Terasta heykel keyfi

Terasta heykel keyfi

Elgiz Müzesi’nin 10. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirdiği teras sergilerinin ilki olan açık alan heykel sergisi devam ediyor. ‘Teras Sergileri’ <40 ismini taşıyan sergi, heykel algısının büstlerle ve kapalı mekanlarla sınırlı olan ülkemizde heykel sanatına yeni bir yorum getirme olanağı sağlıyor. Maslak’taki m&uu

İsmail Afacan

İstanbul’un metropol kimliğini, yalnızlaşan ve yabancılaşan insan, şehrin silüetini oluşturan gökdelenler, bireyin kuşatılmışlık karşısındaki algısı çalışmalara yansıyan konular. Açık alan sergilerinde çalışmaların dış çevreyle ilişkisi de göz önünde bulundurulduğunda Maslak’taki ‘Teras Sergileri’ <40’ta böyle bir sonuçla karşılaşmamız doğal bir sonuç oluyor. 22 Eylüle kadar devam edecek olan açık alan sergisi heykel meraklılarını bekliyor.

DEĞİŞKEN DOĞRULAR

Kıymet Daştan’ın çalışması ‘Doğrular’ ismini taşıyor. Heykeli izleyici tarafından müdahale edilebilir, kurgulanmaya hazır, interaktif bir yerleştirme özelliği taşıyor. Birbirine geçen metal doğrular evirilip değişebiliyor. Daştan çalışmasını Albert Camus’nun “bütün insanlar doğruluktan söz ederken aynı tonda konuşuyorlar… ‘Bu doğrudur’ derdi, öbürlerine sesini kesip oturmak düşerdi. Belki de yanılıyordu, sen de yanılıyorsun” sözünden yola çıkarak hazırladığını söylüyor.

İŞÇİLERLE HAZIRLANAN HEYKEL: AKINTI

‘Teras Sergileri’ <40’ta dikkat çeken çalışmalardan olan ‘Akıntı’ Y. Bahadır Yılmaz imzası taşıyor. Metropol yaşantısı içinde eriyen ve tükenen insanı eğrite edici bir imgelemle izleyiciye sunuyor.  Yılmaz bize bu çalışmasını Plastik Fabrikası Farplas’ta isçilerle birlikte 2 ay çalışarak gerçekleştirdiğini bizlere aktarıyor. Yılmaz, kendisi ve işçiler için önemli bir deneyim olduğunu sözlerine ekliyor.  

GÜNÜMÜZ BABİL KULELERİ

Işık Özçelik heykelini Babil kulesinden yola çıkarak hazırlamış. Özçelik, çalışmasını açık alan sergisine uygun bir biçimde oluşturduğunu ifade ediyor. Eserlerin sergilendiği terasın çevresindeki gökdelenlere atıfta bulunuyor ‘isimsiz’ çalışmasında. Merdivenlerden oluşan sarmal zirveye ulaşmaya çalışıyor. Günümüz İstanbul’unda Babil Kulelerinden çok fazla örnek bulabilmek mümkün.

DÜNYA İLE ÖTEKİ DÜNYA ARASINDA

İnsan, Dünya, Evren kavramları arasındaki ilişkiyi odaklanan Ferit Yazıcı’nın çalışmasının ismi ise ‘Araf’. Ferit Yazıcı, heykelinde insanın ‘Dünya’ ile ‘Öteki dünya’ arasındaki ‘bekleme yeri’ne gönderme yapıyor. Yazıcı, bu konuyu seçmesinde bazı insanların ölmeyeceklermiş gibi yaşamalarının ve bencilce hayat sürmelerinin etkili olduğunu söylüyor. (KÜLTÜR SERVİSİ)


HEYKELE DAİR BİR SANAT POLİTİKASI YOK

Ülkemizde heykele yeteri kadar ilgi gösterilmemesinin nedenini ‘Teras Sergileri’ <40’a katılan heykeltıraşlara sorduk. Heykele bakıştaki sığlığı, kamusal alan heykelinin gelişimindeki sıkıntıları heykel sergisine katılan sanatçılar gazetemize yorumladı.  

HAYATIN İÇİNE KARIŞABİLMELİ

Heykel  algısının sığ olmasının  ve heykele yeteri kadar ilgi gösterilmemesinin sebepleri nelerdir?
Ferit Yazıcı:
İslam Dini’nin üç boyutlu sanat yapıtlarını yasak kılması en büyük etkenlerden biri.  Bunun yanı sıra ülkemizde İtalya örneğinin tersine bir geleneğin oluşmamış olmasındandır. Bilindiği üzere Osman Hamdi Bey Sanay-i Nefise Mektebini kurana dek, Osmanlı döneminde heykel üzerine eğitim veren bir okul yokmuş. Dolayısıyla ülkemizde heykel sanatının gelişmemesi doğaldır. Bir taraftan din gibi güçlü bir sebep diğer taraftan doğru düzgün yapacak kimsenin olmayışı heykel adına her şeyin çok geç kalmasına neden olmuştur.

Y.Bahadır Yıldız: Heykelin şu anda ilgi görebilmesi için daha önce, gelişim gösterebileceği, varolabileceği bir zemine, alana sahip olabilmesi  ve hayatın içine karışmış olması gerekirdi.

Türkiye de heykel denince karşımıza ilk çıkan meydan heykelleri. İktidarı sağlamlaştırmak için diktirilen, belediyenin beğeni ve kültür düzeyi ile doğru orantılı, çoğunlukla sanattan uzak, militarist geleneği devam ettiren çalışmalar.

KÜLTÜREL GELİŞİM EKSİKLİĞİ

Özel olarak, kamusal alan heykelinin ülkemizdeki gelişimi niçin sıkıntılı?
Işık Özçelik
: Ülkemizde gelişmiş kamusal alan heykeliyle karşılaşmamış. Modern dönemde heykel müzeye kapatılıp dış mekanla ilişkisi kesilmiş. Bu yüzden eser sadece eseri sundu. Heykel kamusal alana çıkınca etrafıyla ilişki geliştirmesi gerekiyor. Ülkemizde heykelin bu konumu kültürel gelişim eksikliğinden kaynaklı.
Kıymet Daştan: Kamusal alanda heykel sergilemek mümkün değil, anıt heykeller dışında. Heykele pek ilgi gösterilmiyor. Bunun temelinde ise heykele dair bir sanat politika olmaması yatıyor.

www.evrensel.net