İŞKUR önünde birkaç saat: İşsizliğin sorumlusu Ankara’da oturanlardır

İŞKUR önünde birkaç saat: İşsizliğin sorumlusu Ankara’da oturanlardır

İstanbul Şirinevler’de bulunan İŞKUR önündeyiz. İşsizlik oranını düşük gösterenlere tepki gösteren yurttaşlar 'sorumlu Ankara'da oturanlardır' diyor.

Fırat TURGUT
Vedat YALVAÇ
İstanbul

Şirinevler Meydanı’na yakın bir sokak üzerinde bulunan kurumun kapısı sık sık açılıp kapanıyor... Dakikada birkaç kere... Kimisi doğru yere geldiğinden emin olmak istercesine, kapının önünden bir iki adım gerileyerek yukarıdaki İŞKUR yazan tabelaya göz atıp öyle giriyor içeri. Yolu birkaç kez buradan geçenler ise hemen belli ediyor kendini, hiç duraksamadan, pat diye giriyor içeri. 

Yaşlıca bir adam kulağında telefonla iniyor 3 basamaklı merdiveni: “Ben de İŞKUR’daydım, çıktım şimdi. Ya işsizliğe başvurdum.” İki kişiden biri, diğerine soruyor: “Ne zaman ararlar?” Diğeri “Bugün yarın ararlar herhalde” diye yanıtlıyor. Birlikte uzaklaşıyorlar oradan...

İŞ İÇİN İSTANBUL’A GELDİ AMA İŞSİZ KALDI

İri kıyım biri, soyadını vermeyen Uğur. Ordu’dan gelmiş İstanbul’a. “Memlekette iş olsa gelir miydim buralara? İş olsa hafta içi çalış hafta sonu da bağa bahçeye git” diyor. Kendisi tekstil işçisi. Çalıştığı yer kısa bir süre önce kepenkleri indirmiş. Bir daha da açmamış. Buraya gelmesindeki sebep kepengi inmemiş bir yerde yine işçi olarak çalışmak. “İşsizlik zor” diyor Uğur, “İşsizlikle zaten yaşama şansın yok ama iş bulsak da geçinemiyoruz, ay sonunu getiremiyoruz. Ben babamla yaşıyorum. Babam da emekli olmak için bir inşaatta bekçilik yapıyor. Babam çalışmasa zaten geçinmem imkansız. Evlenmeyi düşünsem evlenemem ki. En az 60 bin lira lazım bir ev kurmak için. 60 bin lirayı buldun verdin, öyle de bitmiyor ki.”

Kendince işsizliğe neden olan iki gerekçeyi sunuyor: “Birincisi Suriyeliler. Suriyeliler geliyor sigortasız çalışıyor. O da bize yansıyor. Bize diyorlar ki 1600 lirayı beğenmiyorsan Suriyeliler var. Kiralar da yükseliyor. Ben isterim ki ev sahiplerinin önüne geçilsin.” İkincisi ise savaş: “Türkiye her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Savaş olmasaydı daha iyi olurdu. Piyasayı etkiledi. Düzeleceğini sanmıyorum. Savaş sonrası zamlar da gelecek, vergiler de artacak.”

Hükümetin övündüğü istihdam seferberliğine dair de bir lafı var Uğur’un: “İstihdam seferberliği olsa insanlar niye buralara başvursun?”

BİR SENE DOLMADAN İŞTEN ATIYORLAR

İŞKUR’a gelen insanları ortaklaştıran en büyük sebep işsizlik elbette. Ama her kişinin de farklı bir hikayesi var. Nevaf Türvey onlardan biri. Kısa boylu, kır saçlı, 55 yaşında. “Emekliliğime daha 5 yıl var” diyor. Yeni işsizlerden, işsizlik ödeneği için başvurmuş: “Asgari ücretle Güngören’de bir lisede çalışıyordum. Şubat ayında iş kazası geçirdim. Merdivenleri silerken düştüm kaburgamda kırık oluştu. Rapor aldım. Rapor süresi 25’inde bitti, 26’sında beni işten çıkarmışlar. Haber de vermediler. 16 Mart’ta SGK’yi aradım öyle haberim oldu.”

850 lira kira verdikleri evde 8 kişi yaşıyorlar, en büyük oğlu ve geliniyle birlikte. “Bir odayı onlara verdik. Kalan bir odayla salonda da biz yatıyoruz. Büyük oğlum çalışıyor. Öyle geçiniyoruz” diyor. Bir süre işsizlik ödeneğiyle idare etmeye çalışacaklar. “Ama iş bulmak da öyle kolay değil” diyor, “Şimdi işsizlik yüzde 11 diyorlar ama o kadar düşük değil. İŞKUR’a da geliyorsun, gönderdikleri işe gidiyorsun. Ama 1 sene olmadan işten atıyorlar, tazminat vermemek için.”

Peki sorumlusu kim bunun? “Açık söylüyorum, bu işin sorumlusu Ankara’da oturanlardır. Senin verdiği vergiler tanka, topa, mermiye gidiyor. Bu ortamda işsizlik çözülür mü?” diyor.

