'Sanatın yıkamayacağı dayatma yoktur'

'Sanatın yıkamayacağı dayatma yoktur'

İstanbul Teknik Üniversitesi'nden öğrenciler Genç Hayat'a tiyatroya dair yazdılar.

Bigesu EYİ
Bilal Can ÇELİKÖZ
Güneş HARPUTLU
İTÜ

İTÜ Sahnesi’nin, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde Onur Şenay, Fatih Hacıosmanoğlu ve Halil Kırkayak ile tiyatrocuların karşılaştığı sorunları tartıştığı bir söyleşide üniversite tiyatrolarının, üniversite bünyesinde tiyatro yapmakta zorlanmasından söz açıldı. Tiyatro topluluklarının oyunlarının çeşitli bahanelerle sansürlenmesi, toplulukları otosansür uygulamaya itiyor. Tiyatro topluluklarının daha özgür olmak için faaliyetlerine dışarıda devam etmeleri ya da üniversite bünyesinde “oynayabileceği” oyunları oynamaları tavsiye ediliyor. Söyleşide, ekiplerin bu iki seçenek arasında sıkışmasına sanatın –iktidarın hiç hoş karşılamadığı- muhalif yapısının sebep olduğu gündeme geldi. Tiyatro toplulukları, sorunlarını çözebilmek adına geçen yıl bir arada olma ihtiyacı hissetti ve Amatör Tiyatrolar Dayanışması çatısı altında birleşti. İyi de etti(k). Sahnelerde Brecht ve Moliere ile omuz omuza hissediyoruz.

'TİYATRO İNSANI GELİŞTİRİR, DEĞİŞTİRİR, KURTARIR'

Sahne çetin olsa da günlük güneşliktir fakat sahneye çıkana kadarki mücadele öyle değil. Bir öğrencinin tiyatro topluluğunda faaliyet göstermesi için sadece iktidarla değil ailesiyle de mücadele etmesi gerekir. Çocuklarının tiyatrocu olmasını istememek için ailelerin güçlü endişe ve haklı gerekçeleri var. Bugün, tiyatro ile geçim sağlamak güç. Bir genç, tiyatro yapmak istediğinden eminse kendisini ailesine kanıtlaması ve tiyatronun, ısıtma sistemi olmayan sahnelerde uzun süreli çalışmalar, müdahaleyle mücadele, dizilerde görünmedikçe değer görmeme gibi zor koşullara hazırlanması gerekiyor. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde bu zorlukların konuşulması gerektiğini düşünüp yanımızda olarak bu söyleşiyi gerçekleştiren güzel insanların bir çift öğüdü var. Özellikle kadınların tiyatro yapmasının çok değerli olduğunu hatırlattılar. Çünkü kadınlar medyanın da etkisiyle görünüşü ile yargılanmaktalar. Kadının kendini karakteri ve düşüncesiyle gerçekleştirmesi gerekmekte ancak kadını toplumsal hayatta görmek istemeyen erkek hegemonyası, kadınların sahnede olmasını da hazmedememekte. Bu gericiliğe cevaben reklam panolarının, magazin programlarının beli, gözü, saçı ile yargıladığı kadınların sahneye çıkıp oyunculuğa başlamaları ve “olma”yı başarmaları, mevzunun kaşta saçta olmadığını göstermeleri gerekir.

Tiyatroyu söz söyleme, ses çıkarma yolu bellemiş insanlardan birkaçı olarak diyoruz ki; bütün zorluklar kabulümüzdür. Tiyatro insanı geliştirir, değiştirir, kurtarır. Dünyayı ve insanları daha iyi anlamayı, yorumlamayı, en önemlisi eleştirebilmeyi sağlar. Tiyatroyu hedef tahtasına koyan da bu nitelikleridir. Tiyatro yapmak adına hedef tahtası olmak ise kabulümüzdür. İnanıyoruz ki sanatın yıkamayacağı dayatma yoktur. Bundandır ki son sözümüz, çığlık çığlığa sanatla kalınız...

www.evrensel.net
ETİKETLER tiyatroİTÜ