Dink davasında dönemin İstanbul Jandarma görevlisi dinlendi

Dink davasında dönemin İstanbul Jandarma görevlisi dinlendi

Emniyet, İstihbarat ve jandarma görevlilerinin yargılandığı Hrant Dink davasının 68. duruşması görülüyor.

Cansu PİŞKİN
İstanbul 

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davanın 69. duruşmasında dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat TİM Komutanı Yüzbaşı Muharrem Demirkale’nin sorgusu yapıldı. 

Hrant Dink’in öldürülmesinde sorumluluğu bulunan Emniyet, İstihbarat ve jandarma görevlilerinin yargılandığı davanın 68’inci duruşması Çağlayan’daki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanık ile avukatlar hazır bulundu. 

‘HEPİMİZ SUÇLUYUZ’

Yüzbaşı Muharrem Demirkale darbe soruşturması kapsamında 16 Temmuz’da Ankara’da tutuklanıp İstanbul'a getirilmişti. Dink soruşturmasından da tutuklanan Demirkale, Dink cinayetinde rol alan jandarmaları koordine etmekle suçlanıyor. Demirkale savunmasına Dink Ailesi’ne seslenerek başladı: “Sayın acılı aile, yüreğinize seslenmek istiyorum. Kutsal bildiğim değerlerim üzerine yemin ederim benim ve personelimin bu alçak cinayetle ilgimiz yoktur ama nedense bu davaya monte edilmek isteniyoruz.  Ama suçluyuz. Bu milenyum yıllarında demokrasiyi içselleştiremediysek, gözyaşı ortak olamıyorsa, tek bir insan bile ötekileştiriliyorsa hepimiz suçluyuz. Bu toprakların insanları olarak siz de bilirsiniz ki, bu topraklarda insanlar öldükten sonra tanınır. Milyonlarca insan Hrant'ı yerde yatarken gördü ve ‘Ben ondanmışım o bizdenmiş’ dedi. Bu yapılanlar onu geri getirmeyecek ama bazı isimlerin ölümleri acı da olsa insanlığa hizmet eder. Cinayeti işleyenlerin yüzüne bakın SEGBİS'te. Yasin'in yüzüne bakın ve sonra da çok umurlarındaymış gibi medyada boy gösteren, bu cinayeti  işleyenlerin sözde yakalanmasını isteyen kiralık kalemlerin yüzüne bakın. Beşiktaş Adliyesi’ne Zekeriya Öz’le görüşmeye gittiğimde bu kişilerin ağzından salyalar akıyordu. Vicdanlarını içlerinden çıkarıp atmışlar.”

‘PERSONELİMİN ARAMASI HANGİ SUÇUN DELİLİ’

Aslı astarı olmayan iddialarla tutuklu bulunduğunu ifade eden Demirkale, iddianameyi hazırlayan savcının iddialarını delilleriyle ortaya koyması gerektiğini söyledi. Demirkale, “Personelimin beni araması, benim Ali Fuat Bey’i aramam hangi suçun delili? Savcılığın suçumuzu ispat etmesi gerekirken biz suçsuzluğumuzu ispat etmeye çalışıyoruz. İddianamede ispat edilememiş suç isnatları üzerinden hüküm veriliyor. Suç oluşturmayan görüşmeler delil olarak gösterilmiş. Darbe davaları da böyle kurulmuş. Eylemle suç isnadı arasında fiili bağlantı yok” dedi. Cinayet günü olay yerinde çekilen görüntü ve fotoğraflardaki kişilerin hiçbirinin İstanbul istihbarat jandarma personeli olmadığını öne süren Demirkale, “Kriminal inceleme yerine görüntü üzerinden teşhis yaptırıldı” dedi.

‘YILMAZER İLE DEMİRKALE’NİN İRTİBATI NORMAL DEĞİLDİ’

