Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine tepkiler sürüyor

Şeker fabrikalarının özelleştirilmek istenmesine bir tepki de Kırklareli'den geldi: Çalışmasını engellersen tabi zarar eder...

Vedat YALVAÇ
Lüleburgaz

Hükümetin özelleştirerek satmak istediği 14 şeker fabrikasından biri de Kırklareli’de 1926 yılında kurulan Alpullu Şeker fabrikası. Bugüne kadar yüz binlerce kişiye ekmek kapısı olan fabrikanın özelleştirilmesine, işçisinden köylüsüne, esnafından siyasetçisine herkes tepkili. Özelleştirme girişimlerinin ‘95 yılında pancar üretimine kota uygulaması getirerek başlandığını hatırlatan işçiler, fabrikanın zarar ettiği söylemlerinin ise gerçeği yansıtmadığını söylüyor. Fabrikanın 4 yıldır çalıştırılmayarak özelleştirmeye zemin hazırlandığına dikkat çeken işçiler, “Zarar ediyor diyorlar. Yalan hepsi. Sen çiftçiye pancar ektirmezsen, 8 ay yerine daha az çalıştırırsan tabi ki zarar eder” diyor. Öte yandan sendikalardan siyasi partilere, odalardan derneklere kadar pek çok sivil toplum örgütünün oluşturduğu Trakya Şeker Platformu genişliyor. İmza kampanyaları ve basın açıklamaları yapan platform önümüzdeki günlerde büyük bir mitinge hazırlanıyor. 

ZARAR EDİYOR DİYORLAR, HEPSİ YALAN

Muzaffer Çelik (Alpullu Şeker Fabrikasında Kalite Kontrolcü): Özelleştirilmesini istemiyorum. Çünkü özelleşen diğer kuruluşlardaki sorunları görüyoruz. Bu fabrikanın kapanması en az 2-3 bin kişinin evine ekmek götürememesine neden olacak. Şeker pancarı sadece burada çalışan işçiyi, esnafı değil aynı zaman da hayvancılığı da bitiriyor. Şekerden kamyoncusu kazanıyor, işçisi kazanıyor, ben burada kazandığım ücreti esnafa veriyorum, o da kazanıyor, o kadar işçi gelip tarlada çalışıyor. Yani o kadar büyük bir ağı var ki. En az 15 bin kişiyi etkilediğini düşünüyorum. O yüzden fabrikaların devlette kalması her zaman en iyisi olacaktır. Fabrikaların zarar ettiğini düşünmüyorum. 

Muzaffer Çelik

Aydın Kaya (Emekli şeker işçisi): Özelleştirmeye karşıyız. Çünkü özelleştiği zaman onun etrafındaki köylerin hepsi buradan göç eder. İkincisi Türkiye’de hayvancılık diye bir şey kalmaz. Ben şeker fabrikası sayesinde 2 çocuğumu okuttum, şu anda ikisi de üniversite mezunu. Ama iş sahası olmadığı için biri İstanbul’da biri de Lüleburgaz’da çalışıyor. Bu civardaki herkes benim gibi. Burada yüzde 80’i şekerden emekli. Ben diyeyim 10, siz deyin 15 bin kişi buradan ekmek yiyor. 70-75 yıllarında kampanyalar (çalışma süresi) 7-8 ay sürerdi. Ama gelen siyasetçiler tarım politikalarını değiştirdiler, kota koydular, kampanya sürelerini yılda 2-3 aya düşürdüler. Geçen yıl şeker fabrikası 2 ay çalıştı. Ben şirkette 1981 yılında girdim, mevsimlik işçi olarak emekli oldum. Başladığımda yılda 11 ay çalışırdım, emekli olduğum yıl 3 ay çalışıyordum. Bunlar hep siyasetçilerin hataları nedeniyle oldu. İşe başladığımda ve 2200 işçiye iaşe çıkarırdım, emekli olurken 300 kişiye iaşe çıkardım. Zarar ediyor diyorlar. Yalan hepsi. Sen çiftçiye pancar ektirmezsen, 8 ay yerine 4 ay çalıştırırsan tabi ki zarar eder. Ben orada 20 yıl muhasebecilik yaptım. Bana gelsinler. Kâr zararların ben götürdüm genel müdürlüklerine. Ödüyorsun ama üretmiyorsun. 