HÜKÜMET DEĞİL SENDİKALAR DOĞRU SÖYLÜYOR

Yılmaz Tanış da 5 aydır işsiz. Çalıştığı yufka fabrikası kapanmış. “Börekçiyim. İş buluyorsun ama yetmiyor. Hele bir de krediyle ev alınca” diye dert yanıyor. Ayaküstü en asgarisinden bir hesap yapıyor: “1500’den fazla kredi ödüyorum. İki çocuk var okuyor. Onların masrafları, mutfak, faturalar derken en az 4 bin lira lazım ki bizi kurtarsın.” Daha önce de iki iş yaptığını söylüyor: “Günde 15 saat çalışıyordum. Biraz birikim yaptım o sürede, şimdi onunla geçinmeye çalışıyoruz.” Tanış çocuklarının geleceği için de endişeleniyor. Ayrılırken işsizlik oranını soruyor. “Hükümet yüzde 11, sendikalar yüzde 18 diyor” deyince, duraksamadan “Sendikalar doğru söylüyor” diyor.

Mustafa Yakan da 50 yaşında. 23 yıldır çalıştığı depo kapanmış: “Şimdi işsizlik maaşı için başvurmaya geldim. O bittikten sonra iş başvurusu yapacağım. Kiralar olmuş 1000 lira. İnsanlar işe giriyor ama asgari ücretle geçinemiyor ki. Sonra o işten ayrılmak zorunda kalıyor. İşsizlik sürekli var.”

işkur
TUİK’in son açıkladığı verilere göre işsizlik oranı yüzde 10.3. Ancak DİSK-AR, TÜİK’in dar tanımlı işsizlik hesabı yaptığını belirtiyor. DİSK geniş tanımlı işsizliğin yüzde 18.3 olduğunu söylüyor. İşsiz vatandaşlar ise iş bulma umuduyla İŞKUR şubeleri önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. 

RESMİ İŞSİZLİK RAKAMLARI ÇİFT HANEDE

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerine göre Türkiye genelinde işsizlik, 2017’nin ekim, kasım ve aralık aylarını kapsayan son çeyrekte yüzde 10.3 ile çift haneli düzeyde kaldı.

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 440 bin kişi azalarak 3 milyon 275 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.8 puanlık azalış ile yüzde 10.3 olurken, bir önceki döneme göre değişmedi.

Tarım dışı işsizlik oranı da, yıllık bazda 2.1 puanlık azalış ile yüzde 12.2 olarak belirlendi.

Yıllık bazda, genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3.3 puanlık azalış ile yüzde 19.3’e gerilerken, 15-64 yaş grubunda bu oran 1.8 puanlık azalış ile yüzde 10.5’e indi.

DİSK-AR: GERÇEK İŞSİZ SAYISI 6.1 MİLYON

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesinin (DİSK-AR) 15 Mart 2018’de paylaştığı veriler ise TÜİK’in rakamlarından farklı. DİSK-AR, klasik dar tanım kapsamında yer alan işsizler yanında, iş bulma ümidini kaybeden işsizleri, iş aramayan ancak çalışmaya hazır olan işsizleri, mevsimlik ve zamana bağlı eksik çalışanları kapsayan geniş tanımlığı işsizlik verileriyle rapor hazırlıyor. DİSK-AR’ın araştırmasına göre:

♦ İşsizlik çift hanelerden düşmüyor. TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) işsizlik   yüzde 10.3 olarak gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsiz sayısı ise 3 milyon 162 bin kişi oldu. Geniş tanımlı işsiz sayısı aralık 2017’de 6 milyon 190 bin olarak gerçekleşirken, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 18.3 oldu. İş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı 1 milyon 677 bine yükselirken, 656 bin işsiz ise iş bulma ümidini kaybetmiş durumda.

♦ Aralık 2017 verilerine göre geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 27 olarak hesaplandı. Diğer kadın işsizlik türleri de yüksekliğini koruyor. Kadın işsizliği yüzde 13.1, tarım dışı kadın işsizliği 16.8, genç işsizliği 19.2, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23.1, kentsel genç kadın işsizliği ise yüzde 28.4 olarak gerçekleşti. Kadın işsizliği kategorilerinde en yüksek işsizlik türü kentsel kadınlarda gerçekleşti.

♦ Öte yandan genç işsizliği kategorileri de vahameti koruyor. Genç işsizlik oranı yüzde 19.2 olarak açıklandı. Ne eğitimde ne de istihdam da olan gençlerin oranı ise yüzde 23.1 olarak gerçekleşti. Bu grup 15-29 yaş grubu için hesaplanıyor ve hiçbir şekilde eğitimi mesleki ve istihdam içinde yer almayanları ifade ediyor.

DİSK-AR’IN ÖNERİLERİ

DİSK-AR raporunda işsizliğin azaltılması ve istihdamda kalıcı ve güvenceli artış sağlanması için önerilerini de sunuyor:

♦ İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz iş gücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.

♦ “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37.5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir. 

♦ İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır. 

♦ Güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmeli, tüm taşeron işçilere kadro verilmelidir. Kamu taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalıdır.

♦ Kiralık İşçilik Yasası (6715) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmelidir.

♦ Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

♦ Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için iş gücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım hizmetleri devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Mart 2018 05:29
www.evrensel.net