Demirkale, firari savcı Zekeriya Öz'ü 1997’de Bitlis Mutki'de görevliyken tanıdığını söyledi. Öz’ün oradaki çatışmaların soruşturmalarını da yürüttüğünü anlatan Demirkale, tutuklu sanık Ali Fuat Yılmazer ile de Urfa'da Irak'tan gelen silah yüklü kamyonun yakalanması sırasında yaptıkları çalışmayla tanıştıklarını söyledi. 2005’te İstanbul’a atandığını söyleyen Demirkale, dönemin İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü tutuksuz sanık Ahmet İlhan Güler ile burada tanıştığını anlattı. Demirkale, “Ahmet İlhan Güler’e Ali Fuat Bey’in selamını getirdim. Daha sonra o da İstanbul’a tayin oldu. MİT ile de görüştüm. Jandarma istihbaratın emniyet ve MİT ile arasında sorunlar vardı” dedi. Daha sonra mahkeme başkanı Ali İhsan Horasan, Ahmet İlhan Güler’in savcılıkta verdiği beyanları okudu. Güler savcılık beyanında, Yılmazer ile Demirkale arasındaki irtibatın “normal” olmadığını beyan etmiş. Mahkeme başkanı Horasan Güler’e neyi kastettiğini sordu. Urfa’da istihbarat şubede görev yaptığını anlatan Güler, “Görev yaptığım sırada Jandarma ile görüştüm. Diyaloglar kurulurken yukarıdan aşağıya doğru irtibat değiştirir. Herkes kendi altındaki kişilerle görüşür. Bütün irtibatları Muharrem Demirkale kurmuş o yüzden böyle demişimdir. Ben daha alt rütbedeki kişilerle tanışmamıştım. Benim gördüğüm ilişki şekli rütbeleri ve pozisyonları birbirine yakın olan insanlar birbirine yakın olur. Ali Fuat Bey'in selam söylese bana söyler. Muharrem beyin Serdar kod adı kullandığını da anlamadı. Jandarma MİT’e karşı kendini saklamaz. Heyecan noktasında böyle bir şey olmuş olabilir” şeklinde yanıtladı.

‘YASALARA AYKIRI OLAN KOPUKLUKTUR’

Daha sonra söz alan Ali Fuat Yılmazer de, “Normal ilişki değil yorumu kişiseldir, mevzuatlara dayalı değildir. Biz koordinasyon ile yükümlüyüz. Devlet memuriyetinin gereği budur. Ahmet İlhan Güler kaç tane operasyon yapmıştır Şanlıurfa'da? Diğer kurumlarla koordine kurmazsanız olmaz. Yasalara ve mevzuata aykırı olan kopukluktur” dedi.

 

‘15 TEMMUZ GERÇEK Mİ?’

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda savunmasına devam eden Demirkale, Dink için yazdığı şiiri okudu. “Bilmezsiniz ama ben o gün tanıdım onu, vallahi billahi bize çok benziyordu” diye başlayan şiirin bir bölümünde Reza Zarrab’ın ismi de geçti. Bunun üzerine mahkeme başkanı Horasan, “Dink dosyası ile Zarrab’ın ne ilgisi var? Kimin ağzıyla konuşuyorsun? İsnat edilen suçlamalarla ilgili konuş” diye Demirkale’nin sözünü kesti. Şiiri okumayı bırakan Demirkale, cemaatle ve darbeyle ilişkisi olmadığını anlattı: “Ben o gece istihbarat başkanlığı tarafından çağrıldığım için komutanlığa gittim. Bu alçak girişimi planlayanlar on binlerce kişiyi öldürmeyi planlamış. Şükür ki öyle olmadı. Personel ateş etmedi. IŞİD benzeri sakallı adamlar vardı etrafta. Halka silah dağıtıldı. Emniyet uyarmadan bize ateş etti ve çok sayıda arkadaşımızı vurdular. Ateş çemberinden geçiyoruz Allah yardımcımız olsun. Ergenekon, Balyoz her şey kumpas deniyor. 15 Temmuz gerçek mi?” Demirkale, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin bir bölümünü okuyarak savunmasını tamamladı. Demirkale’nin avukatı Kübra Aydın, delillerin hukuka uygun toplanmadığını savunarak, hukuki yargılama talep etti.

HAKİMDEN ‘15 TEMMUZ KUMPAS MI’ SORUSU

Mahkeme başkanı Horasan Demirkale’ye, “15 Temmuz’un kumpas olduğunu mu düşünüyorsun” diye sordu. Demirkale, “Hayır, darbe girişimidir fakat arkasındaki tezgahın görülmesini istiyorum. Ergenekon’a da kumpas diyorlar ama biz o zaman belgeleri gördük yüzde 30’u doğruydu” diye yanıtladı. Mahkeme başkanı Horasan, soruyu tekrarladı. Bunun üzerine Demirkale’nin avukatı Kübra Aydın, “Yorum sorusudur, itiraz ediyorum” dedi. Horasan ise, “Hakimin sorusuna itiraz olmaz söz almadan da konuşmayın” dedi. Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat görevlilerinden astsubay Bekir Yokuş’un savunmasına geçildi. Suçlamaları kabul etmeyen Yokuş, cinayetle ilgisi olmadığını söyleyerek beraatini talep etti.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Mart 2018 22:03
www.evrensel.net
ETİKETLER Hrant Dink