Durum ve olanaklar üzerine

Durum ve olanaklar üzerine

'Hoşnutsuzluk her gün daha fazla büyüyor ve mücadele olanaklarının geniş bir gençlik cephesini kapsayacak bir biçimde gelişeceğini işaret ediyor.'

Ulaş TAŞÇIOĞLU

Ülkede kurulmak istenen tek adam tek parti rejimi yolunda her gün yeni bir taş döşenmeye çalışılıyor. Afrin operasyonu, seçim yasasındaki şaibeleri gündeme getirecek değişiklikler, Doğan Medya'nın Demirören Grubu'na satış işlemi, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik gözaltı ve baskılar; başta düşünce, ifade ve basın özgürlüğü olmak üzere, seçme ve seçilme hakkını da kapsayan temel hak ve özgürlüklerin her geçen gün daha yoğun bir saldırıya uğradığının güncel örnekleri. Tabii ki saldırılar sadece bunlarla sınırlı değil, toplumsal kesimlerin neredeyse bütününe yekvücut bir saldırı söz konusu. Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın, mecliste gösterimi yapılan tiyatro oyunundan önce “Bayanlar çıkmıyor değil mi? Aferin” diyerek kadın tiyatrocuların sahneye çıkmasını engellemesi, gençliğin işsizlik ve geleceksizlik politikalarının gölgesinde, nihilist ve bohem bir yaşam tarzına itilmeye çalışılması vb. Örnekler, bu saldırıların, gücünü sadece güncel siyasi taktiklerden değil, hedefledikleri tek adam rejiminin ruhuna uygun olarak “tek dil, tek din, tek millet ve tek tip” temelinde gerici ve ırkçı bir siyasi programdan aldığının net fotoğrafını ortaya koyuyor.

HER 3 GENÇTEN 1’İ YAŞAMINDAN MEMNUN DEĞİL

İktidar çok uzun zamandan beri toplumsal kutuplaştırmayı kuvvetlendirecek bir yol haritası izliyor, içeride ve dışarıda izlediği politikayı da bu kutuplaştırmanın argümanlarını sürekli olarak güncellemenin bir dayanağı haline getiriyor. Özellikle 15 Temmuz sonrası gerçekleştirilen Yenikapı Mitingi sonrası bu "Böl, parçala, yönet" politikası, "yerli ve milli" kavramı ile yeniden dizayn edilerek toplumsal kutuplaştırmanın bir paradigması haline getirildi.

Barışı, demokrasiyi ve bilimsel eğitimi savunan birçok akademisyenin çıkarılan KHK'ler ile üniversitelerden tasfiye edilmesinin ardından üniversitelerde gençliğin kitle örgütlerinin, bürokratik engellemeler, baskı, sansür, maddi fonların kesilmesi veya toplulukların direkt olarak kapatılması uygulamaları ile üniversiteler; örgütlenmek istenen tek adam rejiminin ruhuna uygun bir biçimde dönüştürülüyor. Her türlü düşünce ve ifade özgürlüğünün engellendiği, bu hakkını kullanan öğrencilerin eğitim hakkının gasbedilmesine kadar varan tehdit ve baskıların arttığı bu atmosferde, parasız, bilimsel, demokratik bir eğitim ve idari özerk bir üniversite talebi üniversitelerin ortak talepleri olarak ortaya çıkıyor. 

Üniversite mezunu genç işsizlik rakamının 1 milyona vardığı Türkiye'de her 4 gençten birinin işsiz olduğu gerçeği, iş bulamayan gençlerin depresif bir ruh haline bürünerek bir çıkış yolu bulamayarak ya intihara sürüklendiği ya da güvencesiz, esnek ve kötü çalışma koşullarında ucuz iş gücü olarak iş cinayetlerine kurban gittiği bir döngüde yaşıyoruz. Habitat Derneğinin hazırladığı “Türkiye'de Gençliğin İyi Olma Hali” raporuna göre ülkedeki her 3 gençten biri yaşamından memnun olmadığını belirtirken gelecekten de umudu olmadığını söylüyor. 

ÖFKE BİRİKİYOR, MÜCADELE OLANAKLARI GELİŞİYOR

Genç Hayat'ın birçok sayısında yayımlanan çeşitli mektup, röportaj ve yazılar; işçi, işsiz, öğrenci gençlik kitlelerinin yaşadığı sorunlar, talepleri ve ihtiyaçları açısından sunduğu veriler; üniversitelerde, liselerde, fabrika ve atölyelerde, taraftarı olduğu siyasi parti ve ideolojik görüşü çerçevesinde ayrışan Türkiye gençliğinin gelecek kaygısı üzerinden ortak bir noktada buluştuğunu gösteriyor. Tabii bu durum gençlik hareketi açısından iki kritik sonuç çıkarıyor. Birincisi, oluşan bu kaygının yarattığı hoşnutsuzluğa karşı mücadele henüz bireysel kurtuluş çabalarını aşabilmiş durumda değil. İkincisi ise gençlik kitleleri içerisinde geleceksizlik politikalarına karşı biriken bu hoşnutsuzluk her geçen gün daha fazla büyüyor ve mücadele olanaklarının geniş bir gençlik cephesini kapsayacak bir biçimde gelişeceğinin işaretlerini veriyor. Fakat burada asıl tayin edici olan, ülkede yaratılmak istenen tek adam tek parti rejimine karşı, barış, demokrasi, özgürlük ve güvenceli bir gelecek için mücadele eden ilerici gençlik kesimleridir. Çünkü bütün bu politikalara karşı, demokrasiyi ve özgürlükleri 2019'da yapılması planlanan seçimlerde bir oy verme işlemine indirgemek, gençlik hareketi açısından iktidarın bu kutuplaştırma politikasına yedeklenmesi anlamına gelir. Tam tersine 2019 seçimlerinin galibini, gençlikte biriken bu kaygı ve hoşnutsuzluğu örgütleyen taraf belirleyecektir. Ya iktidarın bu kutuplaştırma politikasına eklemlenmek ya da kutuplaştırmayı yıkacak ortak kitlesel bir mücadele hattının örgütlenmesi: tarih, bugün ilerici gençlik önderlerine bunu dayatmaktadır. 

Çünkü toplumlar tarihi göstermiştir ki, Türkiye gibi otoriter bir tek adam rejiminin örgütlenmeye çalışıldığı ülkelerde, bu girişimlere karşı toplumsal muhalefetin en dinamik unsurlarından biri her zaman gençlik kitleleri olmuştur. Eskiye ve çürümüşlüğe karşı her zaman yeni olanı istemek, yeni olana sarılmak, gençlik hareketlerinin en önemli karakterini oluşturmuştur.

www.evrensel.net