Hekimlerin Kutup Yıldızı: TTB

Hekimlerin Kutup Yıldızı: TTB

İzmir Dayanışma Akademisi'nden Prof. Dr. Feride Aksu Tanık, Türk Tabipleri Birliği'ni yazdı: Hekimlerin Kutup Yıldızı...

Prof. Dr. Feride Aksu Tanık
İzmir Dayanışma Akademisi

Baskı ve şiddetin egemen olduğu dönemlerde tıbbın ve bilimin güç odakları tarafından araçsallaştırılmaya çalışılmasına da tanık oluruz. Tıpkı Nazi Almanya’sında olduğu gibi.  Nazi Almanya’sında, tutsaklar üzerinde yapılan çalışmalarla, uzun süreli açlığın, soğuğun, yüksek basıncın ve çeşitli işkence tekniklerinin insan bedeni üzerindeki etkilerini araştıran “bilimsel” çalışmalar yürütülür. Bu çalışmaların sunulduğu, tartışıldığı gösterişli “tıp kongreleri” yapılır. Bazı hekimler bu ihlallerin gerçekleştirilmesine bilfiil katkıda bulunurlar ve tıpkı diğer savaş suçluları gibi Nürnberg mahkemelerinde yargılanırlar.

Tıbbın ve bilimsel çalışmaların kötüye kullanılması Nazilerle sınırlı değildir. 1932 yılında ABD’de sifiliz hastalığının doğal seyrini ortaya koymak amacıyla, siyah erkekler üzerinde Tuskegee araştırması diye bilinen bir çalışma başlatılır. Çalışma sürerken, 1947 yılında hastalığın penisilinle tedavisi bulunmasına karşın, hastalar tedavisiz bırakılırlar. Bilerek, isteyerek, taammüden, ırk ayrımı yaparak ölüme terk edilirler. Araştırma, 1972 yılında, mesleki değerlere sahip bir hekimin fark etmesi ve ihbar etmesiyle ortaya çıkartılmış, 40. yılında durdurulmuş, çalışmanın başlamasından 55 yıl sonra 1997 yılında Clinton tarafından varsa hayatta kalanlar ya da araştırmaya katılanların yakınlarından özür dilenmiştir.

MESLEKİ ETİK İÇİN TTB YAŞAMSAL

Mesleki alanın düzenlenmesi, mesleki bilginin insanlık aleyhine kullanılmaması için yargılamalar ve özürler kuşkusuz gereklidir ama asla yeterli değildir. Hekimlik etiği ile ilgili kavramların hızla geliştiği dönemin ikinci dünya savaşı sonrasına denk gelmesi sadece bir rastlantı değildir. Mesleğin etik ilkelerinin geliştirilmesi, tanımlanması, zaman içinde gelişen ve değişen koşullara göre güncellenmesi gerekir. Ancak bu yolla mesleki değerlerin hayattaki karşılıklarını bulmaları sağlanabilir. Hekimlik mesleğinin yönetiminin ve denetlenmesinin, sermaye ya da iktidar, bütün güç odaklarından bağımsız olarak sürdürülebilmesi çok önemlidir. Mesleki bağımsızlığın sağlanabilmesi için mesleki alana ilişkin düzenlemelerin ve mesleki pratiğin denetlenmesinin güç odaklarından bağımsız seçilmiş hekimlerden oluşan kurullar tarafından gerçekleştirilmesi yaşamsaldır.

Savaş sonrası dönemde 1947 yılında bu nedenlerle aralarında meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) öncüsü olan Etıbba Odasının da yer aldığı 27 Ulusal Tabip Birliği Dünya Tabipler Birliği’ni kurmuştur. Böylece hekimlik uygulamalarının öz denetim mekanizmaları oluşturulmuştur. Bugün itibariyle 114 üyesi ile on milyondan fazla hekimi temsil eden, ulusal tıp birliklerinin konfederasyonu olan Dünya Tabipler Birliği’nin mesleki değerleri temel alan ve hekimliğin farklı alanlarını düzenleyen çok sayıda bildirgesi ve tutum belgesi bulunmaktadır.

