Ekonomik entegrasyon için mültecilerin kayıtlı çalışmaları sağlanmalı

Ekonomik entegrasyon için mültecilerin kayıtlı çalışmaları sağlanmalı

Adana Barosu ve TBB Emek Komisyonu 'Adana’da Mülteci İş Gücü Ve Bölgeye Yansımaları' konulu sempozyum düzenledi.

Adana Seyhan Oteli Toros Salonu’nda Adana Barosu ve TBB Emek Komisyonu tarafından 'Adana’da Mülteci İş Gücü Ve Bölgeye Yansımaları' konulu sempozyum düzenledi. Sempozyumda Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız, Namık Kemal Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. İhsan Çetin, KHK ile ihraç edildikten sonra çalışma yaptığı Kocaeli Dayanışma ve Araştırma Derneği adına Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu sunumlar yaptı. 3,5 milyon mülteciden yaklaşık 20 bininin kayıtlı çalıştığının aktarıldığı sunumlarda mültecilerin ekonomik entegrasonun da önemli olduğuna dikkat çekilerek mülteci hakları ya da vatandaşlık tanınarak kayıtlı çalışmaya katılmalarının sağlanması gerektiği belirtildi.

‘SURİYE’DEKİ SAVAŞ BİR AN EVVEL SONA ERMELİDİR’

Açılış konumasın yapan Adana Baro .Başkanı Veli Küçük, mülteci sorununu Adana ve bölgemizin en yakıcı şekilde hissettiğini ifade ederek, "Siyasi iktidarın komşularımızla sıfır sorun söylemi yaşama geçmediği gibi Suriye’deki iç savaşın yarattığı sorunların artmasına katkı sundu" dedi. 

PATRON BAŞVURMAZSA KAYITLI ÇALIŞAMIYORLAR, 

"İş Hukuku Açısından Mülteciler” konusunda sunum yapan Doç. Dr. Gaye Burcu Yıldız, Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki statülerinin “Geçici koruma” olduğunu belirterek öncelikle mültecilerin hukuki statülerinin belirlendiği Cenevre sözleşmesindeki “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan…” şeklindeki tanıma uyduğu için Suriye’den bu sebeple gelenlere aslında mülteci statüleri olmamalarına rağmen mülteci dediklerini ifade etti. Türkiye’de Suriyeli mültecilerin işverenin başvuru şartına bağlı olarak ve çalışan sayısının yüzde onunu geçmeyecek şekilde çalışma izini alabildiklerini ifade eden Yıldız, bu kısıtlamaların mülteci işçileri kayıt dışı alanlarda çalışmaya ve muafiyet belgesi alarak tarımda çalışmaya ittiğini ifade etti. Çalışma izninin her yıl yenilenme zorunluluğu olduğunu dile getiren Yıldız, 2016 rakamlarına göre 13 bin 298 mülteci işçinin kayıtlı çalıştığını belirterek 2017’de bu rakama 7 bin 500 mültecinin eklendiğini aktardı. Yabancıların Türkiye’de çalışma izinlerinin daha uzun olduğunu ve sonraki yıllara artan sürelerle izin verildiğini söyleyen Yıldız, Geçici Koruma altındaki Suriyeliler için de bunun uygulanması gerektiğini ifade etti. 

MİSAFİR HUKUKU AŞILMALI

Kitlesel olarak giriş yapanlar için uygulanan geçici korumanın Avrupa Direktifine göre geçici korumanın ikişer yıl sürelerle en fazla iki kere uzatılabildiğini dile getiren Doç. Dr. İhsan Çetin, “Bizde geçici koruma kalıcı hale geldi. İlk günden itibaren hem toplumda hem devlet gözünde misafir olarak görüldüler. Ancak misafirlik enformal bir statü. Enformal bir statü ile formal bir ilişki kurmaya çalışırsan sorunlar ortaya çıkar” dedi. Bu durumun kaygan bir zemin yarattığını ifade eden Çetin Avrupa’da göçmen karşıtlığı üzerinden yükselen aşırı sağ iktidarları hatırlatarak benzer bir karşıtlığın Türkiye’de de gelişme ihtimali olduğunu söyledi. Kültürel ve sosyal entegrasyon kadar  ekonomik entegrasyonun da önemli olduğuna dikkat çeken Çetin, çalışmalarının önündeki engeller kaldırılarak ekonomik entegrasyonun sağlanması gerektiğini ifade etti. Mültecilerin aldığı en düşük ücretlerin Akdeniz ve Güneydoğuanadolu’da gerçekleştiğini ifade eden Çetin, “Ücretler günlük 20 liraya kadar düşüyor. Çalışma hayatına katılmaları sağlanmazsa yoksulluk Suriyeliler arasında döngü haline gelecek” dedi. 

MÜLTECİ ÇOCUKLAR DÜŞÜK ÜCRETLERE ÇALIŞIYOR

Çocuk işçilik üzerinde duran Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu, TÜİK’in 4 yılda bir yaptığı, 2016’da yapması gereken “Çocuk İş Gücü Anketi”ni yapmadığına dikkat çekerek 2012 verilerine göre 893 bin gibi ciddi bir çocuk işçi zaten varken Suriyeli mültecilerin gelmesi ile bu sayının ciddi boyutlara ulaştığını dile getirdi. İstanbul, Mardin ve Urfa’da mülteci çocuk işçiler üzerine yaptıkları araştırma sırasında yetişkinlerin ya mesleği olmadığı için ya da sakat ya da kalıcı hastalıkları olduğu için çocukları çalıştırdıklarını aktardı. İLO’nun 182 No'lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması sözleşmesini Türkiye’nin imzaladığını hatırlatan Lordoğlu, sözleşmenin tüm dünyadaki çocukları kapsadığını belirterek sadece Türkiyeli değil Suriyeli çocukların korunması gerektiğini ifade etti. Suriyelilere sığınma hakkı ya da vatandaşlık hakkının verilmesinin işverenlerin istismarına karşı korunmaları açısından önemi olduğunu ifade eden Lordoğlu, “Bu çok önemli. Yerel bir dille izole olamdan. Mülteci hakları sağlanarak bir arada yaşanılması barış içerisinde yaşamak için önemli” dedi. (Adana/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Mart 2018 13:45
www.evrensel.net
ETİKETLER Adana Barosu