Hiçbir çaremiz yok birlik olmaktan başka

Hiçbir çaremiz yok birlik olmaktan başka

Adana'dan gençler 1 Mayıs'a niye katılacaklarını Genç Hayat'a anlattılar ve 1 Mayıs'a çağrıda bulundular.

Aydın YİĞİT
Adana

İşçi sınıfının Uluslararası Birlik ve Mücadele Günü 1 Mayıs yaklaşıyor. Bu sene de hem ülkenin hem dünyanın dört tarafında işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, ezilen uluslar -hayatın akışına itirazı olan tüm kesimler, bireyler- alanlara çıkacak ve taleplerini haykıracaklar. Her sene farklı özgünlükler ön plana çıksa da bu 1 Mayıs’a ülkemizde savaş politikalarının, baskının, işsizlik ve geleceksizliğin hızla tırmandığı bir süreçte gidiyoruz.

'GENÇ İŞÇİLER DAHA ÇOK ÇALIŞTIRILIYORLAR'

Hastanede taşeron işçi olarak çalışan Mehmet, ilk olarak "az işçi ile çok iş" konusuna değiniyor. Bunun nedenini ve neye yol açtığını sorduğumuzda ise "Niye olacak, firma daha fazla kâr etsin diye gençleri daha çok çalıştırıyorlar" diyor ve çalışanların çok fazla yorulduğunu belirterek ekliyor: "Memnun değiliz ama mecburuz. Malum, burası Türkiye."

Çalışma yaşamının zorluklarına dair sorumuzun üzerine Mehmet, iş güvencesi ve ücret konusuna değiniyor. "Yarın çalışıp çalışmayacağımız işverenin iki dudağının arasında, taşeron olduğumuz için iş güvencemiz yok. Bekar bir işçi olmama rağmen aldığım ücret neredeyse giderlerim kadar." diyerek işçilerin en önemli sorunlarının bunlar olduklarını dile getiriyor ve ekliyor: "1 Mayıs'a gelecek olursak, toplumca isteklerimizi tek bir ses olarak dile getirmemiz gereken bir gün. En başta ücretler için alanlarda olacağım tabii ama biz işçilerin birlik olması lazım yoksa bir şey yapamayız."

'BİLİMDEN UZAK 'YERLİ VE MİLLİ' ÜNİVERSİTELER İSTENİYOR'

Eğitim Fakültesi'nde 1. Sınıf Öğrencisi Fatma, iktidarın "yerli ve milli" üniversiteler ve öğrenciler istediğini, baskılarının ve girişimlerinin bu yüzden olduğunu söylüyor. Bilimin yerine muhafazakarlığın, kısıtlamaların olduğu üniversitelerde her politikasına onay veren bir öğrenci profili için Erdoğan'ın üniversiteleri hedef gösterdiğini belirtiyor. “Kadınların her geçen gün daha fazla ötekileştirildiği, gençlerin soluk alabileceği felsefe, sanat, edebiyat etkinliklerinin de kısıtlandığı bir süreçten geçiyoruz” diyor Fatma ve devam ediyor: “Kindar ve dindar nesil yetişsin diye tüm imkânlarını seferber ediyorlar.”

Eğitim Fakültesinin kendi sorunlarına da dikkat çekiyor Fatma: "Ders içeriklerinden atanamama meselesine kadar ülkenin gidişatı bizi doğrudan etkiliyor. Hükümetin bilimi öte tarafa atması yüzünden hocalarımız da bu müfredatı bile işlemekten çekiniyorlar. Örneğin; Ekonomi dersinde Marksist ekonomi anlayışını anlatmıyor öğretim görevlileri. Atanamadığı için binlerce öğretmenin psikolojisi bozuluyor."

'ÖĞRENCİLER TALEPLERİYLE ALANLARA!'

Tüm bunların üzerine bir de savaş politikaları eklendiğinde gençlerin sesinin hiç duyulmaz olduğunu, sosyal ve ekonomik hayatın zorlaştığını belirten Fatma, genç bir kadın olarak kadınların yaşadığı sorunlara da sıkça değiniyor. Bu konuda farklı siyasi görüşlere sahip gençler de dahil tüm kesimlerde rahatsızlık olduğunu söylüyor.

Fatma da 1 Mayıs'ta öğrencilerin hangi taleplerle alanlarda olacağına değiniyor. "Öğrencilerin gelecek kaygısı her geçen gün artıyor. Bu yüzden öğrencilerin hükümete güven duymadığını düşünüyorum. İlk olarak elbette ortak paydamız olan gelecek talebi ile alanlarda olmalıyız. Parasız eğitimi, özerk üniversiteleri savunmak için alanlarda olmalıyız. Olmazsa olmazım olarak da kadınların sıkça yaşadıkları tacize, tecavüze karşı alanlarda olmalıyız." diyor ve bitirirken ekliyor: "Bu taleplerimizin gerçekleşmesi için barışın hakim olduğu bir toplumda yaşamalıyız!"

www.evrensel.net
ETİKETLER 1 Mayıs