Newroz yarının çocuklarına armağan olsun

Newroz yarının çocuklarına armağan olsun

Yazar Veysi Ülgen, çocukluk yıllarından bugüne tanıklık ettiği Newroz kutlamalarını kaleme aldı.

Veysi ÜLGEN
Hekim-Yazar

Çocukluluğumuzun Newrozu rengarenk, cıvıl cıvıl, gökkuşaklı baharın müjdecisiydi. Karların erimesiyle önce kardelenler açıyor sonra çiğdemler kırları süslüyordu. Ucunu sivrilttiğimiz ağaç dallarıyla toprağı kazarak çıkardığımız çiğdemlerin bir kısmını halka yapıp boynumuza asarken kalan kısmının soğanlarını çocukça gülüşlerimiz eşliğinde yerdik. Kar, yağmur, rüzgardan sonra, Newroz masmavi gökyüzünde gökkuşağıyla gelirdi.  

Biz çocuklar için Newroz çiçek, güneş, yeşil ve gökkuşağı demekti. 

Sonra büyüdük ve bir Newroz gecesi, dağları ateşlerle bezenmiş olarak karşıladık. O gece adeta yıldızlar yere inivermişti. Ertesi gün o ateşi devrimci ağabeylerimizin yaktığını öğrenmiştik.

Böylece bahar çiçekleriyle özdeşleştirdiğimiz Newroz’un ateşle kutlandığını öğrendik. Yine çocukken kulaklarımızı dikerek dinlediğimiz masallarda Demirci Kawa’nın zalim hükümdar Dehak’ı öldürdükten sonra dağda ateş yakıp halkına haberi müjdelediğini, bu nedenle her Newroz’da ateş yakıldığını öğrendik. Kırlarda oynaşmalar, gülüşler, çiçekler, güneş, gökkuşağı derken Newroz ateşini de öğreniyorduk. 

Sonra bir sabah sokaklarda askerleri gördük ve o toprak damlı evlerimizden çıkamadık. Newroz ateşi yakan ağabeylerimizin evleri askerlerce basılıp, sıkıyönetim cezaevlerine atılırken anlamıştık çocukluğumuzun çiçekli, güneşli, gökkuşaklı Newrozu’nun artık geride kaldığını. 

OKULDAKİ SIRAMIZA YAZDIK

Newroz sevincimiz kursağımızda kalmış, dileklerimiz boğazımızda düğümlenmişti. İçimizdeki hasretle 21 Mart’larda ders sıralarına tükenmez kalemlerle ‘Newroz' yazıyor, ispiyoncu sıra arkadaşlarımızın marifetiyle okulun disiplin kurullarını boyluyor, karakolda kafamıza sıfır makine vuruluyor, dazlak kafalarla teşhir ediliyor, büyüklerin tokatları ve ‘nasihat’larına maruz kalıyorduk. Newroz’u kutlamanın artık öyle kolay olmayacağını, ateşten gömlek olduğunu bize kararlıca hatırlatıyorlardı.

Ve Newroz artık yasaktı. Newroz’u 12 Eylül darbesinin sessizliğinde sırra kadem basmış, boynumuz bükülü unutmaya çalışıyorduk. Sonra Newroz’un Diyarbakır zindanlarında ateş ve ölümle kucaklaştığını, cezaevinde zulme başkaldırının günü ilan edildiğini öğrendik fısıltı gazetelerinden. Bükülü boynumuz dikleşti. Çocukluğumuzun Newrozu baskılara karşı mücadelenin simgesine doğru yelken açıyordu. 

Dışarıda Newroz hâlâ yasaktı. Üniversite gençliğimizde 12 Eylül’ün ruh halini atlatmaya çalışırken 1988 yılı ile Newroz’u halaylarla başımız dik selamlıyorduk. Newroz ateşi hâlâ yanmıyordu ama 1989’da üniversite kampüsünde halayımız daha da genişledi, türkülerimiz, özgürlük sloganlarına karıştı. Kutlamanın ardından gözaltılar, işkenceler ve tutuklanmalar ile tanıştık.  

Yoğunlaşan çatışmalar, insansızlaştırılan bölgeler, yakılan köyler, faili meçhuller artarken halk sokağa iniyordu. ‘Serhıldan’ adını verdikleri sokağa çıkma eylemleri, Newroz’u da yeniden kitlelerle buluşturuyordu. 1991 ve 1992 Newroz'u Botan bölgesinde kimi yerleşim yerlerinde kitlesel kutlamalarla birlikte ölümlere sahne oluyordu. İnsanlar Newroz’da kurşunlanıyor, yaralanıyor ve ölüyordu.  

