleri için de bunu yapıyorlar. Sayının azalma sebebi ise avukatların gözaltında ya da tutuklu olmalarıydı. Bir yandan da ürkenler sinenler de oluyordu tabii. Çaresizlik ve korkunun yaygınlaşmasını önlemenin yolu bir arada durmaktır. Korku bulaşıcıdır ama cesaret de bulaşıcıdır. Hukuk mücadelesinin bir başka önemi var tek bir işkenceci kişiye bile ceza verdirebilirseniz bu hafızaya kazınıyor. Hukuk mücadelesi küçümsenip kenara atılacak mücadele değildir. Hukuk fetişizmi de nihilizmi de doğru değildir.” (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Nisan 2018 21:41
www.evrensel.net
ETİKETLER İstanbul Barosu