Aysel Tuğluk'a 10 yıl hapis cezası

Aysel Tuğluk'a 10 yıl hapis cezası

HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk'a, ‘örgüt üyeliğinden’ 10 yıl hapis cezası verildi. Tuğluk’un tutukluğunun devamına karar verildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı ve milletvekili Aysel Tuğluk'a, ‘örgüt üyeliğinden’ 10 yıl hapis cezası verildi. Mahkeme, Tuğluk'un tutukluluğunun devamına karar verdi. 

HDP önceki dönem Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un tutuklu yargılandığı davanın 3'üncü duruşması Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya  HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konce, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Ağrı Belediye Eşbaşkanı Sırrı Sakık ve çok sayıda partili katıldı. 
 
Duruşmada ilk olarak konuşan savcı bir önceki duruşmada açıkladığı mütalaayı tekrarlayarak Tuğluk’un “Örgüt üyeliği” ve “Örgüt yöneticiliği” iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti. 
 
Savcının mütalaasını okumasının ardından savunma yapan Aysel Tuğluk, “Dava iktidarın toplumsal muhalefete, sivil toplum örgütlerine dönük baskılama politikasının yargı eliyle devamı niteliğindedir. 2009 yılında başlatılan Kürt siyasetçilerinin yargı eliyle susturulmasının devamıdır. KCK adı altında operasyonları yapan emniyet görevlileri, savcılar, hakimler şuan da FETÖ üyesi olmaktan yargılanmaktadır. FETÖ ile mücadele ettiğini iddia eden iktidar FETÖ’nün hazırladığı kumpas davalarını devam ettirerek, Kürt siyasetçilere demokratik muhalefeti baskılama unsurunu devam ettirmektedir. Balyoz, Ergenekon gibi dosyaları düşürenler KCK davalarını düşürmek bir yana yeni dosyalarla Kürt siyasetçiler baskılanmaktadır. Mesele Kürtler olunca gerisi teferruattır" dedi. 

'BAĞIMSIZ VE ADİL YARGILMA SÖZ KONUSU DEĞİL'

Türkiye'de yargı bağımsızlığının kalmadığını, yasama, yürütme ve yargı arasındaki ayrılık  ilkelerin ortadan kaldırıldığını belirten Tuğluk, bütün yetkilerin tek elde toplandığı bir durumda bağımsız ve adil bir yargılamadan söz etmenin mümkün olmadığını belirtti
 
Mahkeme heyetinin hızlıca ceza vererek dosyayı kapatmak istediğini söyleyen Tuğluk, “Bugüne kadar lehime olan kararların araştırılması, lehime olan delillerin dosyaya konulması hususundaki hiçbir talebimiz kabul edilmemiştir. Bu talepler heyetinizce dosyayı uzatmak istediğimize şekline yorumlanmıştır. Öyle bir acele edilmiş ki ilk duruşmada dosya mütalaa için savcılığa verilmiştir. Adil  yargılanma ilkesi ihlal edilmiştir" diye konuştu. 

'BU YARGILAMA İLE HUKUK DEVLETİ ORTADAN KALKMIŞTIR'

Kendi şahsında Kürt halkının demokrasi ve özgürlük talepleri ile toplumun örgütlenme hakkının yargılandığına değinen Tuğluk, "Demokratik ve hukuk devletin de düşünce ve ifade özgürlüğü, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin iktidar baskısı olmadan ulusal ve uluslararası alanda Anayasal güvence altına alınmasıdır. Bu yargılama ile hukuk devleti ortadan kaldırılmakta, biat etmeyen, muhalefet eden herkes soruşturmaya uğramakta, toplum örgütsüz bırakılmaya çalışılmaktadır" dedi. 

‘DTK İLLEGALİZE BİR YAPILANMA DEĞİLDİR’

