Birbirini tamamlayan iki muhalif sözcük: Teq û Req

Birbirini tamamlayan iki muhalif sözcük: Teq û Req

Kürtçe rock grubu Teq û Req, ‘Keftûleft’ albümüyle müzikseverlerin karşısında. Türkçe’si didinme ve çabalama anlamına gelen ‘Keftûleft’ albümü Kom Müzik imzası taşıyor.Anadillerinde rock müzik yapma isteğiyle yola çıkan grup yeni albümlerinde Kürt edeb

Şerif Karataş

Anadillerinde rock müzik yapma isteğiyle yola çıkan grup yeni albümlerinde Kürt edebiyatından ürünlerin yanı sıra kendi bestelerini de yer veriyor. ‘Keftûleft’te Hardrock ve blues dokularıyla Kürt gerçekliği dile getiriliyor.

Teq û Req, blues müziğinin ortaya çıkışıyla süreciyle Kürtlerin yaşadıkları arasındaki paralelliklere dikkat çekiyor. Mississipi Nehrinin beslediği büyük pirinç tarlalarının bulunduğu bölgelere yerleştirilen kölelerin ezgilerini taşıyan blues ile Kürt rençperlerin hasat zamanı söyledikleri ‘stranlar’da blues ezgilerinin bulunduğunun altını çiziyor.

Grubun ismi ise Kürtçe’de kullanılan ‘teqûreq’ ikilemini ayırarak oluşuyor.

‘Teq’ kelimesi vurmalı çalgılardan veya silahtan çıkan yansıma bir sözcük iken ‘Req’ ise sert manasına geliyor.

Öncelikle grubun isminden Teq û Req’ten başlayalım, ne anlama geliyor?
Yunus Orak:
Teqûreq Kürtçe’de teq ve req ten oluşan bir ikileme.  Deyim olarak da kullanılır.  Bir kaç anlama geliyor, ilk anlamı ‘gürültü patırtı’; ikinci anlamı ise, ‘idare eder’. Bir Kürtçe eğitmeni olarak da teqûreq ikilemesi üzerinde düşündüm. İkilemeyi oluşturan kelimeleri ayırdım. Teq kelimesi vurmalı çalgılardan veya silahtan çıkan yansıma bir sözcük ki bu biz Kürtlerde bir uyanışı ve başkaldırıyı temsil eder. Nitekim rock müziğin temeli de başkaldırı ve isyandır. Req de sert manasına gelen bir sözcük, yaptığımız müziğin dokusuna uygun. Dahası rock kelimesinin Kürtçe telaffuzu da req’tir. Özetle teq ve req birbirini tamamlayan iki muhalif sözcük ve rastlantı da olsa bize oldukça cazip geldi. Öte yandan ismimizi ilk kez duyanlar da bir sıra dışılıkla karşılaşıp, mütevazı bir tercihte bulunduğumuzu ifade ediyorlar. Çünkü teqûreq ilk bakışta çok ciddi görünmeyen bir isim. Böylesi bir izlenimi oluşturduğu için de ayrıca hoşumuza gitti. Nitekim grupta sadece benle Erdal’ın kalması birimizi teq birimizi de req yaptı.  

Teq û Req grubu nasıl oluştu? İlk albümünüz Keftûleft’ten biraz söz eder misiniz? Albüm fikri ve albüm çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Erdal Dağhan:
Teq û Req grubunu ortaya çıkartan, yabancı dilde icra ettiğim rock müziğini neden anadilim olan Kürtçe ile devam ettirmeyeyim sorusu oldu. 2008’de internet ve sosyal çevre vasıtasıyla başlattığım grup elemanı arayışlarım 2009’un başlarında sonuçlandı. O vakitler İstanbul’da üniversite öğrencisi olan Yunus ile birlikte müzik ve başka meslek alanlarından grubumuza çok sayıda üye katıldı. Ancak her yeni çıkan beste grubunda da olduğu gibi sahneye çıkma şansımız yoktu ve bu da bizi zor duruma koyuyordu. Çünkü grup elemanlarımızın bazıları müzik üzerinden geçimlerini sağladıkları için gerekli karşılığı grubumuzda bulamayınca grup üyelerimizin çoğu bir süre sonra gruptan koptu. Albüm aranje ve kayıt sürecinden bu yana Yunus’ la birlikte grubu sırtladık. Bizler de belirli periyotlarla bir araya gelip prova stüdyolarında çalışmalarımızı alıyorduk. Çalışmalarımızdaki temel amaç kolektif olarak grubun temelini oluşturacak eserler üretmekti. Bu eserler gruba ait olmalıydı ki yeni bir tarzı ortaya çıkartabilelim. Nitekim kendi yazdığımız ve Kürt edebiyatından aldığımız şiirleri besteledikten sonra çıkarttığımız demoların olumlu geri dönüşlerini görünce ilk albümümüz olan Keftûleft’i oluşturmak için kolları sıvadık. Hardrock ve blues dokularını oldukça yaygın bir biçimde kullandığımız Keftûleft’te genel olarak Kürdistan gerçekliğini resmetmeye çalıştık. Öte yandan insanın doğa ve kendisine dair ayrıntılarını da yansıtmaya çalıştık.

