‘OHAL ve KHK’lerle toplumun yarısı tecritte’

‘OHAL ve KHK’lerle toplumun yarısı tecritte’

İstanbul’da ‘Kürt sorunu ve tecridin hukuk politiği’ forumu yapıldı. Forumda OHAL tartışması öne çıkan gündem oldu.

İstanbul’da düzenlenen “Kürt Sorunu Ve Tecridin Hukuk Politiği” forumunda konuşan Ahmet Türk, OHAL ve KHK’lerle toplumun yarısının tecrit altında olduğunu belirterek, “Güvenlikçi ve sindirmeye yönelik politikalar hiçbir halkın yararına değildir. Bu politikalar hiçbir sorunu çözmeyecektir” dedi. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise AKP iktidara geldiğinde 55 bin olan tutuklu sayısının 4 kart artarak 230 bin 735'e yükseldiğine dikkat çekti

Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yürüten Asrın Hukuk Bürosu, müvekkillerine dönük tecride dikkat çekmek amacıyla Taksim’de bulunan Elit Word Otel’de “Kürt Sorunu ve Tecridin Hukuk Politiği” forumuna Sırrı Sakık, Ahmet Türk, Akın Birdal, HDP Milletvekilleri Ayhan Bilgen, Dengir Mir Mehmet Fırat, Meral Danış Beştaş, Hüda Kaya, Sırrı Süreyya Önder, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ile çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.

‘KÜRTLERİ TERBİYE POLİTİKASI’

Sempozyumun açılış konuşmasını siyasetçi Ahmet Türk yaptı. Sempozyumda tartışılacak konunun Türkiye’nin geleceği için önemine değinen Türk, KHK’ler ile toplumun travmaya sürüklendiğini söyledi. 12 Eylül askeri darbesinin ardından Diyarbakır Cezaevinde kalan Türk, o dönemki uygulamalar ile içinde bulunduğumuz dönemi karşılaştırdı. Türk, “O dönemki işkencenin boyutunu anlatmak mümkün değil. Bugün tamamen bütün kurumları tekleştiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu anlayış sadece Sayın Öcalan ve cezaevlerindeki mahpusları değil toplumun yarısını tecrit etmektedir. Darbelerde başta Kürtler hedef gösterilir. 12 Eylül’de Kürtler hedef seçildi. Bu dönemde Kürtler hedef. Dünyanın neresinde bir Kürt varsa onu sindirmeye yönelik bir saldırı görüyoruz. Afrin ve Menbic saldırıları Kürtlerle ilgili politikayı gözler önüne seriyor. Hak ve özgürlük talepleri yükseldikçe Kürtleri ‘terbiye etme’ politikaları görüyoruz. Güvenlikçi ve sindirmeye yönelik politikalar hiçbir halkın yararına değildir. Bu politikalar hiçbir sorunu çözmeyecektir. Bizim çabalarımız yeniden demokratik bir sürecin başlamasını göstermektir. Barış süreciyle ilgili ilk Sayın Öcalan ‘Artık siyasette bu sorunu çözmemiz gerekir’ demiştir. ” dedi.

‘KİŞİYE ÖZEL YASA İMRALI’DAN BAŞLADI’

Sempozyumun ilk oturumunda Avukat Several Ballıkaya moderatörlük yaptı. Oturumun ilk konuşmacısı Avukat Özgür Erol, tecridin yönetim şekli olarak ülkeye nasıl yayıldığını belirtti. İmralı’ya 2011 yılından bu yana avukat giremediğini hatırlatan Erol, “İmralı, hukukun askıya alındığı yer olarak muhafaza edildi. Onun üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan belirli düzenlemeler yapıldı. Kişiye özel yasa denilen olgu İmralı’da başladı. Örneğin, ‘Şüphelendiğimiz avukat görüşünü dinleriz’ dediler ve bu uygulama ilk İmralı’da uygulandı. Şimdi OHAL ile tüm cezaevlerinde uygulanıyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DE 230 BİN 735 KİŞİ CEZAEVİNDE

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, “Cezaevlerinde avukat görüş süresi ve aile görüş kısıtlaması, mahpusların telefon hakkından mahrum bırakılması, gazete-dergi gibi iletişim araçlarının yasaklanması, mektupların yasaklanması zamanla yaygınlaştı ve OHAL ile düzenlendi” dedi.

