Kayıplar mücadelesinin sembol ismi Hasan Ocak’ın failleri soruldu

Kayıplar mücadelesinin sembol ismi Hasan Ocak’ın failleri soruldu

Cumartesi Anneleri, bu haftaki eylemlerinde kayıplar mücadelesinin sembol ismi olan Hasan Ocak’ın faillerini sordu

Cumartesi Anneleri, kaybedilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması talebiyle sürdürdükleri adalet mücadelesinin 678’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir kez daha bir araya gelerek oturma eylemi yaptı.  Eylem kayıp yakınları, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili  Hüda Kaya ve çok sayıda yurttaş katıldı. Bu hafta gözaltında kayıpların simgesi olan Hasan Ocak’ın dosyasını işleyen kayıp yakınları, 23 yıllık hukuksuzluğa son verilmesini istedi. Her hafta yere serilen “Failler belli kayıplar nerede” yazılı pankartın üzerine Hasan Ocak’ın sazı, öğrenci kimliği, ajandası ve sevdiği sanatçılara ait kasetler konuldu.  Eylem öncesi Ocak'ın sevdiği ezgiler de dinletildi.

‘MUTLAKA BU ZALİMLİĞE, ADALETSİZLİĞE SON VERECEĞİZ’

İlk sözü CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu aldı. Tanrıkulu, “Çeyrek yüzyıldır bu meydan Türkiye’nin hafıza meydanı oldu. Bir cesaret meydanı oldu, bir dayanışma meydanı oldu.  Adalet içim meydan okuma alanı oldu burası. Evet çok zor zamanlardan geçiyoruz. Adalet arıyoruz. Bu zor zamanları bir birimizle dayanışarak aşabiliriz.  Mutlaka ve mutlaka bu zalimliğe, adaletsizliğe son vereceğiz. Emine ana burada dağ gibi duruyor, biz de onun yolundan giderek adalet aramaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘İŞKENCE İZLERİNİ RAHATLIKLA GÖREBİLİRDİNİZ’

Daha sonra Cumartesi İnsanlarında Nimet Tanrıkulu’nun konuşmasıyla devam etti. Tanrıkulu, Hasan Ocak’ın gözaltında kaybedildikten sonraki tanıklıklığını şu sözlerle aktardı:  “Benim için Hasan’la ilgili konuşmak çok zor.  21 Mart 1995’te kaybolduktan sonra 52 gün boyunca Hasanı her yerde aradık. Kimsesizler mezarlığı, Adli Tıp.  Aklınıza gelebilecek her yerde aradık. Adli Tıp’ta ve bütün cesetlere bakıyorduk. Hepsi Hasan olabilirdi. Bir tanesinin Hasan olabileceğini düşünmek, anlatamam… Hasan’ı Kimsesizler Mezarlığı’ndan çıkardığımız anı da unutamam. Tarif edemeyeceğim iki mezar arasında dar bir yere gömülmüştü. Ayakkabı bağcıkları boynundaydı. İşkence izlerini rahatlıkla görebilirdiniz. O tanıklık bambaşka bir şeydi. Hasan’dan sonra bu meydanda oturma ve adalet arama mücadelemiz başladı.”

‘HUKUKİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK’

Ocak ailesinin avukatı Gülseren Yoleri de Hasan Ocak davasıyla ilgili konuştu. Davada gerekli işlemleri yapmayan savcı ve polisler hakkındaki bütün suç duyurularının takipsizlik kararıyla sonuçlandığını belirten Yoleri bu cezasızlığın yeni kayıplara yol açtığına dikkat çekti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye'yi mahkum etmesine, Ergenekon davasında Ocak'ın kaybedilmesiyle ilgili gizli tanık ifadeleri çıkmasına rağmen dosyanın geçen yıl zaman aşımına uğratıldığını söyleyen Yoleri zaman açımıma yaptıkları itiraz kabul edilmesine karşın hâlâ dava açılmadığını aktardı.  Yoleri, “Hukuki mücadelemiz devam edecek” dedi.

‘ADALET İSTİYORUM’

Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak  ise şunları söyledi: “23 yıldır burada bekliyorum. Katilin bulunması ve adalet istiyorum. Arkadaşlarımızla bu yola çıktık. Adalet istiyorum.”