Dava konusu olan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) 2007’de kurulduğunu ve bugüne kadar da bütün çalışmalarını kamuoyuna açık bir şekilde sürdürdüğünü vurgulayan Tuğluk, şöyle devam etti: “DTK illegal bir yapılanma değildir. Hiçbir söyleminde şiddet çağrısı yoktur. DTK’nin genel amacı Kürt sorunun barışçıl şekilde çözümünü esas almaktadır. DTK yasaldır, DTK’yi kriminalize etmek Kürt halkının siyaset yapmasına, Kürtlerin sosyal, ekonomik, kültürel ve kimlik sorunlarına ilişkin çalışmaları engellemekten başka bir şey değildir. Kürtleri hapsetmek için bir gerekçeye ihtiyaç vardı. Bu da DTK’yi illegalize etmekle ortaya kondu. Aksi takdirde 11 yıldır kesintisiz ve aktif çalışma yürüten bir sivil toplum kuruluşunun biranda KCK’nin Türkiye yapılanması olarak gösterilmesinin başka bir izahı yoktur. Sizler de biliyorsunuz ki, burada asıl mesele Kürt sorunudur. Ben iki dönem milletvekilliği yaptım. DTP’nin kapatılması ve siyaset yasağı ardından 2010 yılının sonunda DTK’nin eşbaşkanlık görevini sayın Ahmet Türk ile birlikte üstlendim. Siyasal çalışmalarımın her döneminde Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü ve Türkiye’nin  demokratikleşmesi için mücadele ettim. Halende buna devam ediyorum. Kürt halkının eşitlik ve özgürlük sorunu çözülmeden, Türkiye gerçek anlamda demokratikleşmeyecek ve kalıcı bir barış olmayacaktır. Biz siyasetçilerin en temel görevi toplumun sorunlarını dile getirmektir. Burada dava konusu yapılan Demokratik Özerklik Modeli, sadece Kürtlerin sorunlarına değil Türkiye’de yaşayan bütün halkların sorunlarına çözüm olma halkın yerelden siyasete katılmasını esas alır. Halkların, inançların özgürlüğünü esas alarak bir arada ve demokrasi içinde yaşamının projesidir. En son yapılan seçimlerde HDP’ye verilen 6 milyon oyla da bunun etki alanı çoktur. Her siyasal partinin, grubun veya sivil toplum örgütünün, ülkenin sorunlarına ilişkin projeleri vardı ve olmalıdır. Demokratik toplumun gereği de budur. Bu projenin dava konusu olması aslında Türkiye’nin demokrasisinin sorgulanmasıdır."

'KÜRT SORUNUN BARIŞÇIL ÇÖZÜMÜNE BİR ÇABADIR'

DTK döneminde yapılan Özerklik Çalıştayı’nın suç olarak gösterilmesine tepki gösteren Tuğluk, toplantıda özerklik modeline ilişkin çok boyutlu bir tartışma yaşandığını ve sonucun kamuoyu ile paylaşıldığını belirtti. 
 
Demokratik Özerklik’in HDP’nin tüzüğünde yer aldığını ve modelin sadece Kürtlerle ilgili olmadığını söyleyen Tuğluk, “Tüm Türkiye coğrafyası için önerdiğimiz çözüm modelidir. Etnik sorunların olduğu birçok ülkede bu uygulanmıştır. Sonuç vermiş bu modellerden de yararlanarak, kendi modelimizi de yaratabiliriz dedik. İddia makamının özerklik modelini ülkeyi bölme şeklinde adlandırması gerçeği yansıtmamaktadır. Aksine Türkiye’de çok büyük acılara yol açan ve Türkiye’nin en temel sorunu olan Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne dair bir çabadır. Bu çabaya değer verilmesi gerekir.  Üzerinde bir tartışma yürütülmesini  beklerken, en demokratik talebin suç olarak siyasi baskı aracı olarak kullanılması akla ziyandır” diye ifade etti.
 
İmralı ile yapılan görüşme döneminde sivil toplum çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılması yönünde çalışmalar yürütüldüğünü hatırlatan Tuğluk, demokratik toplum olmanın en temel ilkesinin sivil toplumun kendini ifade, örgütlenme olduğunu ve bunun Anayasa tarafından güvence altına alındığını söyledi. 
 
Demokratik özerkliği savunmanın savaş yerine barışçıl yöntemlerle sonuca varma arayışının taktir edilmesi gereken bir anlayış olduğunu belirten Tuğluk, “Kürt sorunun demokratik ve barışçıl olarak çözülmesi, siyasal, kültürel, ekonomik ve dil sorunun yerellerde halkın katılımıyla çözülmesini amaçlayan bu model sadece bizim önerdiğimiz mücadele ettiğimiz bir  model değildir. Bir yönetim modelidir. Dünyanın birçok yerinde uygulanmaktadır" dedi. 

