ABD egemenleri neyin kavgasını veriyor?

ABD egemenleri neyin kavgasını veriyor?

Donald Trump hakkındaki soruşturmalarla görünür olan ABD yönetici sınıfının iç çekişmelerini ABD’li Akademisyen Barry Lituchy ile konuştuk. 

Ekim KILIÇ
New York

ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump’ın adı seçildiği günden bu yana skandallarla anılıyor. Görevden alınması tartışmaları hâlâ açık veya kapalı olarak dile getiriliyor. FBI tarafından Rusya ile ilişkileri inceleniyor. Trump ve ABD egemenleri arasında yaşananları, ABD yönetici sınıfının iç çekişmelerini Medgar Evers Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Barry Lituchy ile konuştuk. Lituchy, Trump’ın ABD yönetici sınıfı açısından ‘olağanüstü bir istisna’ olduğunu vurguluyor ancak burjuvazinin kliklerinin belli durumlarda farklılaşan çıkarlarına rağmen tarihsel olarak birleşik olduklarını ve sistemin iktidarı konusunda ortaklaştıklarını da ekliyor.

Amerikan burjuvazisini nasıl gruplandırabiliriz? Hangi klikler mevcuttur?

Amerikan egemen sınıfı, nüfusun en zengin yüzde 1’inden veya daha azından ve iktidar elitlerinden oluşuyor. İktidar elitleri içinde devletin yöneticileri var: Hükümet ve iki partili sistemin siyasetçileri, askeri-sanayi-istihbarat kompleksi ve derin devlet (Bütün hayatları boyunca bu devlet kurumlarında çalışan bürokratlar). Egemen sınıfın bir parçası olan ana akım medya da bunun içinde. Çünkü egemen sınıfın liderlerine ait ve derin devletin ağzıyla konuşur.

Aralarındaki güç ilişkisi nedir?

ABD siyasal sistemi 1787 anayasasında Roma Cumhuriyeti’nde olduğu gibi “cumhuriyet” terimi kullanılarak kodlanan bir oligarşi sistemidir. Anayasa’nın 4. maddesinin 4. fıkrasına göre bir cumhuriyet veya oligarşiden başka ABD’de başka bir hükümet biçiminin bulunamayacağı öngörülüyor. Başka bir deyişle, ABD siyasi sistemini değiştirmeye çalışmak yasa dışı olacaktır. Dolayısıyla, bu ülkedeki en zenginlerin bir devrimden korkmak için hiçbir nedenleri yok. Çünkü anayasa, onların herhangi bir başka sınıfın çıkarları ve isteklerine karşı iktidar üzerindeki kalıcı tekellerini garanti ediyor. Bu durumda, basitçe, yönetici zenginlerin sahip oldukları zenginlikleri siyasi pazar yerinde güç kazanmak için kullanmaları bir gerekliliktir. Onlar politikacıları satın alırlar ve kendi çıkarlarına hizmet eden politikacıların ve lobicilerin çıkarlarıyla kendi çıkarlarını birleştirirler. Egemen sınıf ile devlet arasında bir çatışma yok. Ancak egemen sınıf içinde anlaşmazlıklar var.

Barry Lituchy

20. yüzyıla bakarsak bu kliklerin gelişimi hakkında ne söyleyebiliriz? Birbirlerine karşı argümanları nelerdir?

Her şeyden önce, tarihsel olarak birleşik olduklarını söyleyebilirim. Amerika’daki en zengin 100 kişiye bakarsanız ekonomik çıkarlarının ne olduğunu ve servet kaynaklarını görebilirsiniz. Ana kategoriler; 1-İnternet ve bilgisayar teknolojileri, 2- Finans endüstrileri ve Wall Street, 3-Petrol ve gaz, 4- Gayrimenkul, 5- Medya ve televizyon, 6- Büyük ticaret perakendeciliği, 7-İlaç ve sağlık ve 8- Öncesine göre daha az olmasına rağmen halen güçlü olan imalat sanayisi elitleri. 