TEMEL İLKELER, BİLDİRGELER

Modern Hipokrat andı da denebilecek hekimliğin temel ilkelerini ifade eden Cenevre bildirgesi, insanlar üzerinde yapılan araştırmalarda etik ilkeleri tanımlayan Helsinki Bildirgesi, işkencenin önlenmesine ilişkin Tokyo Bildirgesi, açlık grevlerinde hekim tutumunu ifade eden Malta bildirgesi, hastaların verilerinin ve veri tabanlarının kullanımı ile ilgili Taipei Bildirgesi ve diğer bildirgeler tüm hekimler ve sağlık ortamı için referans olmaktadır. Tüm bu bildirgelerle değişen ve farklılaşan koşullarda hekimliğin mesleki değerlerinin korunması ve hekimlik uygulamalarının hiçbir gündelik politikanın aracı haline getirilmemesi gözetilmektedir. Çünkü asırlardır gelişen hekimlik uygulamalarının tek ve biricik amacı vardır; yaşamın korunması. Bu kapsamda hekimler insanların hastalıklardan/yaralanmalardan korunmasına, hastalıklarının tedavi edilmesine, var olan hastalıkların yarattığı acıların azaltılmasına, dindirilmesine, olanaklıysa işlev ve uzuv kaybına yol açmayacak tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına, kısaca sağlık hakkının herkes için elde edilmesine çaba harcarlar. Buradaki temel ilke hiçbir ayrım gözetmeksizin bunların gerçekleştirilmesidir.  

TTB İDAMA KARŞI ÇIKTI ÇÜNKÜ...

Bildirgelerin olması mesleki değerlerin her an korunabildiği anlamına gelmemektedir. Hekimlik mesleğinin etik değerlerinin sınandığı dönemler vardır. Kriz dönemlerinde doğal olarak içselleştirdiğimiz ve uygulayageldiğimiz mesleki değerlerimizi bazen bir karşı koyma olarak ifade etmemiz, sahip çıkmak için tutum almamız gerekir. Bu dönemler sınav dönemleridir. 12 Eylül döneminin karanlık günlerinde, idam cezasının pervasızca uygulandığı zamanlarda TTB Merkez Konseyi üyeleri idam cezasına karşı yaşama hakkını savunan tutumlarıyla hedef gösterilmiş, mesleğin değerlerini savundukları için yargılanmış ve tarihe geçmişlerdir.

1990’lı yılların karanlığında, cezaevlerinde açlık grevlerinin sürdüğü dönemde TTB yöneticileri zorla beslemeyi reddeden tutumlarıyla yine hedef gösterilmiş, yargılanmıştır. 2013’te Gezi Parkı olayları sürecinde hekimler insanların tedavi hizmetlerine erişim hakkını savundukları için yargılanmışlardır. Tüm bu örneklerde TTB yöneticileri ve mesleki değerleri savunan hekimler siyasal iktidar tarafından suçlanmış ve mahkemelerce aklanmıştır. TTB bugüne dek meslek etiği konusunda girdiği her sınavdan başarıyla çıkmıştır.

Hekimlerin etik değerleri, mesleki donanımları, yükümlülükleri ve koruma bakış açıları sağlığa zarar veren temel nedenlerin vurgulanması konusunda bir sorumluluk ve savunuculuk dayatmaktadır. Bu kapsamda savaş ve çatışmaların nedeni olabilecek etmenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik çabalar sağlıklı bir yaşamın oluşturulmasında çok değerli katkılar sunabilecektir. Hekimlerin en temel görevi yaşam hakkının savunulmasıdır.