Öztürk cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü sayısına ilişkin ise önemli bilgiler paylaştı: “Türkiye’deki cezaevlerinde şu an 230 bin 735 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. AKP iktidara geldiğinde bu sayı 55 bindi. Üstelik bu sayı, denetimli serbestlikten tahliye olanlardan sonra kalandır. Onlar olmasa en az 100 bin daha eklenirdi bu sayıya. Bu çok vahim bir durumdur. Türkiye’de ciddi problemler olduğunu gösteriyor. Ağır hasta mahpuslar bakımından da durum ağırlaştı. Tespit edebildiğimiz kadarıyla cezaevlerindeki hasta mahpus sayısı 401.”

‘DARBEYİ ÖNGÖRMÜŞTÜK’

Oturumun ikinci bölümü ‘Kürt Sorunu Darbe Mekaniği İlişkisi ve Çözüm İmkanları’ başlığında gerçekleşti. Oturumun moderatörlüğünü Ayşe Berktay üstlendi. Oturumun ilk konuşmasını, “Kürt Sorunu ve Darbe Mekaniği” başlığında HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yaptı. Önder, İmralı Heyeti’nin 30 Kasım 2014’te müzakere ekibi olarak yaptıkları açıklamamın ardından oluşan tepkiye değinerek, “O açıklamada darbe mekaniğinden bahsetmiştik. Birçok insan bizi, ‘siz darbe sopasıyla insanları korkutmak istiyorsunuz’ diye eleştirdi” dedi.

‘SİVİL İTAATSİZLİĞİ ÖRGÜTLEMELİYİZ’

İHD Eski Genel Başkanı Akın Birdal, “Öcalan ve Demokratik Barış Mücadelesi” başlığında konuştu. Birdal, “Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’ye barış, demokrasi, adalet, eşitlik özgürlük gelmez diyorduk. Geldiğimiz nokta böyle bir handikap içerisinde. Öcalan’ın adı üzerinden rejim mücadelesi bizi doğru yere götürmez” dedi.

Ulusal ve uluslararası denetim mekanizmalarının işlemediğine değinen Birdal, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde sözleşmeye uymayan ülkelere yaptırım uygulanacağına ilişkin maddeler var. Burada soykırım var uluslararası sözleşmelere taraf olan ülkeler yaptırım uygulayacaklarına ‘büyük endişe duyuyoruz’ diyorlar. Avrupa’da barış isteyen, insan hakları savunucusu arkadaşlarımız orada bunu örgütleyebilir” şeklinde konuştu.

‘SAVAŞ KADER DEĞİLDİR’

Oturumun son konuşmasını “Ortadoğu savaş hali ve radikal demokrasi çözümü” başlığında Yüksel Genç yaptı. Genç, “Savaş Ortadoğu coğrafyanın kaderi değildir. Suriye’deki savaşta hegemonik güçlerin önce vekaleten sonra asaleten yürüttükleri savaşın candaş bağlamı ile ilgili bu savaş. Orada Suriye’yi demokratikleştirme ya da basit petrol savaşı yok. Orada küresel güç olma için verilen savaş söz konusu. Ortadoğu’daki bir yerin savaşı sadece o yere ait olmadı hiçbir zaman. Ortadoğu ülkeleri hiçbir zaman kendinden menkul olamadı. Bu savaşta da küresel güç dengesi kurulurken kimler harcanıp harcanmasın diye yarış yapar durumdalar” açıklamalarında bulundu. (İstanbul/EVRENSEL)

Fotoğraf: Cansu Pişkin / Evrensel

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Nisan 2018 17:24
www.evrensel.net