Bu grupların en büyük ilgileri serbest ticaret, göç ve vergilerdir. Fakat ekonominin bu çeşitli sektörlerinin çatıştığını söyleyemezsiniz. Bu sektörlerin her birindeki bireyler bazen birbirleriyle çatışmaktadır. Bazı anlaşmazlıklar olmasına rağmen, ABD egemen sınıfları bu konularda büyük ölçüde anlaşmaya varmış durumdadır. Örneğin, ekonominin bazı sektörleri açıkça göç istemiyor. Egemen sınıfın çoğunluğu istiyor, çünkü emeğin fiyatını düşürüyor ve sermayenin daha fazla kâr etmesini sağlıyor. Ancak egemen sınıfın küçük bir kısmı, açık sınırlar ve serbest ticaretin sonucunda düşük yaşam ücreti ile yok olan yaşam standardını gören yerli işçi sınıfıyla yan yana. Temel olarak, egemen sınıfın tüm kesimleri düşük ücretlerden yararlanmaktadır. Bu nedenle serbest ticarete olan gereksinim ve son derece kârlı olan yasa dışı göç dahil olmak üzere göç için açık sınırlar konusunda gerçekten çok az anlaşmazlık vardır. 

Şu andaki sorun, 2016’da seçilen ABD Başkanının hem açık sınırlar hem de serbest ticaret politikalarının karşıtı olması ya da en azından çok destekleyici olmamasıdır. (Trump’ın) Egemen sınıfların gayrimenkul sermayedarları kesiminden geldiği düşünülürse, bu oldukça mantıklı. Çünkü gayrimenkul açık sınırlar ve serbest ticaret politikalarından en az faydalanan sektördür. Gayrimenkul sermayedarları daha yüksek ücretlerden ve yüksek gelirlerden yararlanır. Çünkü bu gayrimenkul için daha fazla tüketici talebi yaratır. 

Gayrimenkul sermayedarları düşük ücretlerden ve düşük gelirlerden pek fazla fayda görmüyorlar. Bu nedenle serbest ticareti ve göçü destekleme ihtimalleri az olan bir grup. Bu, Trump’ın belli tutumları neden aldığını açıklıyor. Ve bu tutumu ABD’deki serbest ticaret ve açık göç nedeniyle zarar gören emekçilerin çıkarlarıyla örtüşüyor. Bu arada Trump, aynı zamanda serbest ticaret ve açık göçle fazla ilgilenilmeyen ve yüksek harcanır gelirlerden yararlanan Sheldon Adelson ve Steve Wynn gibi kumar endüstrisindeki insanlar tarafından desteklendi.

Amerikan egemen sınıflarının klikleri hangi noktalarda ne ölçüde uzlaşırlar? Ve nerede çatışırlar? Ekonominin durumu bu uzlaşmaları ve çatışmaları nasıl etkiliyor?

Onların üzerinde anlaşmaya vardığı ilk konu devletin iktidarıdır: Oligarşinin yerli ve yabancı her düşmana karşı korunmasıdır. Bu, tüm vergilerin yüzde 50’sinden fazlasıyla finanse edilen askeri-endüstriyel-istihbarat kompleksi anlamına geliyor. ABD ordusunun tamamen güçlü olması ve dünyanın her yerindeki üstünlüğüne yönelik tüm olası düşmanları veya güçlükleri yok etmesi ya da zayıflatması gerektiği konusunda herhangi bir görüş ayrılıkları bulunmamaktadır. Ekonomik konularda daha fazla anlaşmazlık var, ancak burada bile sınırlı. Egemen sınıfın yalnızca küçük bir kısmı, ticaretle ve göçle ilgili olarak korumacı politikalar önermektedir. Ancak Trump olağanüstü bir istisnadır. 
Trump’ın vergi planı, insanların sandığı kadar vergileri azaltmadı. Ancak üst sınıfın bazı bölümlerine yardımcı olmak için hazırlandı. Genel olarak Trump vergiler konusunda diğer Cumhuriyetçilerden ve Demokratlardan çok farklı değil. Yüksek vergileri koruyor. Ancak (Eski Başkan) Ronald Reagan’dan bu yana zenginlere uygulanan vergi miktarında kademeli bir azalma gördük ve Trump bunu sürdürdü. ABD egemen sınıfı, zenginlerini daha fazla zenginleştirmek ve onlar dışındaki herkesi zapturapt altında tutmak için vergilerden elde edilen gelirler dahil devletin bütün araçlarını kullanmak konusunda oldukça uzlaşmıştır.