BARIŞI VE YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK CESARET İSTER

Dünya Tabipler Birliğinin 2017 yılında kabul ettiği silahlı çatışmalarla ilgili tutum belgesinde; savaş ve çatışmaların günümüzde ve gelecekte ortaya çıkartacağı sağlık ve çevre sorunlarına değinilmekte ve hekimlere ve hekim örgütlerine bir sorumluluk tanımlanmaktadır:

“Hekimler, silahlı çatışmaların başlatılması ya da sürdürülmesiyle ilgili kararlarında; siyasetçilerin, hükümetlerin ve güç sahibi başka kesimlerin, bu kararların sağlık dahil çeşitli alanlarda yol açabileceği sonuçların farkında olmaları için çalışmalıdır” denmektedir. Şimdi bir başka dönemeçte TTB Merkez Konseyi üyeleri bu sorumluluğu yerine getirdiği için yargılanmaktadır, Toplum ve Hekim dergisi editörü Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu tutukludur.

Baskı dönemlerinde mesleği etik değerlerinin savunulması, hayata geçirilmesi cesaret ister. Türk Tabipleri Birliği içinden geçtiğimiz ve kötülüğün sıradanlaştığı bu dönemde cesaretle mesleğin değerlerini savunmaktadır. Karanlık denizlerdeki denizciler için asırlardır kutup yıldızı nasıl kılavuz olduysa, Türk Tabipleri Birliği de her zaman hekimlerin kutup yıldızı olmuştur.

 


EVRENSEL MESLEK AHLAK KURALLARI/'HEKİMLİK ANDI'NI GÜNCELLEME ÇALIŞMAŞLARI* 

Dr. M. Murat CİVANER   

“Hekimlik mesleği, sadece (…) bir hekim ve bir hasta arasındaki ilişkiden ve (…) meslektaşlar ve diğer sağlık çalışanları ile ilişkilerden oluşmaz. Aynı zamanda toplumla ilişkileri de içerir. Bu ilişki, toplumun hekimlik mesleğine, belli hizmetleri sadece kendisinin sağlaması ve mesleğin büyük oranda kendi kendisini denetlemesi gibi ayrıcalıklar tanıması karşılığında, mesleğin bu ayrıcalıkları birincil olarak başkalarının yararına ve sadece ikincil olarak kendi yararına kullanmayı kabul etmesini içeren bir tür ‘toplumsal sözleşme’ temelinde kurulur.” 
DTB Tıp Etiği Elkitabı, s. 64.  

‘Kendi kendini denetleme’ yetkisi her ne kadar bir çıkar çatışmasına işaret ediyor olsa da, bu yetki, mesleğin çok özel bir bilgi ve pratik alanı oluşundan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, doğa ile insanın karmaşık yapıları ve sürekli etkileşime bağlı değişimleri nedeniyle ‘hastalık’ değil ‘hasta’ vardır ve tıp hiçbir zaman iyileştirme güvencesi veremez. Bu nedenlerle hekimin yetkinliğini ve yeterli özeni gösterip göstermediğini denetleyebilecek olan ancak başka bir hekimdir. Bu suistimale açık olanağı özel ve yaşamsal bir bilgiye sahip olduğu için elde eden hekim, diğer taraftan, bu bilgiyi kullanabilmek için, hasta-hekim ve daha geniş ölçekte toplum-tıp kurumu arasında, temeli güvene dayalı bir ilişki tesis etmek durumundadır. İnsanların bedenlerine türlü müdahalelerde bulunma, özel yaşamlarına sınırsızca girebilme, uygulamalarının doğruluğunu kendi kendine denetleme gibi ayrıcalıklar, hekimin ancak ve ancak “Bu ayrıcalıkları birincil olarak başkalarının yararına ve sadece ikincil olarak kendi yararına kullanmaya” söz vermesiyle elde edilip korunabilir.