Yaptığınız müzik tarzınızı nasıl adlandırıyorsunuz?

Erdal Dağhan:
Amacımız tamamen rock müzik icra etmekti, nitekim ilk çalışmalarımız bu doğrultuda ilerledi. Ancak biz eserlerimizi oluştururken, hep daha farklı ne yapabilirizi aklımızdan çıkarmadık. Bu arayış bizi daha farklı tarzlara doğru götürdü. Blues müziğinin nerden geldiği ile Kürt halkının yaşadığı sorunların bir yerde paralellik göstermesi müziğimize blues ölçülerini kattı. Amerika’ya getirilen ilk köleler, Mississipi Nehrinin beslediği ve büyük pirinç tarlalarının bulunduğu New Orleans ve Memphis bölgelerine yerleştirilmişti. Köleler tarlalarda çalışırken bir yandan da hep bir ağızdan şarki söylüyorlardı. Bu şarkıların sözleri ise özellikle seçilmiş, özgürlüğü, birliği, beraberliği ve ümidi aşılayan, haksızlıkları sorgulayan sözlerdi. Çiftlik sahipleri, bu özgürlük çırpınışlarını bir nebze de olsa engellemek ve köleleri rahatlatmak için Cumartesi geceleri eğlence düzenlemelerine izin verdiler ama bu eğlencelerde söylenen şarkılar özgürlük çığlıklarını daha da alevlendirdi. Böylece ilk blues besteleri ortaya çıkıyordu. Kürtlerin de benzer durumu var. Özellikle tarlalarda hasat zamanında rençperlerin (pale) işlerini yaparken söyledikleri şarkılar (stran) var. Nitekim blues öğelerini andıran ezgiler de mevcut bu stranlarda. Hele ki bu stranları dillendiren palelerin genellikle ağaların(feodalitenin) emrinde çalışması kültürlerimizin içerik ve konu bakımında oldukça benzediğini gösteriyor. Günümüz itibariyle palelik kalmamış ama Kürtler sınıfsal olarak yine en alt kesimde yer alıyor ve en ağır işlerde çalıştırılıyorlar...
Daha önce Kürtçe müzikte blues ölçüleri bazı sanatçılar tarafından kullanılmış. Bu tarzda bir ilki yaptığımızı söyleyemeyiz. Ancak şarkılarımızda bunun bir yama olarak görünmemesine özen gösterdik ve telaffuzları batı formunda değil olabildiğine anlaşılır ve doğal olmasına dikkat ettik.
 
Bundan sonraki müzik yolculuğunuza dair neler söylemek istersiniz?
Yunus Orak
: Bizler her zaman bir arayış içerisinde olacağız, müzikte son durak yok. Hele ki Kürtler içinde bulunduğu toplumsal ve sınıfsal sıkıntılardan ötürü bir çok alanla yeni yeni tanışıyor. Müzik alanında Kürtlerde denenmemiş ve tanışılmamış bir çok tarz var. Keftûleft bizim için deneysel bir çalışmaydı. Bundan sonraki çalışmalarda bu taban üzerinde daha iyi başardığımız tarzlarda derinleşeceğiz. Bununla beraber dünya müziğinden kendimize katacağımız renkleri müziğimize yansıtmaya çalışacağız. Ama öncelikle ortaya koyduğumuz Keftûleft’i dinleyici ile buluşturmak, bunu iyi bir şekilde sahneye taşıma gayreti içerisinde olmak. Bizler Kürt müziğinde yeni arayışlar içerisinde olan bir grup olarak Kürt müziğinin gelişmesine, renklenmesine, evrenselleşmesine dönük bir çaba içerisinde olacağız. Bunun için çalışmak gerekiyor. Sadece albüm yapmak yeterli değil, bu albümü insanlara ulaştırmak, yaymak gerekiyor. Çünkü biz yeni kuşakların kendini aşırı tekrarlayan bir müziğe mahkum bırakılmasını eleştiriyoruz. Elbette bunun karşısında, elitist ve popülist bir pozisyonda yer almadan, yeni kuşaklara bir şeyler bir bırakmanın ve bunu onlara ulaştırmanın gayreti içerisinde olacağız. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net