Bu eğilim kapitalist dünya genelinde görülüyor. Ve işçi sınıfları için daha büyük eşitsizlik ve sorunlar yaratıyor. 

En basit tabiriyle iki siyasi parti, egemen sınıfın kollarıdır. Belli konular üzerinde bazı hafif anlaşmazlıklar gösterirler. Ancak çoğunlukla aralarındaki mücadelenin konusu hangi partinin iktidarda olacağıdır. Örneğin, birçok Amerikalı silah kontrolü istiyor olsa da, her iki parti de silah lobisini destekliyor. Her iki taraf da ABD’deki eşitsizliklerin devam etmesi de dahil olmak üzere pek çok konuda uzlaşma içerisinde. ABD’deki gençler giderek daha sosyalist ve antikapitalist fikirler yanlısı oluyor. Fakat iki siyasi parti de bir Bernie Sanders’ın bile iktidara gelmesine izin vermez. 

Dış politika açısından egemen sınıf, yönetmek için iktidar elitlerine ve derin devlete bağlı, ancak Trump büyük bir anlaşmazlık yarattı. Çünkü onun politikaları zengin elitlerin çıkarlarından daha çok derin devletin çıkarlarına karşıdır. Bu nedenle Trump’tan askeri-endüstriyel-istihbarat kompleksinin içerdiği derin devletteki ve hükümet çalışanlarındaki birçokları tarafından nefret ediliyor. ABD’nin Avrupa meselelerine hakimiyeti, Trump’ın NATO’yu Rusya’ya karşı yönlendirmesindeki başarısızlığı yüzünden ciddi şekilde zayıf düştü. 

Bu egemen sınıflar için büyük bir sorun. Çünkü derin devlet, Rusya üzerinde daha fazla askeri ve ekonomik baskı yaparak Avrupa üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma potansiyelini görüyor. Rusya’yı zayıflatarak, ABD’nin Çin’in dış politikasını ABD çıkarlarına karşı manevra kabiliyetini azaltarak Çin’i tehdit edebileceğini veya zayıflatabileceğini düşünüyorlar. Sonuç olarak, Rusya’nın yok edilmesi, dünyayı kontrol etmenin anahtarı olarak görülüyor. ABD dış politikası Trump yüzünden büyük bir karmaşa içinde. 

Derin devlet çıkarlarını yansıtan daha agresif bir Rus karşıtı ve NATO yanlısı dış politika gündemini destekleyerek mücadele ediyorlar. Ana akım medyanın genelinde bunun yansımaları bulunabilir.

ABD yönetimi ile ilgili planları nedir? Tahminleriniz neler?

Bir yıl önce, Trump’ın derin devlete teslim olabileceğini ve dış politikasının değiştirebileceğini düşünüyordum. Fakat (FBI Başkanı) Mueller’in soruşturması, Trump’ı hayatta kalmak için mücadele etmesi gereken bir köşeye sıkıştırmış olduğundan o artık ödün vermeyecektir. Bu politikalardan vazgeçip uzlaşmanın kavga etmekten daha iyi olduğuna karar verebilirler. Ancak bu karar, bu yıl yapılacak ara seçimlerden etkilenecek.

Uzunca bir süredir Trump’ın görevden men edilmesi tartışılıyordu. Sizce Trump’ın görevden men edilmesi mümkün mü? 

