'Hüküm giyen Cumhurbaşkanı oluyor da neden işçi olamıyor?'

Taşeron düzenlemesi ile daha önce hüküm giymiş işçiler işsiz kalacak. Genel-İş üyesi hükümlü taşeron belediye işçileri Evrensel'e konuştu.

Metehan UD
Dilek OMAKLILAR
İzmir

Hükümetin 696 sayılı KHK ile yaptığı taşeron düzenlemesi nedeniyle işsiz kalacak olan taşeron işçiler “Hüküm giyen Cumhurbaşkanı oluyor da neden işçi olamıyor?” diye sordu.

Güvenlik soruşturmasının ardından işsiz kalmakla yüz yüze kalan Genel-İş üyesi hükümlü taşeron belediye işçileri gazetemize konuştu. Bir kez daha cezalandırıldıklarını dile getiren taşeron işçiler, düzenlemenin adil olmadığını söyledi. Yeni bir işsizlik ordusunun da yaratılacağını ifade eden işçiler Türk-İş ve Hak-İş’e de kadro mücadelesine katılma çağrısında bulundu.

Bornova Belediyesi’nde çalışan Kenar Ariç, 20 sene önceki işlediği bir suçtan dolayı işsiz kalacağını belirterek şunları söyledi: “Bu ülkede cumhurbaşkanı da cezaevine girdi çıktı ama yönetmeye devam etti biz niye yıllar önce işlediğimiz suçlardan dolayı kadro dışı kalalım ki? Madem çok adaletli bir kadro yapılacaktı, neden bu kadar insan aç kalacak? Yaptıkları kadronun hiç bir anlamı yok. İnsanları işsiz bırakmaktan başka bir şey değil. Zaten Türkiye’de bu kadar çok işsiz varken yeni işsiz ordusunun eklenmesi mantıkla anlatılacak hiç bir şey değil. Kadro kayıtsız, şartsız ve tam anlamı ile olmalıydı ama bizim talebimiz olmadı. Bu büyük bir haksızlık. Herkes cezasını çekmiş bir şekilde, ekmeğine bakıyor şimdi. Bu yaştan sonra ne iş yapacağım?”

‘İKİNCİ DEFA CEZALANDIRILDIK’

Bornova Belediyesinde çalışan Önder Doğru isimli işçi de hükümetin kendisiyle birlikte evdeki iki yetim çocuğunu da cezalandırdığını dile getirdi. İnsanların geçmişte işlediği suçlar nedeniyle ailelerinin cezalandırılmaması gerektiğini dile getiren Doğru, “Mahkeme bizi zaten bir kez cezalandırmış, ikinci defa cezalandırmak adaletsizliktir. Bizi bir daha suça teşvik etmesinler. Kayıtsız, şartsız alsın. 10 yıldır çalışıyorum, yeni mi akılları başına gelmiş. Bir alyansım var diyordu şimdi neleri var. Bizim yıllardır hiç bir şeyimiz yok” diye konuştu.  

‘ÇALIŞMA HAKKIMIZ YOK MU?’

Bayraklı Belediyesi’nde çalışan Kerim Öncü isimli işçi de “Hüküm giymiş işçilerin çalışma hakkı yok mu?” diye sordu. Öncü şöyle devam etti: “Bir işçi sabıkasından dolayı işinden ediliyorsa bu soruşturma milletvekilleri, bürokrasi ve cumhurbaşkanı için de başlatılmalıdır. Ülkenin cumhurbaşkanının bile sabıkası var ama cumhurbaşkanı olmasına engel değil. Hükümet kendi söylemleri ile de çelişiyor. Benim iki çocuğum var. Yarın onlara ‘Vatana millete hayırlı olun’ dediğimde onlar ‘Bu devlet seni kapının önüne koydu, sen bunu bana nasıl dersin’ dediğinde ben nasıl cevap vereceğim. Ailesine bakan, kredi ödeyen, hasta annesi olan işçi arkadaşlarımız var. Biz ne yapacağız? Bir an önce geri adım atılsın ve işlerimizi bize geri versinler. İşe girdiğimiz tarihten itibaren suç işlediysek göndersinler.”

Buca Belediyesinde çalışan Ercüment Yemen isimli işçi de “Bizim gibi binlerce insan mağdur olacak. Bizi tekrar suç makinesine mi çevirmeye çalışıyorlar? Biz hakkımızı arıyoruz. adalet istiyoruz. Bizi devlet işten atarsa hangi özel sektör işe alır. Helal ekmek, helal para kazanıyoruz bırakın çalışmaya devam edelim” diye konuştu.

HAK-İŞ, TÜRK-İŞ NEREDE?

Hükümlü işçilerin mücadelesine destek veren Bayraklı Belediyesi’nde çalışan Tekin Sırık isimli işçi de “Arkadaşlarımız bu sefer işiyle, aşıyla cezalandırılmak isteniyor. Çalışmaya devam edecek arkadaşlarımız kendilerini güvende sanmasın. Onlar da bu mücadelenin bir parçası olmalı. Kurulan korku imparatorluğu ile işçi arkadaşlarımız susturulmaya çalışılıyor. Alana çıkan işinden olacakmış gibi bir algı var. Mağdur olan arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız. Şunu da söylemek istiyorum. Biz korkmuyoruz” dedi.

Bayraklı Belediyesi’nde çalışan Leyla Karakaş isimli işçi de şunları söyledi: “Ben CHP üyesiyim ve CHP’li belediyelere şunu soruyorum, neden daha öncesinde işçiler belediye şirketine alınmadı ve taşerona mahkum edildi? CHP’li belediyeler buna karşın bir önlem alabilirdi ve bu kadar insan işsiz kalmayabilirdi. Şimdi güvenlik soruşturması adı altında bütün işçiler fişleniyor. Binlerce işçiyi sokağa atmanın neresi eşitlik. Kadro mücadelesini sadece Genel-İş vermemeli, diğer işçi sendikaları da bu mücadelede yer almalı. Ortak hareket edilseydi kadro hakkı elde edilmiş olurdu. Soruyorum, Hak-İş nerede, Türk-İş nerede? Neden işçilerinize sahip çıkmıyorsunuz? Biz hepsini bir arada birlik beraberlikle işçinin yanında istiyoruz.”

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Mart 2018 11:59
www.evrensel.net