‘Sessizliğin Kardeşleri’ İzmir'de ilk gösterimini gerçekleştirdi

‘Sessizliğin Kardeşleri’ İzmir'de ilk gösterimini gerçekleştirdi

Taylan Mintaş'ın belgesel filmi Sessizliğin Kardeşleri/ Birayên Bêdêngiyê İzmir'de ilk gösterimini gerçekleştirdi. Mintaş'la sinema üzerine konuştuk.

Dilek OMAKLILAR
İzmir

Taylan Mintaş'ın ilk belgesel filmi olan ‘Sessizliğin Kardeşleri’ İzmir’de seyirciyle buluştu. Yapımcılığını Erol Mintaş’ın üstlendiği film, yönetmenin yıllar sonra gittiği Kars’ın Susuz ilçesine bağlı köyünde karşılaştığı kuzenleri Toso ve Çao’nun hikayesini konu alıyor. Birbirinden farklı iki kardeş Toso ve Çao'yu ortaklaştıran sadece sağır ve dilsiz olmaları değil, kendilerine özgü işaret dillerinin olması. Bu işaret dilini bütün köylünün kullanabilmesi ise, köyde 3. bir dil yaratıldığını gösteriyor. Belgesel film, iki kardeşle birlikte köy yaşamını, insan ilişkilerini ve zorlu koşullarda güçlü kadınların hikayesini de anlatıyor.

'KONTENJAN SINIRI ÖNEMLİ BİR KONU'

Yoğun ilgi çeken belgesel film gösteriminden sonra Yönetmen Taylan Mintaş ile kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Bu tarz filmlerin sinemalarda gösterim bulabilme sıkıntısına değinen Mintaş, “Biz ilk başta, Ankara, İstanbul ve Diyarbakır’daki üç salonda gösterime girebildik. Diyarbakır’daki salon, merkeze uzak olduğu için insanlar gidemiyor tabii. Genelde artık alışveriş merkezlerine gidiyor insanlar. Böylesi bir kitle oluştu. Bir aksiyon filmi ya da komedi filmi için daha çok tercih ediliyor sinemalar. Art house filmler çok gösterim şansı bulamıyor. Hem zaman açısından hem de kitle açısından fırsat verilmiyor. Sinemalarda verilen kontenjanlar da çok sıkıntılı ki bu kontenjan sınırına Bakanlığın el atması gerektiğini düşünüyorum. Sinema filmlerinin belli başlı salonlarda ve belli seanslarda gösterilmesi lazım. Hatta filmler gösterimdeyken, o haftalarda ana akım sinemaların daha az gösterimde olması gerekir” dedi.

Filmlerin özellikle gençler tarafından tercih edilmesi gerektiğinin önemli olduğunu vurgulayan Mintaş, “Festival filmlerini gençler izledikçe ileride oluşacak kitleyi de belirleyen onlar olacaktır. Örneğin İstanbul Film Festivalinde öğrenciler için 1 TL’lik biletlerin olması önemli bir adımdır” şeklinde konuştu.

‘DERDİMİ ANLATABİLECEĞİM ALANDA ÜRETİYORUM’

Mintaş, kendi sanat çalışmaları ve Kürt sinemasına ilişkin ise şu yorumlarda bulundu: “Kendimi sinemacı olarak görmüyorum. Video işi, resim ve heykel de yapıyorum. Derdimi hangi sanat alanında anlatabileceksem o alanda üretim yapmaya çalışıyorum. Sessizliğin Kardeşleri de böyle oldu. Bundan sonra da sinemada eğer gerçekten derdim varsa böyle anlatırım diye düşünmekteyim. Politik anlamda da baktığımızda özellikle 2000 sonrası genç Kürt yönetmenler çıktı ve hem Türkiye sinemasını hem de Kürt sinemasını çok iyi festivallerde temsil ettiler. Ama Kürt sineması için  dikkatimi çeken bütün hikayelerin son 30 yılın yıkımına sıkıştırılmış olması. Oysa bu topraklarda, bu toplumun hikayeleri, destanları var. Bir taşın altını kaldırıyorsunuz bin hikaye çıkıyor. Neden sadece belli bir dönem üzerine yoğunlaşıyoruz. Onların dilinde onların yaşamında bir hikaye yaptıktan sonra, zaten o kültürün bütün değerlerine uygun bir şey yaptığında evrenselleşirsin.”

Son Düzenlenme Tarihi: 19 Mart 2018 15:04
www.evrensel.net
ETİKETLER Taylan Mintaş