BELLİ BİR KÜLTÜRÜN TANRILARI REFERANS ALINDI

Tarihsel süreç içinde hekimliğin sınıflı toplumlarda kurumsal konumunu almasıyla birlikte bu sözler, önceleri ‘Hipokrat Yemini’ gibi belli ahlak kodlarında, tekil pratiğin değersel yönü üzerine odaklanarak ve belli bir kültürün tanrılarını referans alarak verildi. Günümüzde ise hekimlik meslek ahlakı kuralları, Hipokrat Yemini’ndeki “Mesaneden taş çıkartmayacağım, o işli ehline bırakacağım”, “Kadınlara çocuk düşürmeleri için ilaç vermeyeceğim” gibi ifadelerle dile getirilen kuralların ahlakın kavramsal değişkenliği içinde geçerliklerini yitirmeleri ve insanlığın geniş uzlaşıyla yeni değerler oluşturmasıyla birlikte, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren DTB Cenevre Bildirgesi’nde somutlaşmaktadır. İnsan haklarını temele alan ve insanlık onurunu gözeten Bildirge ile hekimler, her zaman ve ayrım yapmadan hizmet sunacağına, “önce hasta” diyeceğine söz vermektedir.

DÜZENLEMELERİ DÜNYA TABİPLER BİRLİĞİ YAPIYOR

Topluma karşı verilen sözlerle ifade edilen meslek ahlakı kurallarının oluşturulması, güncellenmesi, topluma duyurulması, uygulanmasının denetlenmesi ve gereğinde yaptırıma başvurulması, güveni kurumsal olarak temsil eden meslek örgütlerinin ontolojik işlevlerinden biridir. Bu bağlamda, dünyanın hemen her ülkesinde ulusal çaplı meslek örgütü, diğer deyişle ulusal tabip birliği, öncelerde kendi ülkesinde, 1947’den bu yana ise Dünya Tabipler Birliği (DTB) çatısı altında bir araya gelerek hekimlik meslek ahlakına dair düzenlemeler hazırlamaktadır. Yüz on iki ülkenin ulusal tabip birliği temsilcileri, DTB’nin her yıl düzenlenen konsey ve genel kurul toplantılarında bir araya gelerek tıp etiği alanında evrensel uzlaşıyı temsil eden kodları oluşturmakta ve güncellemektedir.

Dünya Tabipler Birliği’nin 27 kurucu üyesinden biri olan Türk Tabipleri Birliği (TTB), DTB çalışmalarına sağlık hakkı, toplum sağlığı ve mesleki değerlerin korunması ekseninde yürüttüğü mücadele bağlamında katılmaktadır. Özellikle son dönemde Genel Kurul ve Konsey toplantılarına düzenli olarak katılan TTB göç ve sağlık, işçi sağlığı, hekim grevleri gibi konularda tutum belgeleri oluşturulmasına öncülük etmiş, sağlık hizmetlerine erişim, silahlı çatışmalar, açlık grevleri gibi konularda var olan belgelerin güncelleştirilmesi için kurulan çalışma gruplarına katılarak önemli katkılar sunmuştur. TTB’nin aday olarak diğer beş ülke tabip birliği ile birlikte seçildiği bir başka çalışma grubu, DTB Cenevre Bildirgesi’ni güncellemek üzere Nisan 2015’te kurulan gruptur.  Bu bildirge ‘Hekimlik meslek ahlakı kurallarını’ da tanımlamaktadır. 

YEMİN GELENEĞİ TÜRKİYE’DE SÜRÜYOR

Güncelleme sürecinde üye birlikler arasında yapılan araştırmaya göre DTB Cenevre Bildirgesi’nin mezuniyet törenlerindeki yeminlerde kullanılma oranı kabaca dörtte birdir. Yanıt veren 36 ülkeden sekizinde yemin edilmemekte, 11’inde ise yemin etmek zorunlu sayılmamaktadır. Türkiye’de güncel bir veri olmamakla birlikte, hemen her fakültenin mezuniyet töreninde yemin etme geleneğinin bulunduğu, bununla birlikte kullanılan metinlerin çok farklı olabildiği ve bu metinlerin büyük oranda ‘Hipokrat Yemini’nin versiyonları olduğu söylenebilir. Kimi fakültelerde ‘Hipokrat Yemini’ adıyla DTB Cenevre Bildirgesi’nin metni okunmakta, az sayıda fakülte kendi kurumsal gelenekleriyle oluşturulmuş metinleri kullanmaktadır. Yakın geçmişte metinden ‘ayrım yapmama’ ifadesi çıkarıldığı, Hipokrat Yemini’nde isimleri anılan Yunan Tanrıları yerine “Allah” sözcüğünün geçirilerek yemin okutulduğu bilinmektedir. Tüm bu farklılıkların ve metinlerde keyfi değişiklik yapılabiliyor olması, ant metninin mesleki değerlerin hekimlere anımsatılması ve topluma duyurulması açısından taşıdığı anlamı önemli ölçüde zedeleyebilir. Bu nedenle tıp eğitiminde ve mezuniyet törenlerinde standart, güncel ve geniş uzlaşıya dayanan bir metin olarak ‘Hekimlik Andı’nın kullanılması, bunun için kişisel ve örgütsel olarak çaba gösterilmesi önemli görünmektedir.