Bu çok mümkün, ancak aynı zamanda pek olası değil. Trump yasa dışı bir şey yapmadı. Eğer yapsaydı, şimdiye kadar bunu öğrenirdik. Yani o şu ana kadar görevden alınmış ve yargılanmış olurdu. Ancak yine de yasa dışı bir şey yapmadıklarında bile Amerikan sistemindeki birisini mahkum edebilirsin. Tuzakla bunu yaparsın. Ancak bunun tek yolu, Trump’ın Mueller’den önce tanık olmayı kabul etmesi ya da bunu yapmak zorunda kalmasıdır. Böyle bir şey yapmayı seçmeyeceğini düşünebilirsiniz. Fakat Trump öylesine kibirli ve egoist ki, kendi zekasıyla Mueller’in soruşturmasının üstesinden gelebileceğini düşünebilir. Gerçekten, onu görevden alabilecek tek şey kendi megalomanlığıdır. 

Trump’ın seçimleri kazanmasında Rusya’nın bir payı olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa bu Trump yönetimine içeriden bir hizaya getirme operasyonu mu? 

Rusya’nın 2016 seçimlerine müdahale ettiği propagandasının büyük bir yalan olduğunu anlamak önemli. Trump’ı Rusya’ya karşı daha agresif bir tutum almasına zorlamak için tasarlandı. Trump, ABD’nin Avrupa ve Avrasya’daki gücünü zayıflatıyor. ABD egemen sınıfının NATO’yu Rusya’ya karşı sert tutum alacak ve Avrupa ve Asya’ya hegemonyasını dayatacak bir başkana ihtiyacı var. Trump bunu yapmıyor. Bu yüzden egemen sınıf rahatsız ve derin devlet ise öfkeli. Aynı zamanda, egemen sınıfın ideoloji ve kitle iletişim araçları üzerindeki kontrolü de rahatsız edici.

Demokrat Parti’nin Rus komplosu üzerine yoğunlaşması ve Trump karşıtı eylemlerde Rusfobik biçimler alması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rusya, ABD’nin dış politikasının düşmanıdır. Ancak Trump, Rusya’ya karşı güçlü bir tutum almıyor. Yeni yaptırımları imzalamayı reddetti. Rusya’ya karşı neredeyse hiç harekete geçmedi. Demokratlar sahte Rus komplosuna odaklanarak kamuoyunu kısmen kazandılar. Kabul edelim ki insanlar komplo teorilerine inanıyor ya da seviyorlar. Bazen komplo teorileri daha sahte oldukça daha popüler hale gelirler. ABD’deki ortalama bir emekçi ülke savaşta olmadıkça dış politikayla ilgilenmemesine rağmen bu birçok insanın Trump’a olan güvenini sarsıyor. Rus düşmanılğı, Demokratlar ve derin devlet için normal tutumlardır. ABD egemen sınıfı Rusya’yı, ABD’nin dünyayı hakimiyetindeki en büyük zorluklardan biri olarak görür. Doğrudur. ABD’nin Doğu Avrupa’daki, Ortadoğu’daki (özellikle Suriye’deki) ABD çıkarlarına karşıdırlar. Rusya’nın kendisi de yıkım için bir hedef olarak görülür. ABD egemen sınıfı Rusya’yı parçalamak ve belki yirmi ya da otuz kadar ülke yaratmak istiyor. Yugoslavya’yı hatırlıyor musun? Bu nedenle Rusya  yıkılmadıkça, ABD’deki Rusfobi kampanyasının hiçbir zaman biteceği söylenemez.

Bütün bu çatışmalar dış politikaya nasıl yansıyor? Amerikan egemen sınıfları arasında dış politika doktrinleri açısından herhangi bir bölünme var mı?

Trump, Cumhurbaşkanı olduğu ve Cumhuriyetçiler Senato’yu kontrol ettiği sürece herhangi bir değişiklik olmayacak. Derin devlet Demokratları ile unilateralci Cumhuriyetçiler arasındaki sözlü kavga devam edecektir. Ancak bu yıl ara bir seçim var. Eğer Demokratlar Senato’yu devralırsa, Trump ve onun politikalarının bir kısmının tersine çevrilmesi için üzerinde artan baskı olacak.

Bütün bu politik manevralarda, uzlaşmalarda ve çatışmalarda ekonominin rolü nedir? Amerikan ekonomisi hangi yönde gidiyor?

