Erdmann: İlişkilerimizi 'Bosch' veremeyiz

Erdmann: İlişkilerimizi 'Bosch' veremeyiz

Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Martin Erdmann, 'Sadece Bosch’un ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 1.5’ine tekabül ediyor' dedi.

Fatih POLAT

Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Martin Erdmann, gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenleriyle İstanbul’da bir araya geldi. Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin ekonomik ve tarihsel bakımından güçlü köklere sahip olduğu vurgusu yapan Erdmann, sadece Türkiye’de faaliyet gösteren Bosch firmasının yıllık cirosunun 3.7 milyar avro olduğunu belirterek, “Sadece Bosch’un ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 1.5’ine tekabül ediyor” dedi.

140 YILLIK KONUTTA ALMANYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ SOHBETİ

Ankara’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin katıldığı Suriye gündemli üçlü zirvenin gerçekleştiği gün, İstanbul’da Almanya Büyükelçisi, Tarabya’daki büyükelçilik rezidansında gazete ve televizyonların genel yayın yönetmenlerine konuştu.

Toplantıdan önce, Almanya Büyükelçiliğinin yazlık konutunun bahçesinde mekan ile ilgili bilgi veren Büyükelçi, bu konutun 2. Abdülhamit döneminde Büyükelçiliğin kullanımına tahsis edildiğini ve 140 yıldır da kendileri tarafından kullanıldığını anlattı. Geniş bir alandaki konutta, sanat akademisi, konferans salonu ve çocuklar için kreş binası gibi çeşitli binalara dair bilgi veren Erdmann, büyük bahçe alanı içinde de çok sayıda bahçıvanın görev yaptığını dile getirerek, “Sayın Cumhurbaşkanının yazlık konutu da, bizim hemen üst tarafımızda. Aramızda tel örgü bile yok. Baktığında, burada güzel bir alan görmesini istiyoruz” dedi.

Erdmann, gazetecilere açıklamalar yaparken ve soruları yanıtlarken, Türkiye ve Almanya arasındaki buzların çözülmesine verdikleri öneme birkaç kez vurgu yaptı. Suriye gündemli olarak Rusya-Türkiye-İran arasındaki zirveye dair yorumu sorulduğunda ise, Suriye’de çözümün BM perspektifinden geçtiğine inandığını dile getirdi.

Erdmann’a yöneltilen sorular içinde, Türkiye’nin Almanya’dan istediği Gülen Cemaati mensupları önemli bir yer tuttu. 15 Temmuz darbe girişimini anlamaya çalıştıklarını belirten Almanya Büyükelçisi, “İadesi istenen kişiler hakkında o kişinin bireysel olarak o suçu işlediğine dair kanıt olmalı” vurgusunu yaptı. Bir gazetecinin, “Bu kadar güçlü bir istihbarat örgütü olan bir ülkesiniz. Bir Papua Yeni Gine değilsiniz” diyerek 15 Temmuz darbe girişimi ile Gülen Cemaati arasındaki ilişkiye dikkat çektiği soru karşısında ise, bir süre öncesine kadar Gülen Cemaati ile iktidar arasındaki güçlü ortaklığı hatırlatarak, “Takdir edersiniz ki bu ilişkiler bozulduktan sonra ortaya çıkan durumu bizim hemen idrak etmemiz beklenmemeli” dedi ve “Fethullah Gülen, ABD’de. ABD, Papua Yeni Gine mi?” yanıtını verdi.

Merkel’in 15 Temmuz darbe girişimini kınadığını belirten ve “Başsağlığı dilemek için Meclise giden ilk büyükelçi bendim” diyen Erdmann, “Bu darbenin sorumlusu her kimse en ağır biçimde cezalandırılmasını arzu ediyorum” ifadelerini kullandı.

‘AFRİN HAREKATI’NI ANLIYORUZ AMA...’

Gündemdeki diğer önemli bir konu da, tahmin edilebileceği gibi Türkiye’nin Afrin harekatına Almanya’nın bakışıydı. “Afrin harekatının terörle mücadelenin bir parçası olabileceğini düşünüyoruz” diyen Erdmann, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını ve Türkiye’nin ‘sınırlarını koruma hakkına sahip olduğunu’ ancak Afrin’de kalıcı olmaması gerektiğini düşündüklerini söyledi.