Newroz, bir sonraki yıl halkın her kesiminden daha güçlü katılımlarla daha da büyüyordu. Newroz Kürt sorununa çözümün, barış ve demokrasi mücadelesinin kitlesel ifadesiydi. Halk baskılara rağmen alanlarda ateş yakıyor, barış ve özgürlük talebini haykırıyordu. 

MÜCADELE KAZANDIRDI

Mücadele kazandırmış, Newroz artık kabul edilen bir gün olmuştu. Bir yandan zulme karşı mücadelenin sembolü olan Newroz’u zerdüştlükle özdeşleştirme siyaseti sürgit devam ederken birdenbire devlet Nevruz’u keşfediyor, resmi olarak kutluyor, yumurta kırıyor ve ateş üzerinden atlıyordu.  

Yeni bin yıla girerken Newroz yasaklara, baskılara, engellemelere rağmen hiç bir yıl aksamadan halk tarafından sahiplenerek kutlanıyordu. Tek taraflı ateşkesler sürecinde Newroz yakaladığı kitlesellikle artık geri dönülmez bir geleneğin adıydı. 

Adına çözüm süreci denen dönemde ‘İzinli Newrozlar’ dönemi başlıyordu. Diyarbakır gibi Bölge’nin her tarafında izinli Newrozlar kitlesel bir şekilde kutlanıyordu. Artık ölümler geride kalmıştı. Bu kutlamaların sembolik olanı ve en kitleseli Diyarbakır Newrozu’ydu. 

Sezen Aksu ile başlayan popüler sanatçı kutlamalı Newroz’lar Mahsun Kırmızıgül ile zirveye ulaşıyordu. Sonrasında tepkiler üzerine popüler sanatçı katılımlı Newrozlar yerini yeniden Kürt sorununun barışçıl çözümü ve demokrasi mücadelesine bırakıyordu. Kürt sorununun çözüm evrelerinde adına ‘açılım’ denen süreçler en güçlü kitlesel desteği Newrozlarda alıyordu. 

FUAR ALANI YETMEZ OLMUŞTU

Artık Fuar alanı Newroz’a yetmiyordu. Ve Newroz adlı özel bir kutlama alanı yapılarak tarih her yıl yüz binlerin katıldığı bir kutlamaya tanıklık ediyordu. 

Newroz baharın gelişi, zulme karşı başkaldırı günü, işçi, emekçinin kurtuluşu, barış ve demokrasi mücadelesi derken Ortadoğu’da kapitalizmin şafağını kaçırmış bir ulusun ortaya çıkmasına vesile oluyordu. 

“Açılım”ın sona ermesiyle başlayan çatışmalar sürecinde Newroz yasakları tekrar gündeme geliyor ve 2012 Newrozu 1990’lı yıllardaki gibi yasaklanıyordu. Ancak halk bu yasağa aldırmıyor, engellemelere rağmen alana inatla akıyor, barikatlar kaldırılıyordu. Kimsenin burnu kanamadan Newroz kaldığı yerden devam ediyordu. 2012 Newrozu artık yasakların da geride kaldığını net olarak gösteriyordu. 

2013 Newrozu’nda Abdullah Öcalan’ın cezaevinden gönderdiği ve çözüm sürecinde önemli bir adımı ifade eden mesajı okunuyordu. Yine bu Newroz’a bir milyonun üzerinde her yaştan, her cinsten ve her ulustan insan katılarak görkemli tarihi bir Newroz kutlandı. 

Newroz’larda rengarenk elbiseleriyle cıvıl cıvıl çocuklar şakıyor, kan ve gözyaşı yerine, geçmişin acılarını bağrına basan yaşlıların sevinçleri alıyordu. 

Ve çözüm sürecinde her yıl artarak devam eden kutlamalar milyonlar için barış ve umudun adı oluyordu. 

Ve barış şiarları ile süregiden Newroz alanındaki barışçıl kutlamalar çözüm sürecinin bitmesiyle yeniden ölümle tanışıyordu. 2017 Newrozu’na yine 1990’lı yıllar gibi kan karışıyor, bir genç, Kemal Kurkut Newroz’un erken saatlerinde alana girmeye çalışırken, yine arama noktasında kurşunlanarak hayatını kaybediyordu.  

2018 Newroz'u yarının çocuklarına kandan ve ölümden uzak, barış içinde, coşku ve sevgi dolu bir yaşam bırakmak için yine coşku ile kutlanacak; rengarenk, cıvıl cıvıl ve baharın müjdecisi olacak daha nice günler için...

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Mart 2018 02:48
www.evrensel.net
ETİKETLER NewrozVeysi Ülgen