Amerikan ekonomisi kısmen Trump’ın ekonomi politikaları nedeniyle büyümektedir. Onun korumacı politikaları ücretlerde ve işçilerin gelirlerinde artış yarattı. Mali, ileri teknoloji ve medya sektörleri üzerindeki deregülasyon politikaları borsanın değerini artırdı. Askeri sanayi sektörünü askeri harcamaları arttırarak yatıştırdı. Ve korumacılık politikaları ile ABD hava aracı endüstrisine yardım etmeye çalıştı. Ancak Trump’ın korumacı politikalarının bazılarına muhalefet edildi. Bu arada ABD’li şirketlerin yabancı ülkelerde ucuz emek sömürüsü için yeterinden fazla özgürlüğü var. Ve Trump’ın vergi planı ABD egemen sınıfını zengin ve güçlü yapmaya devam edecek. Ekonomi krizde değil. Fakat işçi sınıfının yaşam standardı ve yaşam kalitesi daha yüksek ücretlere rağmen krizdedir. Egemen sınıfın siyasi partilerinin hiçbiri Amerikan egemen sınıfının tüm insanlığa karşı yürüttüğü eşitsizliğe, adaletsizliğe ve vahşete yönelik uzun veya kısa vadeli çözümlere sahip değildir. Trump’ın muhtemelen enflasyon ve yüksek faiz oranları ile sonuçlanabilecek olan politikaları olsa da, aynı politikalar sonucunda ekonominin devam eden bir büyümesi ve kararlı bir şekilde yükselen ücretler olursa, Trump, artan eşitsizliğe, adaletsizliğe, küresel istikrarsızlığa ve gezegenin tahribine rağmen 2020’de yeniden seçimi kazanabilir. Fakat önümüzdeki birkaç yıl içerisinde enflasyon ve yüksek faiz oranlarını etkisini hissettirmeye başlamasından sonra büyük bir küresel durgunluk yaşanacaktır.

‘ABD, TÜRKİYE’YE İHTİYACI OLDUĞU SÜRECE KÜRT DEVLETİNE İZİN VERMEYECEK’

ABD’nin Türkiye’ye yaklaşımını nasıl görüyorsunuz? Özellikle, Suriye’deki Kürtlerle çelişkili gibi görünüyorlar. 

Türkiye’ye yönelik ABD politikası gerçekten kötü. Ancak Trump Dışişleri Bakanlığının yıllardır yaptıklarını yapmasına izin veriyor. Trump, ABD politikasını Türkiye açısından değiştirmiyor. ABD önce Suriye’de Kürtleri silahlandırarak ve sonra Türkiye’ye Kürtlere Suriye’de saldırmalarına izin vererek bir kez daha Kürtleri her zamanki gibi kötüye kullanıp istismar ve ihanet ediyor. ABD, bölgede Türkiye’nin askeri desteğinin ABD politikası için şart olduğu için hiçbir zaman bir Kürt devletine izin vermeyecek. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’den herhangi bir sınırlama olmaksızın istediği her şeyi yapmasına izin verecek. 

Bu, ABD’nin zayıf bir politikasıdır. ABD’nin Kürtler gibi bir halkı kullanması ve önden onlara destek olduğu sanrısı yaratıp sonrasında onları acı içinde yalnız bırakması çelişkili değildir. Amerikan politikası her zamanki gibi tamamen ilkesiz ve ahlak dışıdır.

‘ABD İŞÇİ SINIFI GİTTİKÇE RADİKALLEŞİYOR’

ABD işçi sınıfı bütün bu politikaların neresinde? 