'DTK ANAYASA KOMİSYONUNDA DİNLENDİ'

DTK'nin faaliyetlerinin kamuoyunun denetimine açık olduğunu ifade eden Tuğluk, 2012’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun Türkiye’nin birçok bölgesinde toplantılar yaptığını belirterek, “DTK’de Anayasa Komisyonu’nda dinlendi. TBMM kayıtları var. Başlık DTK, Anaysa konusunda görüş ve taleplerinize başvurulması demokratik halkların gerekliliğidir Sayın Cemil Çiçek tarafından verildi. Ahmet Türk, Nurhayat Altun, talepleri sundular. DTK o dönemde 6 sayfalık önerisi içinde Demokratik Özerklik modelini sunduğunu söyledi. Gizli saklı yapılan bir şey yok. Yapılan çalışmalar TBMM’ye kadar götürülmüştür. DTK demokratik özerklik çalıştayını kitap haline getirip, 550 milletvekiline göndermiştir. Kürt sorunun demokratik bilinciyle çözümler üretmektedir. Farklı kimlik ve kültürlerinin özgünlükleriyle, kadın erkek eşitliğini esas alan, toplumsal barışı esas alan bir kurumdur. Toplumsal barışı esas alan siyasal ve toplumsal çalışmalar yürüten bir kuruluştur" şeklinde konuştu.

'İDDİANAMEYE OLMAYAN ORGANLAR EKLENMİŞ'

Milletvekili olduğu dönemde hukuksuz bir şekilde dinlendiğini vurgulayan Tuğluk, bu dinleme kayıtlarının dosyadan çıkarılması gerektiğini ifade ederek şöyle devam "Bu yetki hiçbir emniyet ve mahkemeye verilmemiştir. Şahsıma dair iddialarda yer alan  eylem ve etkinlikler yasal hakkımı kullanma çerçevesinde yasal ve meşrudur. Şiddet içermeyen yazılı ve sözlü açıklamalarımdan ibarettir. Toplumsal barışın inşası  için yaptığım çalışma ve tartışmalardır. Mütaalaya ve iddianameye DTK’de olmayan organlar eklenmiş. 20 kişilik çalışmada 5 kişilik bir sözcülükten oluşuyor. Devlete rağmen kendimize göre bir model hayata geçirme çalışmamız yok. En nihayetinde bir çözüm olacak ise devlet ile yapılacak bir diyalog, bir müzakere ile hayata geçirilebilir. Böyle bir yaklaşım, anlayışın neresi yasadışıdır. DTK’ye haksızlık yapılıyor. Demokratik özerkliği savunmak ve çalışma yürütmek suç değildir. Diyarbakır Savcılığı’nın hazırladığı iddianame FETÖ’cülerin yaptığı dinlemelerdir."

'YARGIDAN ÖNCE KARAR VEREN BİR İKTİDAR VAR'

İddianamenin siyasi saiklerle hazırlandığını belirten Tuğluk, iddianamenin ülkedeki hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini aktardı. Tuğluk, " Savcıdan önce davayı açan, yargıdan önce karar veren bir iktidar ile karşı karşıyayız. Yasama yolunu elinde tutmasına rağmen bu akla ahlaka zarar yasaları değiştirmediği gibi üstünde KHK’lerle yargılama süreçlerimizi yöneten bu iktidarın basıncı altında adil yargılanma beklemek zor" dedi.

'BU DAVA TÜRKİYE SİYASİ TARİHİNE KARA BİR ÇENTİK OLARAK GİRDİ'

Tuğluk, savunmasında son olarak şunları söyledi: " Çözümün sağlanması, kanın durması için yapılan görüşmeler suç değildir. Asıl suç bu yoldan dönmek ve kendisinin dışında yürüyenlere tuzak kurmak, hapsetmektir ve cezalandırmaktadır.  Yargı buna alet olmamalıdır. Yargılamada ceza kesmesi noktasında acele ediyor. Suçluluğumu ispata çalışırken, yargılama kriterleri ihlal edilerek, delil inceleme hususu kabul edilmedi. Adil yargılama incelemedi. Örgüt yöneticisi olduğum iddia edilirken, internetten talimat alan bir yönetici olur mu? bu akla mantığa sığar mı? İddia makamının telefonuma nereden geldiği bilmeyen bir mesajın suç olarak yansıması da delil bulmakta ne kadar zorlandığının göstergesidir. Karar verme adil mi değil mi siz belirleyeceksiniz? Bu dava Türkiye siyasi tarihine kara çentik olarak girdi. Yargıya girmesin."
 
Tuğluk'un savunmasından sonra mahkeme kararını açıkladı. Tuğluk'a, "örgüt üyeliğinden" 10 yıl hapis cezası veren mahkeme, Tuğluk'un tutukluluğunun devamına karar verdi. (Ankara/MA) 
 

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Mart 2018 16:28
www.evrensel.net
ETİKETLER Aysel TuğlukHDP