Lice Davası’nda mütalaa: Komutanın beraatı istendi

Lice Davası’nda mütalaa: Komutanın beraatı istendi

Lice Davası’nda mütalaasını veren savcı, dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Albay Eşref Hatipoğlu hakkında beraat istedi.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde 1993 yılında Jandarma Bölge Komutan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın şüpheli bir şekilde öldürülmesi sonrası 16 sivil yurttaşın yaşamını yitirdiği, 36 kişinin de yaralandığı olaylara ilişkin yıllar sonra açılan davanın 12. duruşması İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuksuz sanık emekli Albay Eşref Hatipoğlu’nun katılmadığı duruşmada, avukatı Mehmet Eren Turan ile katılanlar olarak İlhami Bayar, Mevlüt Kozat, Şeref Can ve Muhammet Bayar ile bir kısım katılan vekili avukatlar Yunus Muratabakan ve Halil Dönmez hazır bulundu.
 
Duruşmanın başlaması sonrası ilk olarak söz alan Av. Yunus Muratabakan, UYAP üzerinde yaşanan sorun nedeniyle dosyaya gelen belgeleri inceleyemediklerini, yeniden keşif yapılması ve tanıkların dinlenmesi taleplerini yinelediklerini ifade etti. Olay yerinin mahkeme tarafından incelenmesi gerektiğini belirten Muratabakan, mahkemenin inceleme yapması durumunda Lice’de olayın yaşandığı yerin evlerin camlarının ateş açmaya müsait olmadığının görüleceğini söyledi. 
 
Katılanlardan Şeref Can ise, kendisine daha önce olayları anlatan Uzman Çavuş’un mahkemeye çağrılmasına rağmen gelmediğini ve dinlenilmesi gerektiğini belirtti. 
 
Mahkeme dosyanın gelmiş olduğu aşama bakımından dosyaya katkısı olmayacağı gerekçesiyle talepleri reddetti. 

SAVCIYA GÖRE: BAHTİYAR AYDIN’I ÖLDÜRENİN KİM OLDUĞU AÇIKÇA BELLİ

Ardından iddia makamı 25 yıllık geçmişi olan Lice Davası’nda mütalaasını açıkladı. Savcı, mütalaasında olayların seyrini anlatırken, olayların yaşanması sırasında PKK’nin askeri üsse saldırısı sonrası çatışmaların çıktığını öne sürdü. 
 
Mütalaada yine olaylarda Jandarma Bölge Komutan Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın beraberindeki heyet ile Lice’nin doğusundaki komando bölüğüne helikopterle inmek istedikleri ve yapılan roket ve silah atışmalarında yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiğine yer verildi. Aydın’ın yaşamını yitirmesinin ardından komutanın Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu’na geçtiği ve Hatipoğlu’nun da yaralandığına yer verilen mütalaada, Hatipoğlu’nun görev yaptığı 1992 ile 1995 yılları için “PKK terör örgütünün saldırılarının daha da yoğunlaştığı dönem olduğu, sanığın böyle bir ortamda güvenlik güçlerinin amiri pozisyonunda olduğu, görevi gereği teröre karşı gereği için çok sayıda emir ve talimat vermesinin normal olduğu, teröristlere karşı operasyon yapılması ve silahlı çatışmaya girilmesi ve bu emirlerin verilmesi görevi olduğu, suç tarihinde Lice’de meydana gelen olay nedeniyle bölge komutanı olan Bahtiyar Aydın’ın şehit olduğu, açılan ateşin nereden hangi terör unsurlarınca yapıldığının açıkça belli olduğu, sanığın herhangi bir kişinin öldürülmesi için emir verdiğine, halkı isyana ve birbirlerini öldürmeye teşvik ettiğine, cürüm işlemek için teşekkül oluşturduğuna dair hakkında cezalandırmaya yeterli şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı hiçbir delil bulunmadığı…” değerlendirmesinde bulunuldu.

‘HATİPOĞLU’NUN BERAATINA, YANARDAĞ HAKKINDA DAVANIN DÜŞÜRÜLMESİNE’

Hazırlanan mütalaada yaşamını yitiren sanık Tunay Yanardağ hakkında ise, “Aynı suçlardan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın suç tarihinde Üsteğmen rütbesinde Jandarma İstihbarat Tim Komutanı olarak Asayiş Komutanlığına bağlı olarak görev yaptığı, olay sonrasında Tünay Yanardağ’ın, Bahtiyar Aydın’ın Lice’ye gitmesini sağladığı ve öldürttüğüne yönelik duyum raporlarına dayanılarak, suçlamada bulunulmuş ise de buna ilişkin sanığın bu suçları işlediğine dair hakkında cezalandırmaya yeterli delil elde edilmediği anlaşılmış ise de sanığın 19/08/2015 tarihinde öldüğü, toplanan tüm delillerden anlaşılmıştır” denildi.