İlhan Kayalar (Emekli şeker işçisi): 1972 yılında işe girdim, ‘97 yılında emekli oldum. Burası pek çok kişiyi ekmek sahibi yaptı. Babam da amcam da buradan emekliydi. Pancar kotası nedeniyle 1 buçuk ay çalışıyor. Çiftçi pancarını ekemedi, ekse de fazlasını almadılar. Çiftçiyi usandırdılar. Bile bile bir özelleştirme var. Ne yaptı pancar üreticisi, pirinç ekmeye başladı. Şeker fabrikalarının ne zararı oldu Türkiye’ye? Dışarıdan mı yiyeceğiz şekerimizi, üstelik kanserojen maddelerle beraber. Ben zarar ettiğini düşünmüyorum. İyi çalışsın kâr eder. Çocuğumu burada iş sahibi yapamadık aşağı yukarı 13 yıldır Trakya Döküm’de çalışıyor. Özelde 5 yıl çalışırsın, bir pundunu bulur özel sektör, verir tazminatını çıkarır. İşçiler için yatarak para alıyor diyorlar. Yalan, öyle bir şey yok. Çalıştır fabrikayı, ver işi adama bakalım çalışmayacak mı? 1972 yılında işe başladığımda 4 bin 500 kişi çalışıyordu bu fabrikada. Yemek çıkarıyorduk onlara. Burada iğne atsan yere düşmezdi. Bir tane kapalı dükkan görebilir misin o zaman? Şimdi hepsi kapalı.

ÖZELLEŞTİRME KARARINI İPTAL ETTİREMEYİZ DİYE BİR DÜŞÜNCE OLMASIN

Şeker-İş Alpullu Şube Başkanı Orhan Saltık daha önce basına şu açıklamayı yapmıştı: “Alpullu Şeker Fabrikası ülkemiz için çok önemli bir değer aynı zamanda önemli bir gelir kapısı. Özelleştirme gündemde ve bu çok yanlış bir karar. Çünkü özelleştirilmesi demek Alpullu Şeker Fabrikası’nın kapanması demek. İnanın bana özelleştirildikten sonra şeker fabrikamızın çalıştırılma şansı yok. Bir yıl içinde kapanma durumuyla karşı karşıya kalacaktır. Bu durumdan da en çok etkilenecek bölge bizim bölgemiz Trakya Bölgesidir. Alpullu Şeker Fabrikası, üreticisi, besicisi, işçisi, nakliyecisi ile doğrudan doğruya ve dolaylı bir şekilde 4 ilimize istihdam bağlıyor. 2006 yılından bu yana özelleştirme kararını iki kez iptal ettirdik. Bir daha ettiremeyiz diye gibi bir düşüncemiz olmasın, hükümet yetkilileri bu mücadelemiz karşısında özelleştirme kararını tekrar iptal edecekler.”