Bence ABD’deki işçi sınıfı gittikçe daha fazla radikalleşmektedir. Sadece doğu ve batı yakasındaki yabancı uyruklu işçi sınıfı değil, ancak büyük ölçüde ülkenin iç kısmındaki yerli işçi sınıfı da radikalleşmektedir. Geçmişte Cumhuriyetçilere oy vermiş olabilirler. Ancak bugün sosyalistlere veya sosyalizmi andıran bir şeylere oy vermeye hazırdırlar. Trump’ı seçen çoğunlukla ülkenin ortasında yer alan beyaz işçi sınıfıydı. Fakat eğer Bernie Sanders korkakça Demokrat Partiye teslim olmasaydı, o da seçilebilirdi. Onlar kendilerine daha iyi işler, daha iyi ücretler, daha iyi eğitim ve sağlık hizmetleri ve başka yaşam standardı olanakları sözü veren herkese oy vereceklerdir. Bunlar bizim sosyalist politikalar olarak ifade ettiklerimizdir. Ancak bugün ABD solu oldukça zayıf olduğundan kapitalist partiler Trump, ve Sanders gibi sosyalist öneriler yapan politikacıları öne sürmektedir. Tabii eğer bizim ülkemiz sadece işleri bu doğrultuda yönlendirebilecek yetenekli liderleri yaratabilirse ABD’de sosyalizmin canlanması için çok büyük bir potansiyel var. 

Demokratlar ırk meselesini işçi sınıfını beyaz ve siyah işçi sınıfı olarak bölmek için kullanıyor. Benim ilgilendiğim kadarıyla bugün ırkçılığa dair bütün tartışmalar bir saptırmadır. Şunu söyleyebilirim ki yerli olan beyaz ve siyah emekçiler ekonomik ve sosyal meseleler üzerinden düşünceleri ve arzuları bakımından birleşiyorlar. Ve liderlik olsaydı, güçlü bir hareket olarak biçimlenip ortaya çıkabilirlerdi. Fakat bu iki parti sisteminin içerisinden gelmeyecek. Bu hareket ikili parti sisteminin dışından gelmek zorundadır. Eğer bugün Batı Virginia’daki öğretmenler grevine bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. New York şehrine bakmayın. Çünkü New York’a bakarak hiçbir şeyi anlayamazsınız. New York şehrindeki ve iki yakadaki işçi sınıfı Amerikan işçi sınıfını temsil etmiyor. Onlar bu ülkedeki ana çekirdeği işçi sınıfının etrafında, çevresel bir özellik göstermektedir.

POMPEO KARARI İNSAN IRKI VE DÜNYA GEZEGENİ İÇİN KÖTÜ BİR KARAR!

Trump, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’u görevden aldığını duyurdu. CIA direktörü olan Mike Pompeo’yu atayacak. Bu hamle özel olarak Amerikan burjuvazisinin klikleri arasındaki mücadelede ne anlama geliyor?

Tillerson’ı Pompeo’yla değiştirme kararı, Trump için iyi ama insan ırkı ve Dünya gezegeni için kötü bir karardır. Pompeo kesinlikle Tillerson ve Trump’ın bile aşırı sağında. Kuzey Kore ile nükleer savaşa karşı olmayan aşırı bir militaristtir. Kendisi ordudan gelme ve çok zengin olmak için askeri ilişkilerini kullandı. Askeri-sanayi-istihbarat kompleksindeki en kötü ve en açgözlü unsurlara -özellikle silah üreticilerine- yakından bağlıdır. Aynı zamanda Koch kardeşlerin çok iyi bilinen bir piyonudur. Koch kardeşlerin (ABD’nin en zengin ailelerinden biri) ve diğer finansal çıkarlarına olduğu kadar genel olarak petrol ve gaz endüstrileriyle yakından ilişkilidir. Pompeo, muhtemelen Koch kardeşler ve onların aşırı sağcı gündemleriyle dünyadaki diğer politikacılardan çok daha yakından ilişkilidir. Bu hamle Trump’ın elini aşırı sağ ile ve genel olarak egemen sınıfla güçlendirir. Son olarak Pompeo’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iyi bir arkadaşı olacak ve kendisine ve Suudi Arabistan ve İsrail’le ittifaka destek vereceğini de ekleyebilirim. İran ile nükleer anlaşmayı ortadan kaldırmak istiyor. O, tüm dünyayı tehdit eden cahil ve tehlikeli bir adamdır. Fakat ABD’de yönetici elitler arasında oldukça güçlü. 

Bu değişiklikler Trump’ı güçlendirir. Ancak potansiyel olarak dünyayı istikrarsızlaştırabilir. Çünkü Pompeo çok tehlikeli, saldırgan ve aşırıcı bir politikacıdır. 

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Mart 2018 13:29
www.evrensel.net