‘KATİLLERDEN HESAP SORMA İNADIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, “Hasan’ımıza adalet istememizden bu yana hafızalarımızda 2 fotoğraf var. Birincisi elimizde tuttuğumuz ailemizin güleç yüzlü çocuğu Hasan’ımıza ait olan fotoğraf. Bu meydanda yer alan her tiyatro, her sinema salonunda bir anımız var. Bu kentin her sokağında Hasan ile bir anımız var. Sadece biz değil bu kentin çocukları, Hasan’ın dostları da bu meydanda Hasan’ı bekliyor. İkinci fotoğraf ise Hasan’ı bulduğumuzda paramparça edilmiş yüzünün fotoğrafıydı. O fotoğraflarda gördüğümüz şey öfkeydi. O kadar çok şey anlatıyordu ki insanlığın ve vicdanın öldüğünü. Bizim hafızamıza da dün, bugün ve yarınımızın ısrarı, katillerden hesap sormamızdaki inadımız olarak geçti. Dün olduğu gibi işlenmiş insanlık suçlarına ve katillere karşı Hasan’ı ve o 2 fotoğrafıyla birlikte duracağız” diye konuştu.

‘TÜM VERİLER HASAN’IN İŞKENCE İLE ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ DOĞRULUYORDU’

Açıklamaların ardından bu haftaki basın metnini ise Gazeteci Pınar Gayip okudu.  “23-28 Mart 1995 tarihleri arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde gözaltında tutulan iki kişi, Hasan’ı şubede gördüklerini söyledi” diyen Gayip sözlerini şöyle devam etti: “Yine Hasan Ocak’ın ismini gözaltına alınan kişilerin parmak izi listesinde gördüklerini açıklayan 2 kişi daha vardı. Bir başka tanıksa, şubedeyken bir hareketlilik olduğunu ve polislerin ‘Hasan Ocak getirildi’ diye aralarında konuştuklarını duyduğunu söyledi. Ocak ailesi TBMM, Başbakanlık, Bakanlıklar, savcılıklar, hastaneler ve Adli Tıp nezdinde girişimlerde bulundu. Ancak başvurdukları her yerde ‘Bizde yok’ cevabıyla karşılaştı. Devletin tüm engellemelerine karşı, aylar süren ısrarlı bir arayışın sonunda Adli Tıp Kurumu kayıtlarından Hasan’ın izine ulaşıldı. Ailesi her yerde Hasan’ı ararken onun ağır işkence izleri ile dolu cansız bedeninin, tüm resmi makamlardan geçirilerek ‘Kimliği meçhul kişi’ olarak gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na defnedildiği gerçeği açığa çıktı. Tüm veriler Hasan’ın işkence ile öldürüldüğünü doğruluyordu. Bu gerçek karşısında dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu, ‘Toplumdan hükümet adına özür diliyorum’ dedi.”

‘HUKUKİ GİRİŞİMLER SONUÇSUZ KALDI’

Ocak ailesinin faillerin bulunup, yargılanması için bulunduğu tüm hukuki girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirten Gayip, “Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın 1995/1075 hazırlık numarasıyla takip ettiği dosyada, rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı. Dosya takipsizlik ve zamanaşımı kararlarıyla kapatılmak istendi. 29 Kasım 2016 tarihinde zamanaşımı kararına itiraz başvurusu yapıldı. İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği zamanaşımı kararını kaldırdı ve CMK 173/3 Maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesine karar verdi. Ancak bugüne kadar dosyada kayda değer bir gelişme yaşanmadı. AİHM’e taşınan davada ise Mahkeme, Hasan Ocak'ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili koşullarının belirlenmesi için yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini tespit etti. Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkını düzenleyen 2’nci maddesini usul yönünden ihlal ettiğine karar verdi” dedi.

‘HASAN OCAK İÇİN ADALET İSTİYORUZ’

Gayip son olarak, “Artık yeter. Hasan Ocak ve tüm kayıp dosyalarında yargılama faaliyetlerinin tarafsız ve bağımsız biçimde, evrensel hukukun ilkelerini esas alarak gerçekleşmesini istiyoruz. Hasan Ocak’ın güvenlik güçlerince gözaltına alındığını ve onların kontrolü altında öldüğünü doğrulamaya yetecek veriler mevcuttur. Soruşturma olayın tam olarak nasıl meydana geldiğini belirleyecek; sorumluları tespit edecek ve cezalandırılmalarını sağlayacak etkinlikte yürütülmelidir. Hasan Ocak için adalet istiyoruz” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Mart 2018 14:31
www.evrensel.net
ETİKETLER Cumartesi Anneleri