KOTA UYGULAMASI İLE ÇİFTÇİYİ KÜSTÜRDÜLER

Kadri Altunseven (Emekli şeker işçisi): 2000 yılında ziraat teşkilatında haritacılık bölümünden emekli oldum. 26 yıl çalıştım. Benim rahmetli babam 1939-1981 yılları arasında çalışmış. Biz 4 erkek 3 kız 7 kardeşiz. Babam bu fabrikadan aldığı tek maaşıyla hepimizi okuttu, askere gönderdi, evlendirdi. Benim de 2 oğlum var. İkisi de üniversite bitirdi bu fabrika sayesinde. Halen bu fabrikanın ekmeğini yiyoruz. Bu birkaç senelik mevzu değil, bu planlar önceden yapılmış. 95’ten sonra kota uygulamasına geçildi. Bu kota çiftçiyi küstürmeye başladı yavaş yavaş. Onun etkileri büyük. Alpullu nüfusu 3500-4000 civarındayken, cıvıl cıvılken, hele kampanya zamanları, muazzam hareket vardı. Artık ilerleyen zamanlarda pancar ekimi yavaş yavaş zayıfladı. Haliyle göç vermeye başladı. Civar köylerin tamamı çiftçilik ve hayvancılıkla geçiniyor. Ben Mandıra doğumluyum. Tamamı hayvancılık ve çiftçilikle geçinen insanlar. 15 ziraat bölge şefliği vardı. Mandıra pancar üreten köy olarak 15 bölgenin içerisinde tek başına 5-6 bölgeden fazla pancar eken bir köydü. Şimdi hepsi bitti. Çalışanlar, çiftçiler merak etmesin deniliyor ama hiç öyle değil. 3-5 sene sonra ne hale geldiklerini hep gördük. Sonuç burada da hep aynı olacak. Çiftçi tepki koyarsa bir şey olur. Hammaddeyi üreten o. Çiftçi bu sevdadan vazgeçerse olmaz. 5 yıl çalışma zorunluluğu olduğunu söylüyorlar. 5 yıl ne ki. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Çalışanlar endişe içerisinde. Emekli olanlar ben çeker giderim diyor ama 7-8 yılı olanlar ne yapacak. Adam 1-2 yıl zarar ederse ne yapacak, kilidi vuracak. Şu gördüğünüz çarşı bütün dükkanlar fuldü. Şimdi bakın şöyle en az yarısı boş. Emekli kentine döndü. 

TRAKYA ŞEKER PLATFORMUNU KURDUK, BU SATIŞIN DURDURULABİLECEĞİNE İNANIYORUZ

Cengiz Atlı (DİSK/Gıda-İş Trakya Bölge Sorumlusu): Bunun bir satış olmadığını aynı zamanda şeker fabrikalarının kapatılması için özelleştirildiğini düşünüyoruz. Bir yandan işçiler mağdur olacak, öbür taraftan besi hayvancılığı çok ciddi şekilde darbe almış olacak, ayrıca üretici köylü de pancar gibi getirisi olan bir üründen vazgeçmiş olacak. insan sağlığı açısından zararlı olan Nişasta Bazlı Şeker, pancar şekerinin yerini alacak. Bölgemizde çok ciddi şekilde kanser vakası var, şeker hastalığı vakası var. Bunların da bu beslenmeden kaynaklandığını düşünüyoruz. Tüm bu nedenlerle hem ülkemize, halkımıza, işçi sınıfımıza sahip çıkmak adına bütün üretici köylülerle birlikte, şeker fabrikasında çalışan işçilerle birlikte, ülkeye sahip çıkmak isteyenlerle birlikte bu satışın durdurulabileceğine inanıyoruz. Bunun için de Trakya Şeker Platformunu kurduk. Hem bilgi kirliliği olmasın, tek bir ağızdan bilgi yayalım, hem de birlikte hareket edelim, güçlü bir karşı koyuş sergileyelim istedik. Her geçen günde katılımcılar artıyor. Daha önce kenarda duranlar gelmek istiyor. Birkaç eylem yaptık, basın açıklaması yaptık, şuan imza topluyoruz. Bu satışı durdurana kadar da değişik eylemler yapacağız. Alpullu Şeker Fabrikası Trakya’nın can damarı. Vatandaş da imza kampanyasına çok fazla ilgi gösteriyor. Zaten niçin satıldığını anlatmaya da gerek yok. Reklamda diyor ya, ‘Anlatmaya gerek yok, görüyorsun’ diye. Aynen öyle. Yani insanlar biliyor neden satılmak istendiğini. Cargil’in ne olduğunu ne amaçladığını da herkes öğrendi. Bundan dolayı çok büyük bir tepki var.  İyi niyetli bir girişim olarak görmüyor halk. 