Türkiye’nin AB ilişkileri ile ilgili olarak da, müzakere sürecinin önemine vurgu yapan Almanya Büyükelçisi, vize serbesti konusunda ise, “Sözümüzü tutmak istiyoruz. Fakat bunun için AB’nin 40 maddelik yol haritasının yerine getirilmesi gerekiyor. Bunların zaten çoğu tamamlandı. Yalnızca 6 madde eksik. Özellikle Terörle Mücadele Yasası ile OHAL bu yolda bir engel oluşturuyor” dedi. AB müzakereleri konusunda ise, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri ile ilgili sorumluluklarına işaret ederek, “hukukun üstünlüğü ilkesi” ve “İfade ve basın özgürlüğü”ne vurgu yaptı.

‘BOSCH ÇALIŞMAZSA ALMANYA DURUR’

Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin önemine vurgu yaparken, Türkiye’nin dış ticaretinin yarısını AB ülkeleri ile yaptığını belirterek ekonomik ilişkilerin önemine dikkat çekti: “Sizi şaşırtacak bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Bosch firmasını hepiniz biliyorsunuz. Türkiye’de faaliyet gösteren 7 bin 100 Alman firmasından biri. 17 bin istihdam sağlıyor. Yıllık cirosu 3.7 milyar avro. Bosch Türkiye’nin üretiminin yüzde 90’ı ihraç ediliyor. Sadece Bosch’un ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 1.5’ine tekabül ediyor. Bosch Türkiye bir hafta çalışmasa Alman otomotiv sanayii anında durur. Bu örneği iki ülke ilişkilerinin ne kadar iç içe olduğunu göstermek için veriyorum.”

Erdmann, “Almanya’da da Türk sermayeli 90 bin işletme var. Dönerciden yüksek teknoloji şirketine kadar. Bu işletmeler yıllık 50 milyar avro ciroya sahip.” dedi.

Erdmann, Hollanda’nın da Türkiye’ye en çok yabancı sermaye getiren ülke konumunda olduğunu söyledi.

‘BAŞKA ALTERNATİF ARAMAYIN’ MESAJI

Erdmann, Türkiye’nin Rusya ile yakınlaştığı ve dış politikada eksen tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, “Başka alternatif aramayın” anlamına gelen şu vurguları da yaptı: “Bazen şöyle sözler duyuyoruz: AB’nin yedeği var, Çin var. Rusya var… Bu gibi sözlerin Türkiye gerçekleriyle ilgisi yok. Başka bir çare aramak mantıklı değil. Türkiye’nin Avrupa-Atlantik ittifak sistemleri dışında bir alternatifi yok. Erdoğan’la Putin’in birlikte Rus yapımı nükleer tesisin temel atma törenini gerçekleştirmelerinin ertesi günü söylüyorum bunu. Dikkatinizi çekerim.”

TOPLANTININ MESAJI

Almanya’nın Türkiye Büyükelçisi Martin Erdmann’nın bu toplantısından çıkan mesajı ise şöyle özetlemek mümkün: Erdmann, hem kendi ülkesinin gücünün farkında olan bir büyükelçi olarak konuştu ama hem de AB adına konuşma yetkisinde olmadığını da vurgulayarak, açık konuşurken bir yandan da çok dikkatli bir dil kullandı.

Türkiye’nin NATO’daki tarihi müttefiki ABD ile gerilimler yaşadığı, AB ile ilişkilerdeki gerilimi yumuşatmaya çalıştığı, Rusya ile ise tarihinin en ciddi yakınlaşmalarından birini yaşadığı bu dönemde Almanya Türkiye üzerindeki iddiasını korumak istiyor. Bu, Almanya’da yeni hükümet kurulmadan önce başlayan ve şu anda da Almanya’nın Türkiye stratejisi olarak benimsediği bir temel politikayı oluşturuyor. Fevri çıkışlardan uzak durarak, kendi ülkesinin Türkiye ile güçlü ekonomik ilişkilerinin tayin edici rolüne güvenen Almanya, bu dönemde Türkiye üzerindeki etkisini sakin ve istikrarlı bir politika ile daha güçlü kılmak istiyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Nisan 2018 11:04
www.evrensel.net