Almanya, İsveç, ABD, Hindistan ve İsrail tabip birliklerinin temsilcileri ile birlikte TTB temsilcisi olarak yer aldım. TTB temsilcisi olarak bu süreçte metne dair çeşitli değişiklik önerileri dile getirdim. Bu önerilerden bazıları kabul edilip metne eklenirken, bazıları çeşitli gerekçelerle uygun görülmedi. 

 TTB’NİN KABUL EDİLEN DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİ

• DTB Cenevre Bildirgesi’ne “Hekimlik Andı” biçiminde bir alt başlık eklenmesi: 
• Kişi özerkliğine saygı gösterme yükümlülüğünün eklenmesi
Böylece tıbbi uygulamalar hakkında aydınlatılma ve sonrasında onam verme ya da reddetme hakkı, meslek ahlakı yükümlülükleri arasında karşılık bulmuş oldu.
• Hekim yükümlülükleri için kişisel vicdanın referans alınmaması önerisi 
Tartışıldı, “Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma” andın biçiminde değiştirilmesi üzerinde uzlaşıldı.

 DİĞER TABİP BİRLİKLERİNİN DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİ

• Öğretmenlere olduğu gibi, meslektaşlara ve öğrencilere karşı da saygılı olma yükümlülüğünün eklenmesi

Andın,  “Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime” biçiminde değiştirilmesine karar verildi.
• Tıbbi bilgiyi paylaşma yükümlülüğünün eklenmesi
• “Meslektaşlarımı kardeşlerim sayacağıma” ifadesinin çıkarılması
Bu ifadenin günümüz tıp dünyası ve toplumları için eskimiş olduğu ifade edilerek çıkarılması önerildi. Öneri kabul edildi ve ifade metinden çıkarıldı.
• Hastanın sadece sağlığına değil esenliğine de öncelik verilmesi gerekliliğinin vurgulanması önerisi kabul edilerek, “Hastamın sağlığına her zaman öncelik vereceğime” ifadesi “Hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime” biçiminde değiştirildi.
• Hekimin kendi sağlığını ve esenliğini korumasının bir yükümlülük olarak eklenmesi” önerisi kabul edildi.

Hekimlik meslek ahlakı kurallarını dünya çapında tanımlayan ana metin olan 1948 tarihli DTB Cenevre Bildirgesi’nin bir önceki revizyonu, 2005 yılında yapılmıştı. DTB politikası gereği genel bir kural olarak, tüm tutum belgeleri 10 yılda bir güncellemeye gerek olup olmadığı açısından değerlendirilmektedir. Bu bağlamda nisan 2015’te düzenlenen konsey toplantısında aralarında TTB’nin de bulunduğu altı birliği gruba seçti. Oluşan yeni metin 2017’de yayımlandı.

  Hekimlik Andı’nın 2027 yılında yapılacak güncelleme sonrası daha toplumcu bir tıp anlayışını yansıtması umuduyla.

*Yazının tam metni daha önce TTB Toplum ve Hekim dergisinde yayımlanmıştır...
Ara başlıklar Evrensel’e aittir.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Mart 2018 18:09
www.evrensel.net