SAVCI BERAAT İSTEDİ 

Savcı mütalaasında bu doğrultuda mahkeme heyetinden “Sanık Eşref Hatipoğlu’nun isnat edilen suçları işlediğine dair hakkında cezalandırmaya yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatına, sanık Tünay Yanardağ hakkında kamu davası açılmış ise de sanık öldüğünden TCK’nın 64/1 maddesi gereğince hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine, adli emanetin 2015/6065 sırasında kayıtlı DVD’lerin delil olarak dosyasında saklanmasına karar verilmesini” talep etti.

‘BU KARAR BAŞTAN BELLİYDİ’

Mütalaaya karşı söz alan katılanlardan yaşamını yitiren Uzman Çavuş Yüksel Bayar'ın ağabeyi İlhami Bayar, “Ben 80 yaşındaki anama oğlunun şehit edildiğini nasıl izah edeceğimi düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 
 
Katılanlardan Şeref Can ise, mütalaaya karşı tepkisini “Bu ilk senaryo idi. Bu karar baştan belliydi. O olayda yabancı menşeli bir mermi bile sıkılmamıştı. Madem ki öyle teröristti ya ölü ya da yaralı olarak bulsalardı” sözleriyle gösterdi.

AV. MURATABAKAN: YÜZLERCE İNSANIN ANLATTIKLARI ÖNEMSENMEMİŞTİR

Mütalaaya şaşırmadıklarını söyleyen katılan vekili Av. Muratabakan da, şunları ifade etti: “Türkiye’de çözüm süreci geliştirilmeye çalışıldı. Bu çözüm süreci geliştirilirken, geçmişle yüzleşileceği söylenmişti. Ama ben dikkat edilmesi gerektiğini düşündüm. Çünkü yıllar önce bu devlet kendi halkına en büyük kötülüğü yaptı. Buna benzer olaylar, Şırnak, Cizre, Lice’de yaşandı. Yetmedi; İstanbul’da bile işkenceler yaşandı. Bu mahkeme salonuna yüzlerce Kürt geldi ve yaşadıklarını, başlarına neler geldiğini tek tek anlattı. Kürt’ün dili dil değildir. Kürt’ün tanıklığı bile tanıklık değildir. Sayın savcımız buraya gelip anlatan yüzlerce insanın anlattıklarını önemsememiştir. Hukuk devletine göre; kişinin dini, inancı, cinsel tercihleri ne olursa olsun yargı eşit davranır. Bu yargılama neticesi yüz yıllık zulmün sonucudur. Yüzlerce tanık beyanda bulundu. Bizim bütün tevsii tahkikat taleplerimiz reddedildi. Keşke biz de eşitliğe hakim bir yargılama görmüş olsaydık. Bizim esasa karşı beyanlarımızı sunmak için 6 ay gibi bir süre talebimiz var. Bu süre içinde tevsii tahkikat taleplerimizi dile getireceğiz. 22 Ekim 1993 yılında 15 yurttaşın öldürülmesi, 402 konut, 200’den fazla iş yerinin yakılması, bütün köylerinin yakılması olaylarının sebepleri bunlardır. Burada bir soykırım suçu vardır.”

'TAHİR ELÇİ HAKLI ÇIKTI'

Onun ardından söz alan Av. Halil Dönmez de, öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmeden önce davayı takip ettiğini hatırlattı.
 
O dönemde ‘insanların acılarının dindirilemeyeceği’ sözlerini hatırlattığı Elçi'nin haklı çıktığını söyleyen Dönmez, “Bizim daha önceki taleplerimiz bu davanın önünü açacak taleplerdi. Fakat siz de önceki heyet de usulen dosyayı tamamladı. Çok basit bir talebimiz vardı. Olay yerinde keşif yapılması. Fakat keşif yapılmadığından bu tespit edilemedi. Bizim adaletten bir beklentimiz yok. Son noktayı koyun ki biz de başka mercilerde hakkımızı arayalım” dedi.

6 TEMMUZ’A ERTELENDİ

Sanık Eşref Hapitoğlu’nun avukatı Mehmet Eren Turan ise mütalaanın sonuç kısmına bir diyecekleri olmadığını ve savunma için süre talep ettiklerini belirtti. 
 
Mahkeme, taraflara mütalaaya dair beyanlarını sunmak üzere bir dahaki duruşmaya kadar süre verilmesine karar vererek, duruşmayı 6 Temmuz’a erteledi. (İzmir/MA)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mart 2018 00:06
www.evrensel.net
ETİKETLER Lice Davası