Cengiz Atlı

KONFEDERASYONLAR ÖN AYAK OLUP İNSANLARI SAHALARA İNDİRMELİ 

Serbülent Avcı (Kristal-İş Trakya Şube Sekreteri): Sendika olarak tabi ki özelleştirmelere karşıyız. Türkiye’de milli değerlerin tek tek satılmış olması, daha doğru yandaşlara peşkeş çekilmesine karşı sivil toplum örgütlerinin, derneklerin, siyasi partilerin ortak hareket edip, ortak fikirle alanlara çıkması gerekir. 14 şeker fabrikasının zarar ediyor adı altında devlet eliyle özelleştirilmesi 2 sene önce de bu gündeme gelmişti. Belli bir süre durduruldu tepkilerden dolayı. Tabi hükümet 2-3 adım atıyor, tepkilerden sonra 1 adım geri atıyor sonra yine uygulaması gereken yine uyguluyor. Türkiye’de özellikle emekçilerin çok fazla maruz kaldığı özelleştirmeler ülke insanını işsizleştirme gibi pek çok sıkıntıya soktuğunu düşünüyoruz. Sık sık Alpullu fabrikasının önüne giderek oradaki arkadaşlarımıza destek veriyoruz ama yeterli değil tabi. Özellikle işçi konfederasyonlarının ön ayak olup insanları sahalara indirmeleri gerekir.

ÖZELLEŞTİRMENİN ÖRNEKLERİNİ GEÇMİŞTE GÖRDÜK

Aytekin Bulut (Emek Partisi Lüleburga İlçe Başkanı): Özelleştirmenin örneklerini geçmişte gördük Türkiye’de. Ama şuana kadar gördüğümüz örneklerde, SEKA, Sümerbank, TEKEL, Et Balık Kurumu buralarda özelleştirmeden çok satış, talan oldu, işsizlik oldu. Şeker fabrikalarını bekleyen son da o. Tabi bu özelleştirme ya da kapatma sadece buradaki işçileri ilgilendiren bir sorun da değil artık. Hayvancılıktan insan sağlığına kadar pek çok şeyi etkileyen yanı var. Şu anda 185 işçinin çalıştığı söyleniyor. 4 yıldır çalışmıyor. İşçi sayısı az. İşçilerin büyük çoğunluğu da emekliliği gelmiş. Bu bakımdan şeker işçilerinin burada yapacakları çok bir şey yok gibi gözüküyor. Tabi burada asıl devreye girmesi gereken üretici köylüler ve halk sağlığını savunan insanlar olarak aydınlar, emekten yana insanlar, yani geniş bir yelpazede örgütlenmeli. Burada bir eylem birliği yapılmalı. Hiçbir siyasi görüşe, hiçbir parti ve sendika ayrımı yapmadan, ülke çıkarını da gözeterek ortak bir mücadele verilmeli. 

Aytekin Bulut

Lüleburgaz’da yavaş yavaş bunun adımları atıldı. Önümüzdeki günlerde geniş çaplı bir miting yapmayı düşünüyoruz. İmza kampanyaları sürüyor bir yandan da. Tabi bunların daha da sıklaştırılması lazım. Halka inilmesi lazım. ‘40 gün çalışacağına kapansın daha iyi’ denilmesinden tutunda ‘5-6 bin lira maaş alıyorlar, yatıp duruyorlar’ denilmesine kadar pek çok şey söyleniyor. Bütün bunların iyi anlatılması lazım insanlara. Sadece 3-5 insanı ilgilendiren sorun olmadığı, halk sağlığını sorunu olduğu, işsizlik olduğunu, hayvancılığı ilgilendiren bir sorun olduğunu, bir bağımsızlık sorunu olduğunun anlatılması gerekiyor. 

Lütfi Kozer (CHP Lülelburgaz Gençlik Kolları Başkanı): Biz şunu farkındayız, amaç burada sadece fabrikaların satılması değil fabrikaların birilerine peşkeş çekilmesi. Ne kadar Cumhuriyet değerimiz, milli değerlerimiz varsa satılmak isteniyor. Fabrikaların özelleştirilmesi şeker pancarının üretimi engellenerek Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) dayatılmak isteniyor. Biz biliyoruz ki NBŞ bizlere ciddi anlamda zarar verir. Biz gençler olarak çocuklarımıza Trakya halkı olarak iyi bir gelecek bırakmak istiyoruz. İyi bir geleceği sadece ekonomik anlamda değil sağlık bazında da bırakmak istediğimiz için bugün şeker fabrikalarının kapatılmasına karşı çıkarak yerli şekerimizi üretmeye devam etmek istiyoruz.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Mart 2018 12:55
www.evrensel.net