Binali Yıldırım: AB raporu, OHAL ve Afrin operasyonunu eleştirecek

Binali Yıldırım: AB raporu, OHAL ve Afrin operasyonunu eleştirecek

AKP grup toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım Varna'daki görüşmeye değindi, Türkiye'nin AB gerekliliklerini yerine getirdiğini öne sürdü.

Başbakan Binali Yıldırım, Varna'da yapılan Türkiye-AB zirvesine ilişkin, "Türkiye AB'ye olan bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındandır. AB'ye tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz. Zirvede AB'nin ülkemize yönelik yaklaşımının hakkaniyetli bir zemine oturacağına dair bir işaret göremedik. Eğer bu iş olacaksa, her iki tarafın da çıkarlarına uygun şekilde olmalıdır. Olmayacaksa kararı bizden önce Avrupa vermek durumundadır. Türkiye'nin Avrupa Birliği karnesi, tüm taahhütlerin yerine getirildiği sadece AB tarafından kaynaklanan sıkıntılar ve siyasi engellemeler sebebiyle beklemeye alınan hususlardan oluşuyor. Buna karşılık AB karnesi en başından beri ciddi kırıklarla , tutarsızlıklar ve yalpalamalarla doludur" dedi.

Binali Yıldırım'ın grup toplantısı konuşmasından satır başları şöyle:

AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Türkiye'nin Avrupa Birliği karnesi, tüm taahhütlerin yerine getirildiği, sadece AB tarafından kaynaklanan sıkıntılar ve siyasi engellemeler sebebiyle beklemeye alınan hususlardan oluşuyor. Buna karşılık AB karnesi en başından beri ciddi kırıklarla, tutarsızlıklar ve yalpalamalarla doludur. Yunanistan ile eş zamanlı başlayan tam üyelik serüvenimiz bir süre sonra bilinçli olarak ayrıştırılmış ve burada ilk güven kaybı yaşanmıştır. Ardından tutarlı hiçbir sebep olmadan ülkemizin çok uzun süreli beklemeye alındığı dönemi gördük. Hali hazırda tam üyelik için 35 fasıldan 16'sı açılabilmiş. Bunlardan bir tanesi kapanırken diğerleri beklemeye alınmış, 14 fasıl da bloke halinde.

Bu arada Suriye ve Irak'ta başlayan karışıklıklar, yönetim boşluğu sebebiyle Avrupa'ya yönelik büyük bir mülteci akını başlamıştır. Bunun üzerine AB ile Türkiye arasında 2016'da bir anlaşma imzalanmıştır. Bu, vize serbestisi ve geri kabul anlaşmasını içeren bir anlaşmadır. 7 bine kadar mültecinin geçişini 50'nin altına düşürmemize rağmen bu anlaşmada yine muhatabımız AB üzerine düşen görevi yerine getirmemiş, sözünü tutmamış, bugünlere gelinmiştir.

Varna'da bir toplantı gerçekleştirildi. Herkese olduğu gibi AB'ye karşı da hep açık ve dürüst davrandık, Varna'da da aynısı yaptık. Tüm gerçekleri Cumhurbaşkanımız muhataplarımızın yüzlerine bir kez daha söyledi, belgeleri takdim etti. Bütün bunlara rağmen zirvede AB'nin ülkemize yönelik yaklaşımının hakkaniyetli bir zemine oturacağına dair bir işaret göremedik. Her ne kadar zirveye katılanlar iyi niyetli de olsa, sonuçta meydan gelen uygulamalar bu iyi niyeti doğrulayan nitelikte değil. Türkiye'nin her türlü terör örgütüne karşı verdiği mücadelenin ilişkilerimizin önünde bir engel olarak görülmesi bizi çok rahatsız ediyor.

