'Sağlık alanında sorunlara çözümsüzlük sürüyor'

'Sağlık alanında sorunlara çözümsüzlük sürüyor'

Evrensel'e konuşan sağlık emekçileri, sorunlarının hala çözümsüz kaldığını, sağlık sisteminin daha da kötüye gittiğini vurguladı.

Dilek OMAKLILAR
İzmir

14 Mart Tıp Bayramı’nda sağlıkçılar, ücretlerinin ve emeklilik aylıklarının iyileştirilmesi, sağlıkta şiddetin önlenmesi, fiili hizmet zammı yasa değişiklik önerisinin yasalaşması gibi taleplerde bulunurken, görevi başında faili meçhul olarak kaybedilen ya da intihar sonucu yaşamını yitiren sağlık emekçilerini andılar.

Gazetemize 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla değerlendirmede bulunan sağlık emekçileri sorunlarının hala çözümsüz kaldığını, sağlık sisteminde daha da kötüye giden bir süreçten geçildiğini vurguladılar.

Behçet Uz Hastanesinde hemşirelik yapan SES İzmir Şubesi Kadın Sekreteri Semra Doğan “Sağlık alanında yaşanan şiddetin önlenmesi, fiili hizmet zammı, çalıştığımız iş yerlerinde mobinge uğramadan mutlu çalışma, hem çalışırken hem de emeklilikte insanca ücret almak gibi bir çok taleplerimiz var. Bu taleplerimiz aslında yıllardır değişmeyen taleplerimiz. Fakat bunlar var olan iktidar tarafından kabul görmeyip aksine sağlık alanında yaşanan şiddet, meslekler arasındaki eşitsizlik, ücret konusunda dengesizlik, mesailer konusunda da sorunlar devam etmekte” dedi. 

‘YAŞAMIN HER ALANINDA KUŞATILMIŞIZ’

Semra Doğan

Sağlık algısının da oldukça çarpıtıldığını belirten Doğan, “Alternatif sağlık adına yapılan hacamatlar gibi modern tıpla bağdaşmayacak uygulamaların kışkırtılması. Açıkçası yaşamın her alanında kuşatılmışız. Zaten bir insanın mutlu olması, kendisini bedenen, ruhen sağlıklı hissetme hali toplumsal bir sağlık halidir. Aynı zamanda var olan savaşların insan hayatındaki etkileri. Suriye'deki savaş ve oradan yapılan göçlerin, ülkemizdeki bulaşıcı hastalıkları önleme noktasında nereye taşıdığı ortada. Bu bağlamda bütün taleplerimiz sağlık çalışanlarının ortak talepleridir” diyerek bu talepleri gerçekleştirecek bir iktidar ya da bu uygulamaları yapabilecek bir irade beklediklerini ifade etti.

‘ÇOCUKLARIMIZI BIRAKACAK YER BULAMIYORUZ’

Mehtap ER

Tepecik Araştırma Hastanesi'nde ebe olarak çalışan Mehtap Er de nöbet sayılarının fazla oluşuna ve kreş sorununa değindi. Er, “Her gün artan ve çözüm bulunmayan o kadar çok sorunumuz var ki. Çocuklarımızı bırakacak yer bulamıyoruz. Gündüz kreş evleri bile fiyatları o kadar yüksek ki, hastaneye ait olarak geçiyor ama dışarıdakilerle hiçbir farkı olmayan ücretler. Biz nöbetli çalışan anneler, akşam çocuğumuzu bırakacak hiçbir yer bulamıyoruz. Eğer eşinden ayrılmış ya da ailesi ayrı bir memlekette yaşıyorsa çocuklarını başkalarına emanet ederek nöbete gidiyoruz. Böyle bir ortamda bizden iyi bir çalışma, iyi bir performans bekleniyor. Yapılan tüm işlemlerde emek veren biziz diğerleri ise parasına konuyorlar. 14 Mart Tıp Bayramı kutlaması olarak değil, bir kara leke gibi devam eden süreç” dedi.

‘SAĞLIK POPÜLER BİR ÜRÜN OLARAK PAZARLANIP HARCANIYOR’

Murat Bolat

Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Murat Bolat  ise sağlık emekçileri açısından koşulların her geçen gün kötüye gittiğini vurguladı. Bolat,  “Şuanda dillendirilmese de Türkiye'de her sağlık emekçisi, açlık sınırının az üstünde, yoksulluk sınırının altında bir ücretle hayatını idame ettirmek zorunda. Sağlıkta şiddet vaka-ı adiyeden haline geldi. Günde 3 ila 10 arasında sağlıkta şiddet vakası gerçekleşiyor. Buna karşılık ne Sağlık Bakanlığı'nın ne Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bununla ilgili sistemli bir çözüm çabasının olmadığını görüyoruz” diyerek yıllardır bununla ilgili komisyonların kurulduğunu, taslak yasansın hazırlandığını ancak meclisten yasanın çıkmadığını belirtti. “Yasanın Meclisten çıkmaması demek sağlıkta şiddetin yaşandığı yerlerdeki yerel idarecilerin inisiyatifine bu sorunun çözümünü bırakmak demek” diye ifade eden Bolat sağlığın popüler bir ürün olarak pazarlanıp harcandığını belirtti.

‘SAĞLIK DAKİKA İLE ÖLÇÜLEMEZ’

Boran, “Sağlıkçının canı, verdiği hizmetin kalitesinin yükseltilmesi, huzurla çalışması, üretken olabilmesi önemsizleşiyor. Sayın Sağlık Bakanı diyor ki, acil servislerde bekleme süresini 7 dakikaya indireceğiz. Sağlık hele ki muayene ve müdahale dakika ile ölçülemez bir şeydir. Bu bir bankamatik kuyruğunda bekleme düzeyine indirelecek bir şey değildir. Bunun yolu da çok bellidir, çalışanınız huzurla, güvenle ve yarın kaygısını hissettirmeden çalışır vaziyette barındırırsanız bunun karşılığında alacağınız sonuç çok daha verimli olacaktır. Buradan vatandaş memnuniyeti çıkacaktır” şeklinde konuştu. 

Sağlık Bakanlığı'nın AB'nin kriterlerinin dayattığı ölçüm metotlarının dışında, son 5 senedir neredeyse Türkiye sağlık verileri hakkında hiçbir fikrinin olmadığını dile getiren Boran son olarak şunları ekledi,  “Son derece kötüye giden bir süreçteyiz. Bebek ölümlerimiz, anne ölümlerimiz artıyor. Kontrolsüz yurda göç vakalarıyla hem aşılama oranlarımız düşüyor hem de 50'lerde kuruttuğumuz bulaşıcı hastalıkların yeniden depreştiğini ve toplumsal bir sağlık sorunu haline geldiğini görüyoruz. Sağlık denilen alanın hekimliğin temel yasası olan bütüncül bir anlayışla incelenmesi ve bu konuda masanın etrafındaki diğer bileşenlerle oturup önyargısız bir şekilde konuşularak çözüm üretilmesiyle mümkündür
 

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Mart 2018 12:55
www.evrensel.net