'OHAL'DEN TUTUN AFRİN OPERASYONUNA KADAR ELEŞTİRECEKLER'

Avrupa Komisyonu, 17 Nisan'da Türkiye ilerleme raporunu açıklayacak. Bu raporda herhalde Türkiye'nin hayrına fazla bir şey olmayacağını tahmin etmek sır değil. OHAL'den tutun Afrin operasyonuna kadar bütün terör örgütlerinde kullandığımız yöntemleri eleştireceklerinden hiç tereddüdüm yok. Avrupalı dostlarımıza sesleniyorum; Türkiye AB'ye karşı bütün yükümlülüklerini yerine getirmiştir ve arkasındadır. AB'ye tam üyelik perspektifimizi muhafaza ediyoruz. Sorulması gereken soru, AB'nin Türkiye konusundaki kararının ne olduğudur. Avrupa yeni bir vizyon, kucaklayıcı bir vizyon ile mi yoluna devam edecek yoksa kendi içine kapanarak bir yol mu yürüyecek?

Neredeyse, her konuda ülkemizin karşısında yer alan, müttefik ortaklık hukuku ile bağdaşmayacak açıklamalar yapan bazı Avrupa ülkelerinden istediğimiz şey samimiyet. Başları sıkıştığında ülkemize koşan, tekerleri düze çıkınca yan çizen bir ülkeler topluluğu, sadece bize değil hiç kimseye güven vermez. AB'ye üye ülkeler arasındaki kavgalar giderek büyümekte, birliğin geleceğini de sorgulamaktadır. Türkiye'yi 'işgal' gibi söylemlerle suçlayan ülkeler maalesef kendi tarihlerini, geçmişlerinin unutmuş gözüküyorlar. Biz tek bir masumun burnu kanamasın diye kılı kırk yararak ilerlerken terör örgütünün evlerden hastanelere, kutsal kitaplara kadar her şeyi bombalarla tuzakladığını görmeyenlere artık söyleyecek söz bulamıyoruz. Türkiye'nin bu kadar hırpalanmasına daha fazla rıza gösteremeyiz. Koskoca Avrupa'nın geleceğini, BM Genel Sekreterinin çözüm önerilerini halk oylaması ile reddeden Kıbrıs Rum kesiminin kaprislerine teslim edenlerle bugün bu birliğin gideceği fazla bir mesafe yoktur. Eğer bu iş olacaksa, her iki tarafın da çıkarlarına uygun şekilde olmalıdır. Olmayacaksa kararı bizden önce Avrupa vermek durumundadır.

'HER FIRSATTA KRİZ ÇIĞIRTKANLIĞI FİNANS OYUNLARI, MANİPÜLASYONLAR...'

Türkiye'yi siyasi, diplomatik, askeri alanda köşeye sıkıştıramayanalar hemen ekonomi alanına yöneliyorlar. Bu yeni değil. Yıllarca buldukları her fırsatta kriz çığırtkanlığı, finans oyunları, manipülasyonlar ile bizi yıpratmaya, hırpalamaya çalıştılar. Bilhassa son 5 yıldır her saldırı dalgasını ekonomik kriz ile taçlandırmak için çaba sarf ettiler. Tuzakları bozduk, bozmaya devam edeceğiz.

Hainlikte, sinsilikte sınır tanımayanların oyunları dur durak bilmiyor. Sürekli kriz havası estirmekten, yatırımcıların kafasını karıştırmaktan geri durmuyorlar. Bunlara cevabımız nedir? Ekonomimizi daha da güçlendireceğiz. Faizler ve kredi uygulamaları başta olmak üzere bankacılık sektörü ile ilgili bazı sorunlarımız olsa da yine de işbirliği içerisinde ülkemizin yararına olan tedbirleri alıyoruz almaya devam edeceğiz.

'E-DEVLET'TE VATANDAŞIN YAPTIĞI İŞLERİN ORANI YÜZDE 60'A ULAŞTI'

Şu anda e-Devlet'te vatandaşın yaptığı işlerin oranı yüzde 60 seviyesine gelmiştir. Bu senenin sonuna geldiğimizde artık vatandaş devletle olan bütün işlerini memurla karşılaşmadan, devletin kapısına gitmeden yapabilir hale gelecektir. Bu konu ile ilgili yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili bütün detayları yarın Beştepe'de yapacağımız toplantı ile paylaşacağız. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net